Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bakan Yılmaz’dan kıdem saldırısına "istihdam" kılıfı

<strong>Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, kıdem tazminatının fona devredilmesiyle ilgili düzenlemelere dair açıklamalarda bulundu.</strong>

Yayın Tarihi: 17.09.2011 , 22:16 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, dün Vatan gazetesine verdiği demeçte, hükümetin istihdam stratejisinin önemli bir parçası olan ve işverenlerin işçi çıkarmasını çok daha kolay hale getiren kıdem tazminatı fonuna yönelik eleştirilere yanıt verdi. Yılmaz fon uygulamasını savunurken yine “ne kadar esneklik, o kadar ek istihdam” argümanını ve çalışanların yalnızca küçük bir bölümünün tazminat alabiliyor olmasını öne çıkardı. Bakanın bu açıklamasına karşın, esnek istihdamın yaygın olarak uygulandığı ülkelerde, işsizlik sorunun çözülmediği ise bilinen bir gerçek.

“Esnek piyasa = İstihdam artışı” yalanı
Bakan Yılmaz, Türkiye’de işgücü piyasasının katı olduğunu ve bunun değişmesi gerektiğini şu sözlerle savundu: “Türkiye’nin işgücü piyasası konusunda ciddi bir çaba harcanması gerek. İşgücündeki katılıklar istihdam artışını engelliyor. İşsizlerin hakkını korumak devletin görevi. Çalışanlar ve işverenler haklarını koruyor, savunuyorlar. İşsizlerin hakkını savunacak hiçbirşeyleri yok. Ama bizim işsizlerin haklarını korumak için attığımız adımlar diğer kesimlerde bir takım endişeler oluşturuyor. Bunu da haklı görmüyorum. Baktığınız zaman dünya ortalamaları ortada. İşgücü piyasalarını ne kadar esnek hale getirirseniz, verimliliğini artırırsanız, istihdamı o derece artırıyorsunuz. Ama böyle durumlarda oluşmuş statükoyu aşmak zaman alabiliyor. İstihdam Paketi’ni hazırlarken, meselelere çok boyutlu yaklaşıyoruz. Pakette sadece işgücü esnekliği değil, Kıdem Tazminatı meselesi, mesleki eğitim kursları, daha etkili bir işgücü piyasası oluşturmaya dönük tedbirleri oluşturmaya fırsat bulacağız.”

Bakan’ın açıklamalarında öne sürdüğü “ne kadar esneklik, o kadar istihdam” argümanı, işgücü piyasasının dünyada en esnek olduğu Amerika Birleşik Devletleri örneğiyle çelişiyor. Zira ABD’de kriz öncesi yüzde 5’lerde olan işsizlik oranı küresel krizin etkisiyle 2009’da yüzde 10’a kadar yükselmişti. Bu oranın 2011 Temmuz ayı itibariyle halen yüzde 9 olduğu görülüyor. Benzer şekilde emek piyasasının en esnek olduğu ülkelerden biri olan İngiltere’de de, işsizlik oranı yüzde 8’e yakın ve son üç ay içerisinde 80 bin kişinin daha işsizler ordusuna katıldığı belirtiliyor.

“İşveren rahatlayacak, işçi hesabını bilecek”
Kıdem tazminatında fon uygulamasının işverenleri rahatlattığını gizlemeyen Yılmaz, mevcut sistemde çalışanların sadece yüzde 7’sinin tazminat alabilmesini bir hukuksuzluk ve hak gaspı olarak değil, kıdem tazminatı sisteminin kendisinden kaynaklanan bir sorun olarak dile getirdi:

“Çalışanların sadece yüzde 7’si tazminat alabiliyor. Yani bu kadar tartışıyoruz ya bu konuyu, sadece bu yüzde 7 için yani. Yeni yapıyı kurduğumuz zaman böyle bir sorun olmayacak. Sadece yüzde 7’nin aldığı kıdem tazminatından bahsediyoruz. Bunu çözeceğiz” dedi. Yeni sistemin zorunluluk olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu: “Bir taraftan işveren rahatlamış olacak. Bugünkü sistemde işveren işe adam almak istemiyor. İnsanlar fazla çalıştırılıyor. Bizde çalışma saatlerinin çok yüksek olmasının bir sebebi de bu. Yeni işçi alacağına mevcudu daha fazla çalıştırıyor. Şu anda hiç üretim artışı olmadan çalışma saati ortalama 2 saat kısalsa, işsizlikte muazzam bir azalma oluyor. İşverenin kafasında şu olmamalı: ‘Ben bir işçi aldığım zaman yarın, öbürgün, ben bunun altında kalırım’... Bu endişenin olmaması lazım. İşçi de çok şeffaf, açık kurallara bağlı bir sistemde neyi ne zaman alabileceğini görebilmeli. Hakkını hukukunu bilebilmeli. Şunu da söylemeliyim. Bunda kimsenin teknik olarak itiraz edebileceği bir boyut görmüyorum ben doğrusu. Lüzumsuz tartışmalar oluyor. Halbuki bu sistemin detaylarını oturup konuşsak anlaşabiliriz.”

Bakan’ın açıklamalarında Türkiye’de çalışma saatlerin yüksek olmasını patronların kâr hırsına değil, kıdem tazminatının varlığına yüklemesi dikkat çekti. Zira Türkiye’de işçilere hemen hemen hiçbir yerde fazla mesai ücreti verilmezken, kıdem tazminatı fonuna geçilmesinin aşırı çalışmayı nasıl önleyebileceği, ayrıca çalışanların sadece yüzde 7’sinin tazminat alabildiği itiraf edilirken bunun nasıl olup da aşırı çalışmanın nedeni olabileceği gibi soruların yanıtları bu açıklamalardan sonra merak konusu olmaya devam ediyor.

Öte yandan, Bakan’ın patronlara açıkça, “bir işçi aldığı zaman bunun altında kalmayacağının”, yani patronun yeri geldiğinde “fazla” bulunan işçiyi istediği gibi işten çıkarabileceğinin güvencesini de verdiği görülüyor.

Hem işsizlik sigortası hem kıdem tazminatı “hiçbir ülkede yok”muş!
Bakan Yılmaz, kişisel hesaplara yatırılan fon sisteminde bir çalışanın şu anda hak ettiğinden çok daha düşük tazminat alacağı yönündeki eleştirilere de kaçamak yanıt verdi:

“Geleceğe dönük miktarlar henüz kesinleşmiş, ne kadar kesinti olacağı netleşmiş değil. Bir çok ülkede İşsizlik Sigortası’na geçilirken, Kıdem Tazminatı bırakılmış. Ama bizde hem İşsizlik Sigortası sistemi getiriliyor, hem de Kıdem Tazminatı duruyor. İşsizlik Sigortası’nın olmadığı bir ortamda, yüksek Kıdem Tazminatı bir anlamda bir İşsizlik Sigortası işlevini görmüş. Ama şimdi İşsizlik Sigortası var. Siz işsiz kaldığınızda zaten bir fon var ve devlet size belli bir miktar ödemeyi yapıyor. Kıdem Tazminatı ise artık daha farklı olmak durumunda. Bu biraz böyle emeklilik gibi biriktirdiğiniz bir fon olacak. Yani İşsizlik Sigortası var, dolayısıyla Kıdem Tazminatı ona biraz ilave gibi olacak. Biz Türkiye’ye İşsizlik Sigortası’nı getirmişiz, fakat eski yapıyı da olduğu gibi devam ettiriyoruz. İşte rekabet gücünde neden bu haldeyiz, bu yüzden... Bunu da taşıyamıyor sistem. İşsizlik Fonu’nu getirdiğimizde Kıdem Tazminatı’nı kaldırmadık. Oysa kaldırmamız gerekiyordu. Hem o hem bu, ikisi birden hiçbir ülkede yok. Dolayısıyla ‘her iki sistem de olacak, ama hepsi yüksek olacak’ diye bir şey olmaz.”

İşsizlik sigortasının zaten işçilerin maaşlarından yapılan kesintilerden oluşması ve bakanın fondan yapılan ödemeleri bir lütufmuş gibi sunmasının tuhaflığı bir yana, Bakan’ın “hem kıdem hem işsizlik sigortası olmaz” sözleri gerçeklerle bağdaşmıyor. Örneğin Almanya’da 4 yıl çalıştıktan sonra haksız yere işten çıkarılmış bir işçi 2 aylık kıdem tazminatı almanın yanı sıra net kazancının yüzde 67’sini, yaşına göre 6 ila 24 ay arası bir süreyle işsizlik sigortası olarak alabiliyor. Fransa’da ise daha kısa bir kıdem tazminatı miktarı ödenmekle birlikte, prim ödeme süresine göre 24 aya kadar, 50 yaş üzeri işçiler için ise 36 aya kadar bir süreyle işsizlik sigortasından yararlanılabiliyor. Hükümetin model aldığı iddia edilen Avusturya’da ise 4 yıllık bir işçi 2 aylık kıdem tazminatının yanı sıra net kazancının yüzde 55’i kadar bir aylığı 5 ay boyunca işsizlik ödeneği olarak alabiliyor.

Diğer taraftan Bakan Yılmaz’ın, yeni sistemde işçilerin hak ettiği tazminat miktarının azalacağına ilişkin değerlendirmeleri yalanlamadığı görülürken, böyle bir azalmanın “rekabet” için gerekli olduğunu da üstü kapalı bir şekilde ifade etmiş oldu.

(soL - Ekonomi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.