Sayfa yolu
"Öğretmenler 5 centlik kâğıt için müdürlerle tartışıyor"
Yayın Tarihi: 21.08.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye'de çok sayıda genç için Avustralya coğrafi uzaklığına rağmen eğitim ve iş için tercih edilen ülkelerden biridir. Türkiye'den bakıldığında Avustralya "rahat", "sorunları olmayan" bir ülke olarak görünür. Halbuki neo-liberalizm tüm dünyada emekçilere saldırırken Avustralya'ya da uzandı... Çeşitli işgal bölgelerine ABD ile birlikte savaşmak üzere asker gönderen Avustralya hükümeti, içeride de özelleştirme politikalarıyla emekçilerin haklarını gasp ediyor.
Avustralya’da hızlanan özelleştirme süreciyle birlikte eğitim sistemindeki yaşanan dönüşümleri orada yaşayan ve öğretmenlik yapan Selahattin Çil’e sorduk. Özellikle eğitim için bu ülkeye gitmeyi planlayan gençlerin Avustralya'nın bilmedikleri bu yüzüyle biraz olsun tanışmak için bu söyleşiye göz atmalarında yarar var...
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Nevşehir Hacıbektaş doğumluyum, ilkokulu kendi köyüm Kütükçü’de okudum. Ortaokulu Hacıbektaş’ta, öğretmen okulunu Kırşehir İlköğretmen Okulu’nda bitirdim. Yatılı olarak okudum. 1969 yılında Kayseri’de beş yıl ilkokul öğretmeni olarak çalıştım. Türkiye’de yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle 1974 yılında dayımın isteğiyle Avustralya’ya geldim.
Avustralya’da ilk olarak okul aile birliklerinin kurduğu okullarda çalıştım. 1979’da ilk ve ortaokullarda göçmen topluluklarına din dersi verilmeye başlandı. O zaman ben de başvurdum ve bir lisede ders vermeye başladım. 1982 yılından beri de liselerde Türkçe dilbilgisi öğretmenliği yapmaktayım.
O zamandan bugüne Avustralya’nın eğitim sisteminde ne gibi değişiklikler oldu?
Avustralya’daki eğitimde sadece sınavların hazırlanmasıyla ilgili değişiklikler oldu. Onun dışında köklü bir değişiklik olmadı. Burada ilkokullar yedi yıl, ortaokullar dört yıl, liseler ise iki yıl. Her eyaletin kendi eğitim bakanlıkları, eğitim sistemini düzenleyen ayrı müfredatları var. Hükümet ise bunu sürekli olarak değiştirmek, müdahale etmek istiyor. En son NAPLAN Test (Ulusal Test) denilen ulusal teste dönüştürdüler işi. Onun dışında özel okullara daha fazla para ayrılıyor. Özel okullar seçme öğrenciler alıyor çoğunlukla. Fethullah Gülen’in de burada okulları var. Örneğin engelliyseniz, başka sorunlarınız varsa özel okullara gitmeniz zor oluyor. Özelikle Fethullah Gülen okullarında bu uygulanıyor. Önceden Katolik okullarına sadece Katolik olanlar gidebiliyordu. Gerçi şimdi biraz değişmiş durumda ama gene de bir yolunu bulmanız lazım girmek için. Buralarda dini eğitim veriliyor.
Her şeyi yerinde olan, parası olan, zeki çocuklara herkes öğretmenlik yapabilir. Diğer öğrencilere eğitim vermek daha zor. Sadece para için öğretmenlik yaptıkları ortada.
“Ulusal Test” dediniz az önce. Bunu biraz açabilir misiniz?
Bu test iki yıldır uygulanıyor. İlkokullarda 3. ve 5. sınıflarda, ortaokullarda 7. ve 9. sınıflarda uygulanıyor.
Bu testin sonucunda da öğrencileri notlarına göre futbol takımının oyuncuları gibi sıralıyorlar. Birinci takım, şu kadar maç yaptı, şu kadar gol attı gibi ayırıyorlar. Ulusal Öğretmenler Federasyonu bu teste karşı çıktı. Neden olarak şunları gösteriyor: Ulusal Test’te öğrenciler sadece bir yıl sonucunda değerlendiriliyor. Dolayısıyla öğrencilerin hayatları boyunca aldıkları eğitimle bir ilgisi yok. Öğrencilere yanlış bilgiler veriliyor. Başarısız durumda gösterilen okulların öğrencileri psikolojik açıdan olumsuz etkileniyor. Öğretmenler ve öğrenciler sınava endekslendiği için ezberci bir eğitimin önü açılıyor.
Ulusal programı da hazırlıyorlar şu ara. Bir yıl sonra uygulamaya geçecekler, böylece eyalet eğitim sitemini çökertecekler. Bütün bunların altında tüm okulların özelleştirilme hedefi yatıyor. Parası olanlar okuyacak, diğerlerine ise tabiri caizse “canınız cehenneme” diyorlar. Ulusal Test’in bir sonucu da öğrenci ailelerinin hangi okulun başarılı olduğunu öğrenmesi ve çocuklarını oralara göndermeye çalışması oluyor. Bu da diğer okullarda öğrenci ve öğretmen sayısının azalmasına yol açıyor.
Benim geldiğim 1974 yılında üniversiteler herkese parasızdı. Şimdi üniversiteler paralı, ilkokulları da özelleştirecekler, ilkokulları tamamen özelleştirdikten sonra devletin elinde olan üniversiteleri de satacaklar.
Burada iktidarda olan İşçi Partisi, İngiltere ve ABD’deki uygulamaları örnek alıyor. Başbakan Julia Gillard özellikle ABD’ye giderek orada eğitim konusunda bu politikanın öncülüğünü yapan Geogre Bush’un kardeşi Jeb Bush’la sürekli görüşüyor.
Buradaki öğretmenlerin durumu nasıl peki?
Tabii buradaki öğretmenlerin durumu Türkiye’ye göre çok farklı. Gelirleri ve yaşam koşulları daha iyi. Başarılı olan okullardaki öğretmenlere de fazla para vererek özel okullara almaya çalışıyorlar.
Buradaki öğretmenlerin sendikası Avustralya’daki diğer sendikalara göre daha aktif. Özellikle seçim dönemlerinde hangi partinin nasıl bir eğitim politikası uyguladığına bakıyor. Ve bu politikaları kitle iletişim araçlarını kullanarak kamuoyuna duyuruyor.
Bahsettiğimiz bu özelleştirme sürecine karşı, öğrenci anne babaları, göçmenler, işçi kesimi örgütlenirse, bu politikayı silah olarak seçimlerde kullanırsa bir engel oluşturulabilir. Onun dışında basamak basamak gündeme getiriyorlar. Özelleştirmeyi 10 yıl değilse 20 yılda tamamlayacaklar.
Eğitim, öğretmen okullarında bize “yetişmiş neslin yetişecek olanlara kendi kültürünü en iyi şekilde öğretmesidir” diye anlatıldı. Ya da “sosyalleşmemiş bireyleri sosyal hale getirmektir” diye öğretildi. Sonra Harun Karadeniz, saygıyla anıyorum, “eğitim üretim içindir” demişti. Ama bugün ben, düşünen öğretmen olarak, eğitimin sistemin analizini yapmaya ve değiştirmeye yönelik olması gerektiğini düşünüyorum. Bugün Avustralya her gün 70 milyon dolarını silahlanmaya, Irak’ta, Afganistan’da savaşa harcıyor. Okullarda öğretmenler ise 5 centlik bir kâğıt için okul müdürleriyle tartışma yaşıyorlar.
İki yıl öncesine kadar buralardaki okullar çok bakımsızdı, bazı duvarlar sanki kırk yıl önce boyanmış gibiydi. Özelleştirme süreciyle birlikte okullara bakım da yapılmaya başlandı.
Peki buradaki göçmenler için de aynı durum, aynı koşullar mı söz konusu?
Aslında ben buraya ilk geldiğimde Türkiyeli göçmenlerden üniversiteye giden öğrenci sayısı çok azdı. Şu anda bir hayli var. Buradaki Çinli ve Vietnamlı, özellikle daha önce gelen İtalyan ve Yunan göçmenlerin çocuklarının durumu iyi. Anglo Sakson kökenliler buna çok tepki gösteriyor. Buradaki göçmenlerin durumu şimdilik Avustralya’nın yerlilerinin, Aborjinler’in durumundan daha iyi.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.