Sayfa yolu
Lizbon’a Çek engeli de kalkıyor
Yayın Tarihi: 20.10.2009 , 11:20 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Lizbon Anlaşması’nı hâlâ onaylamayan son AB üyesi ülke Çek Cumhuriyeti, bu “özelliğini” yitirmek üzere. Prag’daki siyaset sınıfının, İrlanda’da Lizbon Anlaşması’nın kabul edilmesiyle sonuçlanan yeni halkoylaması ertesinde Devlet Başkanı Vaclav Klaus üzerindeki baskısını arttırdığı ve onu geri adım atmaya zorladığı ortaya çıktı. Klaus, hafta sonunda “iki koşulun yerine getirilmesi halinde imzasını anlaşmanın altına koyacağını” bir kez daha ilan etti. Devlet Başkanı Vaclav Klaus’un, özellikle Nazi Almanyası’nın yenilgisiyle birlikte İkinci Büyük Savaş’tan sonra Çek topraklarını terk eden Almanların el konulan mülklerinden hareketle Lizbon Anlaşması’na itiraz ettiği biliniyor.
Almanya, Klaus’un “gereksiz yere panik yaptığını” bir süre önce AB Sanayi Komiseri Günter Verheugen’in ağzından da dile getirmiş ve savaştan sonra el konulan Alman mülklerinin ilk sahiplerine geri verilmesi veya tazminat istenmesi gibi yollara başvurmayı düşünmediklerini belirtmişti. Ancak Prag, Lizbon Anlaşması’nın Temel Haklar Şartı’na dayanarak söz konusu mülklerin Alman sahiplerine iadesi veya tazminat gibi bir açmazla karşılaşmaktan korkuyor. Klaus, AB’nin bu alanda Çek Cumhuriyeti için Lizbon Anlaşması’na istisnai bir koşul yerleştirmesini istiyor.
Berlin’in yakından izlediği Prag’ın, AB’nin entegrasyon süreci önünde durmama kararı almasında, Berlin-Paris hattından gelen baskı ve tehditlerin büyük rol oynadığı gözleniyor. Nitekim geçen hafta Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) Avrupa milletvekillerinden Jo Leinen, açıkça Vaclav Klaus’a ağır suçlamalarda bulunmuş ve Çek Anayasa Mahkemesi olumlu karar almasına rağmen eğer Lizbon Anlaşması’nı onaylamazsa, Çek Devlet Başkanı’nın görevden alınması için harekete geçilmesini istemişti. İngiltere basınındaki bazı haberlerde de Alman ve Fransız diplomatların Çek meslektaşlarıyla “Klaus engelini tasfiye etmek için” görüşmeler yaptığı ileri sürülmüştü.
Siyasal gözlemciler, Berlin ve Paris’in bu tutumlarıyla AB üyesi bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını görevden alınması veya yetkisizleştirilmesini kolaylaştırdıkları yorumunda bulundular. Bu çaba ve baskılarla, AB üyesi ülkelerin anayasal organlarına Brüksel’den bakışın anlamı da tekrar gündeme geldi. Lizbon Anlaşması’nın “Avrupa entegrasyonu gerekçesiyle” üye ülkelerin egemenlik haklarını rahatça zedeleyebileceği saptanmış oldu.
Öte yandan Vaclav Klaus, Çek basınına yaptığı son açıklamalarda “Lizbon Anlaşması’nın AB için, Avrupa’daki özgürlük için ve Çek Cumhuriyeti için iyi bir şey olmadığı” görüşünü yineledi. Ancak trenin çoktan kalktığını kabul eden Klaus, “Bu treni artık durdurmak veya geri getirmek de mümkün değil” diye konuştu. Çek gazetesi “Lidove Noviny”nin sorularını yanıtlayan Vaclav Klaus, “Elbette anlaşmanın onaylanması tarihin sonu anlamına gelmiyor. Avrupa’da özgürlük ve demokrasi kavgası kuşkusuz devam edecektir” görüşünü dile getirdi. Çek Devlet Başkanı, ilk seçimlerde iktidar gelmesi beklenen İngiliz muhalefetinin başı David Cameron’dan “İngiltere’de muhafazakârlar seçimi kazanıncaya kadar imzayı bekletmesini rica eden” elyazısı mektubunu da hatırlatarak, “Ama ben bunu bekleyemem” diye konuştu.
Lizbon Anlaşması ve Vaclav Klaus’un tutumuna yönelik tavır ve tehditlerin, seçilmiş bir devlet başkanının “AB’nin çıkarları için gerekirse etkisizleştirilmesini” de içeren boyutlar kazanması, Avrupa demokrasisinde özel mülkiyet haklarının ve askeri gücün ne kadar önemli olduğuna yeni bir kanıt olarak gösteriliyor. Lizbon Anlaşması, AB’yi, küresel düzeyde müdahale edebilecek bir askeri güce dönüştürmeyi de hedefliyor.
(soL-Berlin)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.