Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

“Adeta pazarlamakla mükellefler...”

AKP hükümeti 12 Eylül referandumunun hemen ardından özelleştirme uygulamalarında gaza basacağını belli etti. Hükümet üyelerinden arka arkaya özelleştirme açıklamaları gelirken, yargıyı teslim aldığını varsayan ve böylece son engelin de kalktığını düşünen AKP'nin adeta “gözü döndü.”

Yayın Tarihi: 16.10.2010 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

AKP'li bakanlardan referandum sonrası arka arkaya özelleştirme açıklamaları geliyor. Hükümetin daha önce gündeme getirdiği ancak çeşitli nedenlerle ertelediği ya da yargıdan dönen özelleştirmeleri bu kez gerçekleştirmeye kararlı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek önceki gün özelleştirmelere hızla devam edeceklerini vurgulayan bir açıklama yaparak "Köprü ve otoyollar, ilk aşamada özelleştirme programına alınacak, daha sonra da diğer hususlar belirlenecek. Milli Piyango İdaresi'nin hizmet alımı yöntemiyle mi, yoksa lisans devriyle mi özelleştirileceği konusunda da birkaç hafta içinde karar verilecek ve bu kuruluşun özelleştirme stratejisi ortaya konacak” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise geçtiğimiz günlerde Türkiye'nin en büyük iki kamu kuruluşu olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve BOTAŞ'ın halka arz yoluyla özelleştirileceğini açıkladı.

Elektrik dağıtımı ve üretimi alanında özelleştirme ihaleleri ise referandum arası vermeden, yaz aylarında tüm hızıyla sürdü. AKP hükümeti, 2010 yılı sonuna kadar elektrik dağıtım alanını bütünüyle özel sektöre devretmeyi planlıyor.

Referandumla hükümetin eli güçlendi
AKP hükümetinin referandumda onay aldığı Anayasa değişikliği paketinde, özelleştirme davalarının iptal ile sonuçlanmasına yol açmasına karşı elini güçlendirecek bir madde yer aldı.

Anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemede 12. maddede, Anayasa'nın 125. maddesine, yargı yetkisinin idari ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu vurgulanarak, "Bu yetki hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz" cümlesi eklendi.

Buna göre, başta özelleştirme uygulamalarında olmak üzere yargının AKP hükümetinin işlemlerine ilişkin verdiği iptal ve yürütmeyi durdurma kararlarında, "kamu yararı ve yerindelik ilkesi"ni dayanak olarak kullanmasının engellenmesi amaçlandı.

Köprü ve otoyol satışı bu kez yargıdan döner mi?
2007 yılında alınan Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep,Toprakkale-İskenderun, İzmir-Çeşme, İzmir-Aydın Otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri ile bağlantı yolları, bu kararın yürütmesinin durdurulması nedeniyle bir kez daha özelleştirme gündemine alınıyor.

Tüketiciyi Koruma Derneği (Tükoder) tarafından açılan davada, 31 Aralık 2008'e kadar, 9 otoyol ve 2 boğaz köprüsünün işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin 17 Nisan 2007 tarihli ÖYK kararının Danıştay'da oybirliği ile yürütmesi durdurulmuştu.

Sermayenin “şansı” tutacak
Daha önce 2009 yılında Şans Oyunlarının Lisans Devri için yapılan ihale, katılımcı sermaye gruplarının 1,6 milyar dolarlık başlangıç fiyatını yüksek bulup, fiyat artırımı yapmamaları nedeniyle iptal edilmişti.

İlk özelleştirme girişimindeki hüsranın ardından AKP hükümeti, şans oyunlarını yöneten Milli Piyango'yu yeniden ihaleye çıkarmaya hazırlanıyor. Maliye Bakanı Şimşek'in önceki gün yaptığı açıklamada, Milli Piyango'nun özelleştirme yönteminin birkaç hafta içinde belirlenmesinden hemen sonra ihale sürecinin başlatılacağı vurgulandı.

Türkiye'nin büyük holdingleri ve yabancı sermayenin ilgi duyduğu bu özelleştirmeye, yandaş sermaye gruplarının nasıl yaklaşacağı merak konusu. Yandaş sermayenin, şans oyunlarını “kumar ve haram” olarak değerlendirip ihaleden uzak durup durmayacakları ortaya çıkacak.

Elektrik dağıtımı verdiler sıra üretim özelleştirmelerinde
Yaz aylarında gerçekleştirilen elektrik dağıtım ihaleleriyle birlikte, Türkiye elektrik dağıtım piyasasının yüzde 75’i (63 il) özel sektöre devredildi. Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş'nin (TEDAŞ) elinde bulunan son 3 dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren olan Akdeniz, Toroslar, İstanbul Anadolu Yakası dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin ise 2010 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. AKP hükümetinin son üç dağıtım şirketini özelleştirmesiyle, elektrik dağıtım hizmeti bütünüyle özel sektöre bırakılmış olacak.

Elektrik üretiminde ise özelleştirmeler küçük akarsu santrallerinin devriyle başladı. Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait 19 gruba ayrılan 52 adet akarsu santrallerinin “işletme hakkı devri” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 2 Aralık 2009 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihaleler açılmıştı. Bunlardan 18 grubun nihai pazarlık görüşmeleri sonuçlandı ve HES'ler özel sektöre devredildi. Üretim alanında özelleştirmelere Hamitabat Doğalgaz Santrali'nin hisse satışı ile devam edilecek.

Toplam 16 bin 211 megavat ile Türkiye’nin kurulu gücünün yüzde 36’sını oluşturan 46 adet elektrik üretim santralinin ise nasıl özelleştirileceği 14-15 Ekim tarihinde yapılan Enerji Bakanı Taner Yıldız ve bürokratların katıldığı “Enerji Arenası” toplantısında tartışıldı, özelleştirme yöntemleri önümüzdeki günlerde belirlenecek.

TPAO ve BOTAŞ da özelleştirilecek
Enerji alanında gündeme alınan özelleştirmeler, elektrik üretim ve dağıtımı ile sınırlı değil. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, referandumun üzerinden bir hafta bile geçmeden Türkiye'nin devlet petrol şirketi TPAO'nun yüzde 49'unun halka arz edileceğini açıkladı.

2011 yılı içerisinde bu işlemin gerçekleştirileceğini ve konuyla ilgili hazırlıkların sürdüğünü belirten Yıldız, şirketin statüsünde önemli değişiklikler yapacak yasal çalışmaların son aşamaya geldiğini söyledi.

Dünya petrol rezervlerinin hâlâ yüzde 80'inden fazlasını devlet şirketleri kontrol ederken, AKP hükümetinin TPAO'yu özelleştirmek için adım atmasının, yabancı petrol tekellerinin bölgede etkinliğinin artmasına yarayacağı belirtiliyor. Özellikle Karadeniz'de zengin petrol rezervlerin bulunması olasılığının bildirildiği bir dönemde yapılacak halka arz, TPAO'nun kontrolünde etki sahibi olabilmek için yerli ve yabancı sermayeye davetiye çıkaracak. Karadeniz'de sürdürülen çalışmalarla ilgili TPAO'nun hafta başında, kurum personeline basına ve kamuoyuna Karadeniz arama çalışmaları ile ilgili konuşma yasağı koyması, bu çalışmaların önemine işaret ediyor.

TPAO'nun hisselerinin halka arzı için bir anonim şirket haline getirilmesi gerekiyor. TPAO hisselerinin borsada işlem görmeye başlaması ise 6326 Sayılı Petrol Kanunu'nda bu şirkete verilen imtiyazların da ortadan kaldırılmasını gerektireceğinden, devletin petrol sektörü üzerindeki kontrolünü zayıflatacak. TPAO'nun özelleştirilmesi anlamına gelen halka arz ile boru hatları ve rafineri yatırımına hazırlanan Çalık Holding'in de ilgilendiği belirtiliyor.

Enerji Bakanı Yıldız, TPAO'nun halka arzının hemen ardından BOTAŞ'ın da halka arz edileceğini açıkladı. Öte yandan, BOTAŞ doğal gaz sektörünün serbestleştirilmesi gerekçesiyle yurtdışından doğal gaz ithalini öngören kontratların yeniden özel sektöre devredilmeye başlanacağını açıkladı. Daha önce 4 milyar metreküplük devir yapan BOTAŞ, şimdi 6 milyar metreküplük kontrat devri yapacak.
(soL-Ekonomi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.