Sayfa yolu
Toplantılardan IMF çıktı!
Yayın Tarihi: 08.10.2009 , 14:19 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bildirgede, amacının "Dünyanın ekonomik görünümü, Yoksulluğun ortadan kaldırılması, Ekonomik kalkınma ve yardımların etkililiği dahil küresel meseleleri tartışmak üzere her yıl merkez bankalarının yöneticilerini, maliye ve kalkınma bakanlarını, özel sektörün üst düzey yöneticilerini ve akademisyenleri bir araya getirmek" olduğu belirtilen toplantılarda alınan ortak kararların özeti, ''İstanbul Kararları'' adlandırıldı.
''İstanbul Kararları'', önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek G-20 ile IMF-Dünya Bankası Bahar Dönemi toplantılarına da esas teşkil edeceği söylenen bildirgede, dört ana reforma dikkat çekilerek, şöyle deniliyor:
1.) IMF’nin görev tanımının, küresel istikrar açısından önem taşıyan makroekonomi ve finans sektörü politikalarının tamamını kapsayacak şekilde gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanmış, yüksek miktarlı ve hızlı sermaye hareketlerinin dünyanın dört bir köşesine ulaşabildiği günümüzde, görev tanımının kapsamının genişletilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2.)Esnek Kredi Hattının başarısının daha da ileriye götürülmesi ve daha fazla sayıda ülkeye sigorta imkânının sunulması gerektiği belirtilmiştir. IMF’nin küresel çapta faaliyet gösteren bir nihai kredi mercii olması öngörülmüş, fakat ihtiyati rezerv talebiyle karşılaştırıldığında Fonun mevcut kaynaklarının sınırlı olduğuna karar vermişlerdir.
3.) Uluslararası Para ve Finans Komitesi, G-20’nin politikaların karşılıklı olarak değerlendirilmesi sürecine IMF’nin katkıda bulunması önerisine destek vermiştir. IMF için yeni birçok taraflı gözetim faaliyeti olacak olan bu çalışma, makro-finansal bağlantılar ve ülkeden ülkeye yayılma etkisi üzerinde yoğunlaşması sebebiyle, gözetim gündemi ile uyumlu bulunmuştur. Finansal İstikrar Kurulu ile işbirliği içinde yürütülen yeni Erken Uyarı Çalışması’nın, aşırı dalgalanma risklerinin ve kırılganlıkların, ülkeler arası bir boyutu da içermesi sebebiyle, daha iyi kavranmasına yardımcı olacağı belirtilmiştir.
4.) Uluslararası Para ve Finans Komitesi’nin, G-20’nin yönetim alanında attığı büyük adımı da desteklediği, gereğinden fazla temsil edilen ülkelerden gereğinden az temsil edilen ülkelere, dinamik yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler lehine en az yüzde beş oranında kota payı aktarılacağı belirtilmiştir. Ocak 2011’e kadar tamamlanacak ve IMF’nin meşruiyetini ciddi ölçüde artıracak olan bu çalışma, Fonun gelecekte yapılacak çalışmalarından bahsederken, şu anda geçmiş reformların hayata geçirilmesi konusunda gecikmelerin mevcut olduğu belirtilmiştir.
Özetle G-20 ülkelerinin ekonomik sistemdeki karar alma ağırlığı artmakta ve IMF in daha etkin hale getirilmesi planlanmaktadır.
IMF Finans Komitesi Bildirgesi de dört başlıkta değerlendirmeler içermektedir.
- Sürdürülebilir Düzelme ve Finansal İstikrara Yönelik Politikalar
- Yönetim Reformları
- Fonun Gözetim Çalışmaları ve Görevleri
- Fonun Finansmanı ve Uluslararası Likidite
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Grubu’nun Yıllık Toplantılarında ele alınan konular da şöyle belirtiliyor:
- Gelişmekte olan ülkelerde yurt içi talebi canlandırmak için sosyal güvenlik sisteminin oturtulması ayrıca kurumsal yönetimin yeniden düzenlenmesi şarttır.
- Global Ekonomide dengelerin yeniden sağlanması gerekmektedir. Ancak burada yurt içi dinamikler ve politik konular da işin içine girmekte dolayısıyla ülkelerarası uzlaşmanın kolay olmayacağı görülmektedir.
- Özellikle gelişmekte olan ekonomilerin rezervlerindeki dolar cinsi varlıkların ağırlığını azaltabilecekleri, rezervlerin döviz ağırlıklarının ülkelerin kendi ticaret ilişkilerine göre yeniden yapılandırılabileceği öngörülmektedir.
- Krizde IMF, Dünya Bankası gibi uluslar arası finans kuruluşlarının önemi artmıştır. Global dengesizlikleri yönetmek, ulusal politikaları formüle etmek, global koordinasyon ve özellikle gelişmekte olan ekonomilere finansman sağlama konusunda IMF ile işbirliği içinde olmak önemli olacaktır.
- Toplantılarda öngörülen bir diğer konu ise enflasyonun yükselme riskinin düşük olduğudur. Zayıf talep, yüksek işsizlik ve kapasite kullanım oranlarının zayıflığı enflasyonu düşük seviyede tutması beklenmektedir. Bununla beraber gelişmekte olan ülkelerde deflasyon tehdidi söz konusu olabilir. Fakat orta vadede yüksek kamu açıkları ve yüksek likidite enflasyonun artmasına yol açabilecektir.
- 2010 yılında izlenecek iki önemli gelişmeden biri hükümet desteklerinden çıkış diğeri ise yeni bir finansal sistem kurmak olacaktır.
- Krizden çıkış stratejileri her ülke için farkı olacak, ülkeler bu stratejileri kendi koşullarına göre oluşturacaklardır. Ancak ülkelerin oluşturacakları bireysel stratejiler krizden çıkışta yalnız başına etkili olmayacak, global koordinasyon ile birlikte hareket edilmesi esas olacaktır.
- Bu çıkış stratejilerinin zamanlaması ayrıca önem teşkil edecektir. Alınan önlemlerin çabuk geri çevrilmesi global ekonominin tekrar bir resesyona girmesine yol açabilir. Önlemlerin uzun bir süre devam ettirilmesi ise bütçe açıklarının artmasına, enflasyonun yükselmesine, uzun vadeli faiz oranlarının artmasına yol açabilecektir.
- Toplantılarda İstanbul’un finans merkezi olması konusunda ise şu görüşler paylaşılmıştır: Türkiye’nin jeopolitik konumu, büyüklüğü, nüfusu, canlı yurt içi finansal piyasaya sahip olması, ülkenin Orta Doğu’da ki finansal ihtiyaçları karşılayacak bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
- Türkiye’nin bu konudaki artıları bilgi birikimi, sağlam bankacılık sistemi, vasıflı iş gücü, iyi uygulanan makro-ekonomik politikalar, bağımsız bir Merkez Bankası, bankacılık sistemindeki denetim yapısının güçlü olması.
- İstanbul’un finans merkezi konumuna gelmesi yalnızca yabancı şirketler için değil yerel şirketler için de oldukça fayda sağlayacaktır.
- Hisse senedi piyasaları açısından bakıldığında emtia piyasalarının ve türev piyasalarının gelişmesiyle daha fazla kurumsal yatırımcı tabanına ulaşılacaktır.
- Türkiye sadece kendi varlıklarını değil, diğer ülke hisse senetlerinin de ticaretini yapacaktır.
- Hukuk sisteminde ki gelişmelerle kararların süratli çözümü vergi sisteminin basitleştirilmesi, Türk Ticaret Kanunu gibi taslak halinde bulunan kanunların hızlandırılması gerekmektedir.
Toplantılardan elde edilen istatistiki veriler ve beklentiler ise şu şekildedir
- Global ekonominin 2010 büyüme beklentisi %3,1 seviyesindedir.
- 2009 Daralma tahmini - %1,1 düzeyindedir.
- Dünya ekonomisine gelişmekte olan ülkelerin 2009’da %1,7, 2010’da %5,1’lik büyüme ile öncülük etmesi beklenmektedir.
- Özellikle Çin %9, Hindistan % 6,4 büyüme ile öne çıkacak ülkeler arasında görülmektedir
- Türkiye’nin ise % 3,7 büyümesi öngörülmektedir.
- Gelişmiş ülkelerde büyümenin 2010’da % 1,3 ile sınırlı kalması beklenmektedir.
- IMF’nin global finansal sistem için toplam zarar tahmini 3,4 trilyon dolar seviyesinde olup bu zararlar şu anda 1,6 trilyon dolar seviyesindedir.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.