Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Halk özelleştirmeye "Hayır" dedi

Almanya’nın Berlin eyaletinde 13 Şubat Pazar günü gerçekleştirilen “Bizim Suyumuz” referandumundan çıkan “Evet” sonucuyla, 12 yıl önce yarısı özelleştirilen Berlin Su İşletmeleri’nin yeniden kamulaştırılmasının önü açıldı.

Yayın Tarihi: 14.02.2011 , 22:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Berlin’de kayıtlı 2,47 milyon seçmenin %27,5’inin katılığı oylamada, oy kullanan seçmenlerin %98,2’si “Evet” oyu kullandı. Bu şekilde Berlin’de ilk defa bir refarandumda toplam seçmen sayısının dörtte biri olarak belirlenmiş yeterlilik sınırı aşılmış oldu. Alman Komünist Partisi’nin örgütleyicilerinden ve en aktif katkıcılarından biri olduğu referandum, özelleştirme karşıtı mücadelede çok önemli bir kazanım olarak tarihe geçecek nitelikte.

Referandumun öyküsü
1999 yılında Berlin Su İşletmeleri’nin %49,9’unun RWE ve Veolia isimli holdinglere devredilmesi, sürecin ilk adımını oluşturmuştu. Özelleştirmenin yıkıcı etkileri ise çok geçmeden ortaya çıktı. 2004 yılından itibaren su fiyatlarının anormal boyutlarda artması (Karşılaştırmalı analizlerde Berlin halkının dünyadaki en pahalı suyu satın almak zorunda bırakıldığı ifade ediliyor. Son 10 yıl içerisinde Berlin’de su %35 zamlanarak rekor kırdı.), yüzlerce işçinin işten atılması ve 3 su işletmesinin kapatılarak 30 km²’lik ökolojik öneme sahip içme suyu kaynağının gözden çıkarılması bardağı taşıran son damlalar oldu.

Sürecin baş sorumlusu ve Berlin eyaletinde iki dönemdir iktidarda olan SPD ve Sol Parti koalisyonu, kamuoyunun tüm baskılarına ve haber alma özgürlüğü prensibine rağmen RWE ve Veolia ile imzalanan gizli sözleşmeleri açıklamayı ısrarla reddedince, geniş bir sol koalisyon tarafından oluşturulan “Berlin Su Masası”, “ortak holdinglerle imzalanan tüm gizli sözleşmelerin kamuoyuna açıklanması” talebi ile referandum sürecini başlattı. 2008 ilkbaharında gerekli sayıda ilk grup imza senatoya teslim edildi ve 2010 Temmuz-Ekim ayları arasında yoğun bir çalışmayla 170.000 imza toplanarak Berlin halkı konuyla ilgili bilinçlendirilmiş, referandum da resmi olarak seçim takvimine alınmış oldu.

Bu süreçte Türkiye Komünist Partisi Berlin Örgütü de kampanya materyallerinin Türkçe’ye çevrilerek Berlin’deki Türk toplumuna ulaştırılmasına ve özellikle göçmenler arasında imza toplanmasına destek olarak süreçte yerini aldı.

SPD ve Sol Parti hükümeti 170,000 imza toplanmasının ardından referandumun gereksiz olduğunu, tüm belgelerin zaten kamuoyuna açıklandığını ifade etse de, uzmanlar 5 temel belgenin gizlendiğini ortaya çıkartarak senatonun işbirlikçi rolünü gözler önüne sermiş oldu.

Medyanın ve Alman siyasetinin neredeyse halktan kaçırdığı 13 Şubat referandumunda çıkan olumlu sonuç ve en önemlisi halkın %25’inin “sol bir gündemle” sandık başına gidip kamucu bir tavır alması kampanyanın başarısını ortaya koyuyor. İlerleyen süreçte SPD ve Sol Parti’nin tavrı merak konusu olurken, özel şirketlere sınırsız ayrıcalık, fiyat ve kar güvencesi tanıyan gizli sözleşmelerin açıklanmasının ardından “Berlin Su Masası”, eşitlik ve kamu çıkarı ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle özelleştirmenin iptali ve su işletmelerinin yeniden kamulaştırılması talebiyle dava açacak. Mahkemenin de referandum sonuçlarını gözeterek Berlin halkı çıkarına karar vermesi bekleniyor.

(soL - Berlin)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.