Sayfa yolu
Türkiye Annan Planı'nı baltalıyor
Yayın Tarihi: 12.04.2012 , 14:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:32
9 Nisan Pazartesi gününün ilk saatlerinde Türkiye-Suriye sınırında yaşananlar, bir yandan, olağandışı bir uluslararası ilgi uyandırdı ve diplomatik trafiği hızlandırdı, fakat öte yandan da, Türkiye'nin Suriye sınırına çok yakın bir mesafede konumlandırdığı mülteci kamplarının da Özgür Suriye Ordusu adlı silahlı örgüt tarafından "güvenli bölge" olarak kullanıldığı ve silahlı muhaliflerin Suriye'ye yönelik saldırıları için bir sıçrama tahtası olduğu yönünde, uzun süredir dile getirilmekte olan yorumların haklılığına işaret etti.
Olay basında, silahlı muhaliflerin sınırın Suriye tarafında bir askeri kontrol noktasına saldırmalarının ardından Suriye güvenlik güçlerince Türkiye sınırına kadar takip edilmesi ve Suriye güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu 2 Suriyeli muhalifin öldüğü, Türkiyeli 5 kişinin de yaralandığı şeklinde yer almıştı. Bu gelişme uluslararası basının ön sıradaki gündem maddelerinden bir haline geldi.
Yaklaşık 24 bin 500 kişiyi barındırdığı söylenen mülteci kamplarında aslında neler olup bittiğinin Türkiye'den İnsan Hakları Derneği gibi bağımsız kuruluşlarca dahi gözlemlenmesine izin vermeyen, ulusal basının kamplara girmesine engel olan fakat Suriye'ye yönelik saldırgan dili "mülteciler" başlığını kullanarak daha da tırmandıran AKP hükümeti ise, "sınır ihlali" gerekçesiyle konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıyacağını duyurdu. Başbakan Erdoğan da Suriye'ye karşı gerekli önlemlerin alınacağını belirtti, fakat bu önlemlerin ne olacağı konusunu ucu açık bıraktı.
Rusya'dan Russia Today'de yer verilen bir haberde, gazete muhabirlerinden Sara Firth'ün, Türkiye-Suriye sınırında bulunduğu bildirilen fakat ismi açıklanmayan bir kaynaktan elde ettiği bilgiye göre, Özgür Suriye Ordusu'nun sınır bölgesinde faaliyet gösterdiği açıklandı. Aynı kaynak, Türkiye'nin, silahlı muhaliflerin sınırdan Suriye'ye girerek saldırılar düzenlemesini görmezden geldiğini belirtti.
Haberde, ilk kez geçtiğimiz Aralık ayında gündeme taşınan bir iddiaya yer verildi. Eski FBI çalışanı olan ve birçok bilgiyi sızdırarak kurumdan ayrıldığından beri gazetecilik yapan Sibel Edmonds'ın, ABD hükümeti içinden ve Türkiye'den oldukça güvenilir olduğunu iddia ettiği kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, ABD ve NATO, Hatay'daki kampta bulunan "Özgür Suriye Ordusu" üyelerine İncirlik'teki ABD üssünde askeri eğitim veriyor, silah ve ekipman desteği sunuyor, bu faaliyetlerin önemli bir ayağını da Türkiye oluşturuyordu.
Muhalifleri silahlandırmaktan geri durmayıp "barış planı"na katkı konabilir mi?
Türkiye-Suriye sınırında yaşanan olay üzerine Suriye Dışişleri Bakanı Velid el Muallim'in, "Türkiye'nin silahlı muhaliflere 'her türlü' desteği sağladığı ve bunun da Kofi Annan'ın barış planını baltalamak anlamına geldiği" yönündeki açıklamasına yer verildi.
Muallim'in, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı bu açıklamada ayrıca, "Türkiye, Suriye sınırındaki sorunların sorumlularından biri. Ne yazık ki Türkiye, sadece yasadışı oluşumlar eliyle Suriye halkının bir kısmının yasadışı şekilde topraklarına getirilmesini sağlamıyor, aynı zamanda bu yasa dışı oluşumları silah vererek ve Suriye’ye yine yasadışı yollarla sızmaları için üs sağlıyor. Tüm bunlar Annan Planı'na aykırı... Türkiye, tüm ülkeler tarafından Suriye’nin egemenliğine saygı ilkesine dayalı olan Kofi Annan Planı’na karşı yükümlülüğünü deklare etmeli" demişti.
Türkiye'de medyanın itibar göstermemesine rağmen, en dikkat çekici gelişmelerden biri de, Suriye yönetiminin Kofi Annan'dan barış planının işletilebilmesi için şart koştuğu, "Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasına son verilmesi" başlığında, Suudi Arabistan ve Katar ile beraber Türkiye'nin de adının anılmasıydı.
(soL-Dış Haberler)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.