Sayfa yolu
Gazeteler petrol fiyatlarındaki artışın gerçek nedenini gizliyor
Yayın Tarihi: 21.03.2012 , 17:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31
Dünyada petrol fiyatlarının hızla yükselişi uluslararası gündemin ilk sıralarına yerleştiği gibi en çok da ABD'de tartışılıyor. ABD ana akım medyasında kamuoyu anketleri yapılıyor ve bu durumun nedenleri üzerine ABD halkının ne düşündüğü soruluyor. Geçtiğimiz yılın Ekim ayı başında patlak veren petrol fiyatları yükselişine ilişkin olarak uzmanların birbirinden farklı görüşleri de ana akım medyanın sayfalarını süslüyor. Birbirinden farklılaşan görüşler birbirine üstünlük sağlayamazken, gerçek nedenlerin de üzeri örtülüyor.
ABD'de yapılan kamuoyu anketlerinde, petrol fiyatlarının yükselişinden, İran geriliminden Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin artan petrol talebine, Obama yönetimine kadar çeşitli aktörler sorumlu tutulurken, ana akım medyanın kamuoyu oluşturmadaki başarısını da gözlemlemek mümkün oluyor. Pew araştırma şirketi ile Washington Post gazetesinin ortak yürüttüğü ulusal çapta bir ankete göre, petrol fiyatlarındaki yükselmeden, katılımcıların yüzde 18'i Obama yönetiminin politikalarını, yüzde 14'ü petrol şirketlerini, yüzde 11'i İran ile yükselen tansiyon ve Ortadoğu'yu karıştıracak bir savaş tehdidini, sadece yüzde 4'ü ise Wall Street'i sorumlu tutuyor.
Uluslararası alanda ise üzerinde en çok ortaklaşılan, petrol fiyatlarındaki yükselişe İsrail-İran, ABD-İran veya üçünün birden savaşması olasılığının neden olduğu inancı. Batılı güçlerin, dünyanın en büyük ikinci petrol rezervlerine sahip İran'a uyguladığı petrol ambargosunun, piyasadaki fiyatları alt üst ettiği söyleniyor. Gerçekten böyle mi?
Sorulması gereken en önemli soru ise, "petrol fiyatlarındaki yükseliş kimin işine yarıyor?"...
Tekellerin görünmez eli
Dünya petrol fiyatlarındaki artışın arkasında aslolarak Wall Street yani ABD'nin dev finans tekelleri yatıyor. Wall Street'in petrolün gelecek dönemdeki fiyatı üzerine spekülasyonlarının petrol fiyatlarındaki yükselişin asıl nedeni olduğu artık daha fazla kesim tarafından açıkça dile getiriliyor. Yine yükselişin bir başka nedeni olarak tartışılan arz-talep hesaplarının fiziksel gerçeklikten kopuk olduğu bir dizi uzman tarafından vurgulanırken, büyük finans tekellerinin yanı sıra BP gibi petrol devlerinin manipülasyonu asıl neden olarak gösteriliyor.
2008 yılının Temmuz ayında ham petrol fiyatları açısından gösterge kabul edilen Brent petrolün varil fiyatının 147 dolar gibi astronomik bir yükseliş sergilemesinde olduğu gibi son 6 aylık yükselişte de, Goldman Sachs, Citigroup ve JP Morgan Chase gibi dev yatırım fonları ve bankalarının petrol fiyatları üzerindeki spekülatif baskısının etken olduğu, söz konusu mali tekellerin, ABD hükümeti adına yetkili federal bir düzenleme kuruluşu olan Vadeli Emtia İşlemleri Komisyonu CFTC'den de destek gördüğü belirtiliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişten kimin sorumlu olduğuna dair ABD'de devam eden tartışmalarda ise, Cumhuriyetçiler petrol fiyatlarının yüksekliği sorununu ABD Başkanı Barack Obama'nın ekonomi politikalarını eleştirmek için kullanıyor. Fakat ne Demokratların Obama başkanlığındaki yönetiminden ne de petrol fiyatlarındaki yükselişi önümüzdeki Kasım ayında yapılacak ABD Başkanlığı seçimleri kampanyasına malzeme haline getiren Cumhuriyetçilerden, faturanın Wall Street'e kesilmesine yol açabilecek bir ses geliyor. Nedeni ise, iki bölmenin de seçim kampanyalarının finansmanı için söz konusu mali tekeller tarafından desteklenmesi.
Wall Street'in finans tekelleri ve diğer büyük finansal spekülatörler, geçmişte tüm petrol sözleşmelerinin yüzde 30'una sahip iken, şimdi yüzde 64'ünü ellerinde bulunduruyor. Petrol üreticilerinin ve son kullanıcıların elindeki sözleşmelerin oranı ise yüzde 70'ten yüzde 36'ya düşmüş bulunuyor. Özetle, az sayıdaki finansal spekülatör, dünya petrol piyasasının büyük bölümünün kontrolünü elinde bulunduruyor.
Petrol spekülatörlerinin vadeli enerji işlemleri piyasası üzerinde kontrolünün, geçtiğimiz 10 yıl içinde iki katına ulaşarak yüzde 80'e ulaştığı belirtilerek, petrol spekülatörlerinin petrol piyasası üzerindeki hakimiyetini durdurmak için önlem alınması gerektiği vurgulanıyor.
ABD Merkez Bankası FED'in St Louis eyaletindeki şubesinden iki ekonomistin ABD basınında sınırlı ilgi gören araştırmasında ise, Wall Street'in spekülasyonlarının dünya petrol fiyatlarındaki yükselişinde son 10 yıldaki payının yüzde 15 olduğu açıklandı. Bu bulgu, son 6 aya damgasını vuran yükselişinin nedenleri açısından da önemli bir işaret oldu.
Tekellere kuralsızlık, emperyalizmin kuralı...
"Bağımsız" Vadeli Emtia İşlemleri Komisyonu CFTC, kapitalizmin dünya çapındaki krizi başladıktan sonra spekülasyonu sınırlandırmak üzere adım atan ABD hükümetinin Dodd-Frank Reformu diye anılan ve iki senatörün hazırladığı bir yasa paketi kapsamında kuruldu. Komisyon, vadeli işlemler piyasasında alınıp satılan sözleşme miktarı üzerine pozisyon limiti tesis edileceğini taahhüt ediyor, çıkarılan yasa bu piyasalarda işlem yapan mali tekellere 270 gün süre tanıyarak, tekellerden pozisyon limitlerini 17 Nisan 2011'e kadar "düzene koymaları"nı istiyordu. 17 Nisan'a gelindiğinde işlerin eskisi gibi sürdüğünün görülmesi üzerine bu süre 4 Ekim 2011'e kadar uzatılıyor, 4 Ekim'de de hiçbir şeyin düzelmediği görülünce CFTC Başkanı Gary Gensler, "bu işi zamana karşı yarışa çevirmek istemiyoruz. Biz işleri düzeltecek bir biçimde yapmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla daha iyi bir yola doğru ilerlediğimiz sürece bizim için birkaç haftanın önemi yok" diyordu. Bu defa da düzenlemenin 18 Ekim'e kadar hayata geçirilmesi talep ediliyordu.
Bu sürecin başındaki Gary Gensler'in 18 yıl boyunca Goldman Sachs'ta çalışan, bir süre de bankanın mali işlerinin başında bulunan kişilerden biri olması ve CTFC'nin petrol piyasaları üzerine Ekim 2011'de çıkardığı yönetmeliği dünya petrol fiyatlarındaki patlamanın izlemesi de ayrıca dikkat çekiyor. Söz konusu yönetmeliğin ancak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldığı, Wall Street'in ise mahkemeye başvurarak yürürlüğü durdurma kararı çıkardığı biliniyor.
Gıda fiyatlarındaki yükselişin nedeni de finans tekellerinin spekülasyonları
Hemen hemen bütün sektörleri etkileyen bir girdi olan petrolün fiyatlarında yaşanan yükselişten tüm sektörlerdeki fiyatların etkileneceği, özellikle de gıda fiyatlarında artışlar yaşandığı biliniyor. Dünya Gıda Örgütü FAO tarafından 1990 yılından beri yayımlanan Dünya Gıda Fiyatları Endeksi ile petrol fiyatlarının seyri arasında paralellik olduğu görülüyor. Gıda fiyatlarında, petrol fiyatlarının zirve yaptığı 2008 yılı Temmuzu'ndaki hızlı artış ve 2010 yılından itibaren başlayan yükseliş eğilimi yine bu paralelliğe işaret ediyor.
Dünyadaki açlığı bu şekilde petrol fiyatına bağımlı olarak değil de doğrudan artıran düzenlemelere de imza atan, gıda fiyatlarının dünya üzerinde sürekli artış göstermesinin tek nedeni yarattıkları spekülasyonlar olan finans tekellerine her tür yasal kolaylığı sağlayan ABD'de, klasik ve neo-klasik iktisatçıların "yeni" teorileri ve ana akım medyanın başka suçlu arama gayretkeşliği ise mide bulandırıyor. ABD yönetimi spekülasyonu önlemek yerine "sınırlandıracak" düzenlemelerle kamuoyunu meşgul ederken, gıda fiyatlarındaki artış binlerce insanın açlıktan ölümüne, milyonlarcasının da açlık tehdidi altında yaşamasına neden oluyor, fakat emperyalist şirketler spekülasyonu "sınırlandıracak" düzenlemeleri de bloke etmek için elinden geleni yapıyor.
Açlık sorunun nedenleri de apaçık ortada olmasına karşın, emperyalizm meseleyi kötü iklim koşullarına, siyasi "istikrarsızlığa", "açlığın yoğun olduğu ülkelerde piyasa ekonomisinin kurallarının yeterince özümsenememiş olması"na bağlıyor. Tıpkı, bugün gündemin ilk sıralarında yer alan dünya petrol fiyatlarının yükselişine, emperyalizm olgusunun gözden uzak tutulması amacıyla başka kılıflar bulunmaya çalışılması gibi.
(soL - Ekonomi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.