Sayfa yolu
Yunan hükümeti savaş ilan etti
Yayın Tarihi: 05.03.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu’nun önceki gün açıkladığı “kemer sıkma tedbirleri”, ücretleri azaltmak, emekli maaşlarını dondurmak, halktan alınan vergileri artırmak, ücretli tatil hakkını gasp etmek gibi birçok halk düşmanı politikayı içerirken, emperyalist ülkelerden “yetmez” açıklamaları geliyor.
PASOK hükümeti önceki gün, bütçe açığını azaltmak üzere yeni bir program hazırladı. Bu programla birlikte Yunanistan, Aralık ayından bu yana üçüncü kez “kemer sıkma tedbiri” almış oldu. PASOK hükümeti bu politikalarla 2009’da gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 12,7’si düzeyinde olan bütçe açığını 2010 sonunda yüzde 8,7’ye indirmeyi planlıyor.
PASOK’un Aralık ayında ilan ettiği programda 9,8 milyar euro kaynak yaratılması öngörülmekteydi. Bu program, devlet memurlarının maaşında yüzde 10 kesinti yapılması, fazla mesai ücretlerinin düşürülmesi, kamuda istihdamın azaltılması, sübvansiyon ve emeklilik fonlarında kesintiye gidilmesi, sağlık harcamalarının azaltılması, benzin, sigara, alkollü içkiler, cep telefonları gibi ürünler üzerindeki vergilerin artırılması gibi birçok halk düşmanı politikanın uygulanmasını içermekteydi.
Ancak Aralık ayında açıklanan programın Yunanistan’ın borç faizlerinde azalmaya neden olmaması üzerine PASOK hükümeti tarafından Şubat ayında yeni bir program açıklandı. Bu program ise kamuda ücretlerin dondurulması ve akaryakıt zammıyla, emekçilerin kesesinden bu defa 1,2 milyar euro gasp ederek rant zenginlerine vermeyi öngörmekteydi.
Bununla da yetinmeyen PASOK, önceki gün yeni bir program açıklayarak bu defa 4,8 milyar euro kaynak yaratılması için “tedbirleri”ni açıkladı. Son pakette katma değer vergisinin artırılması, benzin, sigara, alkollü içkiler ve elektrik üzerindeki vergilerin artırılması, emekli maaşlarının dondurulması, Paskalya ve Noel tatillerinde ödenen primlerde yüzde 30 kesinti yapılması, devlet memurlarının maaşlarından yüzde 2’lik bir kesinti daha yapılması gibi, işçi sınıfına son dört ayda üçüncü defa ağır bir fatura ödetmeyi planlayan politikalar bulunuyor.
Almanya’dan ahlaksız teklif: “Adalarınızı satın!”
Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, emekçilere büyük bir bedel ödetmeyi tasarlayan paket bugün parlamentoda oylandıktan sonra, akşam saatlerinde Alman Şansölyesi Angela Merkel’le görüşmeye gidecek. 7 Mart’ta Sarkozy’yle görüşecek olan Papandreu, 9 Mart’ta da Obama’nın kapısını çalacak.
Papandreu-Merkel görüşmesinden önce Alman Bild gazetesinde “Yunanlılar, adalarınızı satın” başlığıyla yayımlanan haber, Almanya ve Fransa’nın son paketi de yeterli bulmadığının ilk işaretini verdi. Gazetenin haberine göre Özgür Demokrat Parti (FDP) milletvekili Frank Schaeffer, Merkel’in Yunanistan’a yardım vaadinde bulunmasının hukuka aykırı olacağını belirterek, “Yunan devleti, firmalara yoğun şekilde iştirak etmekten kaçınmalı ve arsaları, örneğin kimsenin yaşamadığı adaları satmalı" dedi. Bild’in haberinde bazı Hıristiyan Demokrat Parti (CDU)yöneticilerinin de benzer ifadelerine yer verilmesi, bunun yalnızca Schaeffer’in görüşü olmadığını ortaya koyuyor. Yunanistan’ın 3,054 adaya sahip olduğunun ve bunlardan yalnızca 87’sinde yaşayanların bulunduğunun belirtildiği haberde, merkezi Hamburg’ta bulunan “Vladi Private Islands” adlı bir şirketin bir Yunan adası için 45 milyon euro teklif verdiği de ifade ediliyor.
Emperyalistler tepiştikçe fatura kabarıyor
“İflasın eşiğinde” olduğu ileri sürülen Yunan ekonomisinin borçlarını çevirmek üzere önümüzdeki üç ay içerisinde 20 milyar euroya ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Dün, 5 milyar euro hacminde 10 yıl vadeli tahvil ihraç eden Yunanistan’ın borç itfaları esas olarak Nisan ve Mayıs aylarında yoğunlaşıyor. Dün gerçekleştirilen tahvil ihracına 14 milyar euro talep gelmesi, gerilimi hafifletmek için yeterli olmadı. Zira kupon başına yüzde 6,4 olan faiz oranı, hem aynı vadeye sahip mevcut tahvil stoğu faiz oranının çok üzerinde hem de örneğin benzer bir borç kriziyle boğuşan Portekiz’in tahvil faizlerinden yüzde 2 daha fazla. Dolayısıyla “iflas edeceği” ileri sürülen Yunanistan’ın içinde bulunduğu durumda emperyalizmin desteğine “muhtaç olduğu” propagandası çok yoğun bir biçimde işleniyor.
Papandreu’nun Almanya ve Fransa’dan ziyade ABD’ye daha fazla yanaşma eğilimi içerisinde olduğu ise artık açık açık dile getirilen bir husus. PASOK hükümeti Avrupa’nın Yunanistan’a destek vermek konusunda ayak diremesinin ülkeyi IMF yardımına başvurmak durumunda bırakacağını söylerken, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, önceki gün Bloomberg’de yer alan demecinde Yunanistan’ın IMF ile flört etmeyi bırakıp, yüzünü “Avrupalı müttefikleri”ne çevirmesi gerektiğini söylüyor. Bloomberg’in haberinde Trichet’nin bu çıkışını değerlendiren bir Deutsche Bank analisti, “Trichet’ye göre IMF’ye başvurmak Avrupa’nın kendi işini göremediğinin kabulü olacak” yorumunu yapıyor.
Yunanistan’daki krizin “aniden keşfedilmesi”nde ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşlarının yayımladığı raporlar etkili olmuş, ardından da aynı kuruluşların Yunanistan’ın milli hesaplarının “makyajlanması”nda oynadıkları rol açığa çıkmıştı. Yunan ekonomisindeki krizin tetiklenme süreci göz önünde bulundurulduğunda, uluslararası piyasalarda doları ikame edebilecek tek para birimi olan euronun zayıflıklarının açığa çıkarılmasına ve Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısındaki kırılganlıkların kaşınmasına dönük bir operasyon yapıldığı izlenimi doğuyor. Diğer yandan Almanya ve Fransa’nın, Avrupa Birliği’nin görece zayıf ekonomiler için yarattığı açmazları bu ülkelerin emekçilerine daha büyük yıkımlar yaşatarak aşma çabası içinde olduğu görülüyor.
“Acı ilacı” içmenin bir tercih değil, “zorunluluk” olduğu propagandasını yapan Papandreu ise, Yunan halkına kestiği faturayı emperyalist başkentlerde pazarlamaya çalışıyor. Papandreu, Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği bir demeçte “Biz AB’nin Lehman Kardeşleri olmak istemiyoruz. Ben Yunanistan’a Almanya gibi avantajlı koşullarla borç verilmesini istemiyorum, ama şu anda olduğundan daha avantajlı şartlara ihtiyacımız var” diyor. Yani Papandreu, “ahlaksız teklif”te bulunan Almanya ve Fransa’yı ülkesinin “bedenini” ABD’ye satma kozuyla sıkıştırmaya çalışıyor.
Bu çirkin pazarlıklar döner, emperyalist güçler Yunanistan’ın geleceği üzerinden birbirleriyle tepişirken, Yunan emekçilerine giderek kabaran bir fatura kesilmek isteniyor. Ancak Yunan işçi sınıfı, bu faturayı ödememek üzere kararlı bir direniş sergiliyor.
Yunan işçisi saldırıya sessiz kalmıyor
Yunanistan işçi sınıfı, Aralık ayında açıklanan ilk programa 25 Aralık’ta Tüm İşçilerin Militan Cephesi’nin (PAME) gerçekleştirdiği genel grevle yanıt vermişti. Şubat ayında açıklanan programa da yine PAME’nin örgütlediği, 10 Şubat genel grevi ve kamu çalışanları (ADEDY) ve işçi sendikaları konfederasyonunun (GSEE) da katıldığı 24 Şubat greviyle karşılık verildi. Bu grevden bir gün önce PAME’ye üye işçiler Atina Borsası’nı işgal ederek, hem krizin sorumlularına işaret ettiler hem de greve yönelik etkili bir çağrı yaptılar.
Papandreu’nun önceki gün açıkladığı programa karşı ilk yanıtı ise emekliler parlamento önünde yaptıkları protesto eylemiyle verdi. Aynı gün PAME’ye üye işçiler 55 kentte protesto gösterileri gerçekleştirdi. Dün ise PAME’ye üye işçiler 62 kentte gösteriler düzenledi ve bu kapsamda Maliye Bakanlığı da dahil bir dizi kamu binasını işgal etti. PAME ve Yunanistan Komünist Partisi, son tedbirlerin parlamentoda oylanacağı bugün bir kez daha genel greve gidiyor. Kamu çalışanları sendikası ADEDY de 15 Mart için grev çağrısında bulundu.
Yunanistan Komünist Partisi Genel Sekreteri Aleka Papariga dün yaptığı basın toplantısında gelişmeler hakkında şunları söyledi: “Halkın geçmiş yıllarda verdiği uzun soluklu mücadelelere, kanının dökülmesini de içeren fedakarlıklarına rağmen haklarını kaybetmesi, ücretlerinde kesintiye gidildiğini görmesi bir trajedidir. Ancak her şeyin ötesinde, bu bir aşağılamadır. Biz bu barbarca tedbirlerin halkın direnişiyle, halkın karşı saldırısıyla karşılaşmadan ve hepsinden önemlisi halkın rızasıyla yapılıyormuşçasına kabul edilmesinin gerçekleştirilebileceğine inanmıyoruz.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.