Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kürt yönetimi petrol tekelleriyle anlaşıyor, gerilim büyüyor

Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi merkezi hükümetten ayrı olarak petrol tekelleriyle anlaşmalar imzalarken, önümüzdeki 21 Mart’ta Kürdistan’ın ilan edilebileceği konuşuluyor. Şiilerle Sünniler arasındaki gerginlik de devam ederken, Sünnilerle Kürtler arasında petrol kavgası ihtimal dahilinde.

Yayın Tarihi: 03.02.2012 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30

Irak’ta Şiilerle Sünniler arasında giderek tırmanan mezhepsel gerilime Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile merkezi hükümet arasında yaşanan idari kavga da eklendi. Geçtiğimiz gün ise, Barzani ile Talabani’nin önümüzdeki Newroz’da bağımsız Kürdistan’ı ilan konusunda anlaştıkları iddia edildi.

Irak Kürdistanı’nın olası bir bağımsızlık ilanının nasıl sonuçlar doğuracağı kesin değil. Merkezi Maliki hükümetinin Sünnilerle gerginlik yaşarken “Kürtlere karşı Sünniler” kozunu kullanıp kullanamayacağı bilinmiyor. Ancak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin, kendi kontrolünde olmayan bazı bölgeleri de yönetmeye çalıştığı ve bu bölgelerdeki önemli Sünni aşiretlerin Kürtlere karşı kışkırtılabileceği konuşuluyor. Üstelik bu kavga, görünüşte etnik-mezhepsel bir yapıda olsa da, esasında petrol anlaşmalarıyla alakalı bir mevzu.

Kürdistan bölgesi ile Exxon Mobil ortaklığı
Kürdistan ile merkezi Irak hükümeti arasındaki sürtüşmenin idari ve ekonomik temelleri daha geriye gitse de, geçtiğimiz Kasım ayında Kürdistan bölgesel hükümeti ile büyük petrol tekeli Exxon Mobil arasında imzalanan anlaşma, ipleri gerdi.

Bu dev enerji tekeli ile anlaşma imzalamadan önce, görece önemsiz petrol şirketleriyle çalışan Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Exxon Mobil ile birlikte uluslararası pazara da yüksek perdeden bir giriş yapmış oldu. Bu anlaşma, aynı zamanda Kürdistan’ın uluslararası bir tekel tarafından da tanınması anlamına geliyordu.

Şirket, Bağdat hükümetinin itirazlarına rağmen, Kürdistan bölgesindeki imtiyazlarını sismik araştırma ve personelini Erbil’e yerleştirmeye doğru genişletmeyi planlıyor. Bölgesel yönetimin, Exxon’un yanı sıra yine büyük petrol tekellerinden Total ile de anlaşmak için çaba sarf ettiği belirtiliyor.

Çıkan anlaşmazlıklardan birisi, yönetim ile Exxon arasında imzalanan anlaşmada şirketin petrol araştırması için izin verilen bölgelerin Kürdistan hükümetinin yetki dahilinde olup olmadığı. Şirkete 6 bölge için izin verilirken, Nineve’de yer alan iki bölge ve Kerkük’te yer alan bir bölge ihtilaflı alanları oluşturuyor. Kürtler, referandum ile birlikte Irak’ın iç sınırlarının ve Kürdistan ile merkezi hükümetinin yetkilerinin tekrar belirlenmesini savunuyor. Böylece Kürt bölgesinin imzaladığı anlaşmaların tanınması ve merkezi hükümetle olan vergi ilişkisinin de düzenlenmesi hedefleniyor.

Kuzey’de savaş ihtimali
Ancak merkezi hükümetin Kürdistan bölgesinin attığı adımlara tepkisi gecikmedi. Irak Başbakanı Nuri el Maliki’nin Kürtlere karşı geleneksel Sünni Arap düşmanlığını kullanıp kullanmayacağı, kullanırsa bile bunu nasıl yapacağı belli değil. Ancak bakanlar, Kürtleri şimdiden “petrol kaçakçılığı” ile suçlamaya ve “misilleme” amacıyla Güney’de Exxon Mobil ile imzalanan bakım anlaşmalarını sonlandırmakla tehdit etmeye başladılar. Kürt yetkililer ise, ilgili bölgelerle “Kürdistan’ın parçaları olarak ilgilendiklerini” iddia ediyorlar.

Öte yandan, bölgesel yönetimin el attığı ihtilaflı bölgelerden de çatlak sesler geliyor. Nineve’deki güçlü bir Sünni Arap aşiretinin lideri olan Abdullah Humeydi Acel el-Yaver, Nineve’deki bütün toprağın, petrolün ve kaynakların özelde Nineve halkına, genelde de Irak halkına ait olduğunu söylerken, yerel ve merkezi hükümetin bu durumu açıklığa kavuşturmadıkları takdirde kendilerinin de söyleyecek sözü olduğunu vurguladı. El-Yaver, Nineve bölgesindeki yerel meclisin üçte birini kontrol eden bir siyasi partinin de başkanı. Aynı zamanda, lideri olduğu Şammar aşiretindeki binlerce silahlı insana da liderlik ediyor. 2005 yılında, Şammar aşireti ile Kürt peşmergeler savaşın eşiğinden dönmüştü.

Peşmerge bütçesi
Kürt bölgesi ile merkezi hükümet arasındaki ihtilaflardan bir tanesi de Peşmerge ordusuna ayrılan bütçe. 2007 yılında, Peşmergeler Irak Savunma Bakanlığı’na bağlı bölgesel silahlı kuvvetler olarak bir statüye kavuşmuştu.

Ancak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Finans Bakanı Yardımcısı Raşid Tahir’e göre, statü kabul edildiğinden bu yana bakanlıktan Peşmergelere tek dinar gelmedi. Bu yüzden, Peşmerge kuvvetlerinin bölgesel yönetime merkezi hükümetten gelen bütçeden ayrılan parayla finanse edildiği iddia ediliyor.

Merkezi yönetimin 2012 bütçesi 100,3 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Bütçeden Kürdistan bölgesine ayrılan pay yüzde 17.

"Türkiye’ye bağımlı Kürdistan" mı?
Irak içindeki birçok bölgenin birbiriyle karşı karşıya gelme ihtimali artarken, ABD ve Türkiye’nin oynayacağı rol de önem kazanıyor.

ABD diplomasisinin, bölgeler arası “ortak ekonomik çıkarlar”ın yanı sıra, Irak Kürdistanı üzerindeki Türkiye etkisini de önemsediği anlaşılıyor. Irak’ın kuzeyi ile ekonomik ve politik bağlar kurarak onun üzerinde orta düzeyde ve ılımlı bir etki yarattığı söylenen Türkiye’nin, bölgedeki olası iç savaş durumlarında işe yarayacağı iddia ediliyor.

Bu senaryolardan dikkat çekici olanını ise, Wall Street Journal’a konuşan bir analist olan Joost Hiltermann zikrediyor: Bağdat ile olan ilişkilerini kopartarak Türkiye’ye yakınlaşan ve “Kürtlerin yönettiği ancak Türkiye’nin vasal devleti olan” bir devletin ortaya çıkma ihtimali.

(soL - Dış Haberler)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.