Yunanistan'da durdurulamayan emekçi hareketine provokasyon denemesi

Yunanistan'da emekçi hareketinin giderek güçlenmesi, dün sabah başlayan 48 saatlik genel grevle taçlanmıştı. Ancak bugün parlamentoyu kuşatmış olan emekçilere, maskeli gruplar tarafından saldırı düzenlendi.
Perşembe, 20 Ekim 2011 21:43

Yunanistan'da ülkeyi kilitleyen ve yüz binleri sokağa döken genel grevin ikinci gününde parlamentonun önündeki Sintagma Meydanı'nda çatışma çıktı. Maskeli anarşist gruplar, burada Tüm İşçilerin Mücadele Cephesi PAME'ye saldırdı. 3'ü ağır onlarca kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Dimitris Kotsaridis isimli 53 yaşındaki PAME üyesi inşaat işçisi sendikacı ise gazdan dolayı yaşamını yitirdi.

kke_3_0.jpeg
Provokasyon öncesinde parlamento önündeki PAME kitlesi

Dün sabah, ülkede 48 saatlik genel grev başlamıştı. Dünkü eylemlerde yüz binler sokaklara dökülmüş, bu kadar büyük kitlelerin meydanlarda toplanması işçi hareketinin gücünü artırdığını tescil etmişti.

ekran_alintisi_7.jpg

Yunanistan Komünist Partisi'nin (YKP) etkin olduğu işçi cephesi PAME, günler önce genel grev çağrısı yaptığında, grevin ikinci günü hükümetin Torba Yasa'sının geçmesini engellemek üzere parlamentoyu kuşatma çağrısı yapmıştı. Torba Yasa'da birçok ek vergi ve çeşitli hakların kaldırılmasını düzenleyen yasalar bir arada bulunuyordu.

PAME'li işçiler, geçtiğimiz günlerde birçok Bakanlık binasını işgal etmiş, son olarak ise hükümetin krizin faturasını halka ödetmek için elektrik faturalarına yansıttığı özel vergi borçlarını engellemek üzere Elektrik İdaresi binasını basmış ve faturaların basılmasını engellemişlerdi.
ekran_alintisi4.jpg
Bugün sabah da çok büyük kalabalıklar PAME önderliğinde Meclis'i kuşattılar. Meydana çıkan yollar dahi kalabalıktan dolayı tıkanmıştı.

Fakat sabah saatlerinden itibaren "koukoulofori" adı verilen maskeli gruplar, PAME'li işçilere sözlü sataşmalarda bulunuyordu. Bu maskeli gruplar, uzun süredir polis tarafından provokasyon yaratılmasına uygun bir ortam sağlıyordu. 3 sene önce Alexis isimli gencin polis tarafından öldürülmesinin tetiklediği eylem dalgası sırasında da maskeli gruplar çeşitli provokasyonlarda bulunmuşlar, Yunanistan Komünist Partisi de "yüzlerini saklayan kişilerin hem eylemlerin meşruiyetini zedelediğini, hem de polisin de aynı şekilde yüzünü saklayarak kışkırtmalarda bulunmasına ortam sağladığını" söylemiş, haklı olan eylemlere katılanların yüzlerini saklamaması gerektiğini savunarak, maske takanları polis olmakla suçlamıştı.

00a946f6173519ac4cf1c38b1bd77b9c.jpg

Aslında bakılırsa bu polislik suçlaması çeşitli kereler kanıtlanmıştı da. Örneğin bu sene Haziran ayında maskeli göstericilerin, polis tarafından kollandığı anı gösteren bir video ortaya çıkmıştı. Bugün de PAME'li işçilerin güvenlik görevlileri alana gelen provokatörleri yakalamak amacıyla kimlik kontrolü yaptıkları sırada maskeli iki kişinin üzerinde polis kimliği buldular. YKP'nin yayın organı Rizospastis de geçtiğimiz günlerde maske giymiş çeşitli polislerin fotoğraflarını yayınlayarak deşifre etmişti.

ekran_alintisi6.jpg

Bugün Sintagma Meydanı'ndaki eylem sürmekteyken, saat 15:00 sularında maskeli gruplar PAME'li işçilere saldırdı. Uzun süre devam eden çatışmada çok sayıda kişi yaralandı. PAME'li yaralıları taşıyan ambulansın hastaneye ulaşması da maskeli gruplar tarafından engellenmeye çalışıldı.

PAME: Emekçi hareketi bu çevrelerin ellerini kesecek güce sahiptir
PAME, yaşanan saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Bugün Meclis’in çevresindeki emekçi halkın görkemli hareketi provokasyonlara maruz kaldı. PAME bu provokasyona işçilerle ve gençlerle karşı koydu. Belli çevreler emekçi halkla olan hesaplarını bugün görmeye çalıştılar. Aklımızdan çıkarmayalım ki emekçi halkın hareketi bu çevrelerin ellerini kesecek güce ve deneyime sahiptir."

ekran_alintisi7.jpg

Papariga: Sınıf savaşından korkanların sorunu ideolojik
Yunanistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Aleka Papariga ise "Sınıf savaşından korkan çevreler ve siyasi partiler bu hareketi zaman zaman havuçla zaman zaman sopa ile durdurabileceklerini düşünüyorlar" dedi. "Çocuklar" denilen çevrelerin paramiliter kuvvetlerle ilişkili olduklarını iddia eden Papariga, "Devletin müdahalesine açık olan «koukouloforizm» (maskecilik) ideolojik olarak sol kimi çevrelerin ideolojik sorunlarına yaslanmaktadır" dedi. Papariga, bu saldırıların planlı olduğunu da belirtti.

Genel grevin ikinci günüyle ilgili yaptığı açıklamada yaşanan provokasyona da değinen YKP, polis tarafından tolere edilen maskeli "anarko-faşistler" tarafından provokasyon mekanizmalarının devreye sokulduğunu, ancak PAME'nin iyi organize olmuş güvenliğinin saldırıları püskürttüğünü belirtti.

YKP ile diğer sol niye ayrılıyor?
PAME'ye saldıran grubun içinde anarşistler ve çeşitli diğer sol gruplar bulunuyordu. Krizin başından beridir giderek güçlenen ve etkili eylemler örgütleyen YKP'nin elinden inisiyatifi almanın yolu bu çevreler için YKP'yi "düzen safında" göstermekten geçiyor. Daha önce de bu amaçla YKP'yi karalama kampanyaları düzenlenmişti. Fakat bugünkü saldırı, işlerin rengini değiştirecek gibi görünüyor.

YKP Siyasi Bürosu, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada diğer sol gruplarla arasındaki açıyı şu sözlerle ifade etmişti:

Kendilerine ister “ekümenik”, ister “merkez sol”, “yurtsever” ya da “sol” desin, her ne şekilde adlandırırsa adlandırsın, çeşitli hükümetlerin kurulmasıyla halkın yararına bir çözümün bulunabileceğini düşünmek büyük bir tuzaktır. Synaspismos/Syriza gibi güçler tarafından önerilen bu tür hükümetler halka değil, düzene nefes alma şansı tanıyacaktır. (…) Bu tür hükümetlerin [zenginler açısından] yararlı dahi olacağı görülecektir, çünkü onlar halkın bilincinde olumlu yönde, halkın gerçekleri görmesini sağlayacak radikal kopuşların olmasını engelleyebilirler. Yunanistan’da ve AB’de her renkten oportünistin beklentilerinin ya karşılıksız çıktığı ya da sermaye egemenliğinin işine yaradığı görülmüştür. Krizin nedenlerini bulmayı beceremiyorlar bu konuda bir uzlaşmaya varmayı ise hiç beceremiyorlar ve bazı ortak taleplerin ötesinde bir çıkış ve bir iktidar alternatifi oluşturamıyorlar, çünkü siyasi çizgileri kapitalizmin insanileştirilmesi ve AB’nin dönüşümü ile başlayıp bitiyor.”

(soL - Atina)