Sayfa yolu
İsveç sevdalıları buna ne diyecek?
Yayın Tarihi: 02.09.2010 , 17:28 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Uzunca bir süre, İskandinav ülkeleri, özellikle de İsveç, Türkiye’de sosyalizmden umudunu kesmiş bazı solcuların örnek gösterdiği ülke oldu: sosyal devlet uygulamaları, gelir durumu, barışçıl dış politika vs. başlıkları üzerinden İsveç övgüsü, bir dönem sıklıkla karşılaşılan bir durumdu.
Oysa İsveç’in son yıllarda emperyalizmin merkeziyle işbirliği halinde nasıl bir askeri saldırganlık politikası izlediği pek tartışılmıyor. Üstelik İsveç’in bu yeni dönem politikasının başlangıcında –Türkiye’yi de ilgilendirecek şekilde– nasıl işe orduyu profesyonelleştirmekle başladığı hiç bilinmiyor.
İsveç’in son iki yüz yıldır giriştiği ilk askeri çatışmalar, Afganistan’da yaşandı. 500 İsveç askeri, Afganistan’ın kuzeyindeki dört eyalette düzenli olarak Taliban militanlarıyla silahlı çatışmalara girdi. Şubat ayında iki İsveçli subayın Taliban’la çatışmalarda ölmesi, savaşta verilen kayıpların ilkleri oldu.
Afganistan işgalinin gözden kaçan “kazanımları”
Afganistan işgali hâlâ büyük bir başarısızlıkla devam etse de, emperyalizm ve bunun küresel lideri ABD açısından büyük kazanımlar da sağladı. Afganistan savaşı, ABD tarihinin en uzun savaşı ve NATO’nun Avrupa dışındaki ilk silahlı mücadelesi olma özelliğini taşıyor. ABD, 10 senedir süren bu savaşta zafere yaklaşmış değil. Ancak son olarak Malezya’nın katılmasıyla tam 47 ülkeyi, kendi komutasında bu savaşa dahil etmeyi başarmış durumda. Dünya tarihinde daha önce hiçbir örnekte bu kadar çok ülke, tek bir kumanda merkezine bağlı olarak savaş yürütmemişti. Üstelik bu, bir işgal.
ABD’nin dünya sahnesini 11 Eylül’ü takip eden bu işgalle militaristleştirmesi, emperyalizm adına birçok başka kazanımı da beraberinde getirdi. Bu süreç boyunca 2. Dünya Savaşı’ndan sonra (bazıları daha da öncesinden) tarafsız bir dış politika izleyen, hatta bunu anayasasında tarif eden bazı ülkeler, bu çizgiyi terk ederek emperyalizmin küresel savaşlarının parçası oldular.
Bunun etkili araçlarından birisi, ABD’nin Barış için Ortaklık (Partnership for Peace) girişimi oldu. Bu kapsamda 20’den fazla ülke, NATO’dan askeri eğitim alıyor, silah ve askeri teçhizatını, dış politikasını bu doğrultuda yeniliyor, yeniden şekillendiriyor.
İsveç de bunlardan birisi. Her zaman güçlü sermaye bağlantıları üzerinden kapitalist dünyanın parçası olmayı sürdüren İsveç, artık yabancı ülkelerdeki savaşlara önemli miktarda asker gönderen, çatışmalara giren, ABD’nin askeri maceralarında hevesle yer alan bir ülke halini aldı. İsveç’in Afganistan’daki 500 kişilik işgal gücü, uzun süre Avustralya’nın ardından en büyük ikinci NATO üyesi olmayan işgal gücüydü yakın zamanda Saakaşvili’nin “Ruslar’a karşı savaşırsak deneyim olsun” diyerek gönderdiği 1000’e yakın askerle Gürcistan İsveç’i geçti.
Kritik adım: ordunun profesyonelleştirilmesi
İsveç, bir süredir NATO üyesi olmayı tartışıyor. ABD’nin yanında savaşmakta gösterilen heves, bu isteğin bir parçası. Ancak NATO üyeliğinin de bazı şartları bulunuyor. En kritik adımı ise İsveç, Temmuz ayında attı. 1 Temmuz’da İsveç, NATO’nun talebi doğrultusunda herkesin askere alındığı sistemi terk ederek, “gönüllü ordu” sistemine geçti: yani ordu profesyonelleştirildi. Bu kararın alındığı gün, İsveç basınına göre, “ülkenin geleneksel tarafsızlık politikası esnetilerek Afganistan’da NATO öncülüğündeki operasyon gibi daha fazla uluslararası askeri operasyona katılabilmenin yolunun açılması” da karara bağlandı.
İsveç ordusu dış operasyonlara hazırlanıyor
Geçen sene, İsveç’le Finlandiya arasındaki Botni Körfezi’nin tarihte gördüğü en büyük hava gücü tatbikatı olan Sadık Ok tatbikatı NATO öncülüğünde yapıldı. Bu Haziran ayında ise Baltık Denizi’nde aralarında İsveç’in de bulunduğu 12 ülke, ABD öncülüğündeki Baltık Operasyonları NATO Barış için Ortaklık tatbikatına katıldı. Tatbikat, Baltık Denizi’ndeki en büyük uluslararası tatbikat oldu. Tatbikatın bir diğer özelliği, yüzlerce ABD askerinin tatbikat senaryosu gereği Estonya’da bir sahile çıkarma yapması idi: ABD, ilk defa eskiden Sovyetler Birliği’na ait olan bir toprakta çıkarma yapmış oldu. Söz konusu sahil, Rus sınırından sadece 90 mil uzaklıktaydı.
İsveç ordusunun teknolojik olarak da ABD öncülüğünde dünyanın başka yerlerinde saldırılara girişmesinin altyapı hazırlıkları sürüyor. Birkaç ay içinde İsveç Hava Kuvvetleri, 200 insansız savaş uçağını filosuna katacak.
Yarbay Harri Larsson, bu çabaların amacını “Hükümetimiz daha esnek hale gelmemizi ve bir durumda kısa sürede ülke dışına gidebilecek kapasiteye sahip olmamızı istiyor. Bu yüzden başka ülkelerle, özellikle de NATO ve BM’nin en büyük katkıcısı ABD’yle birlikte çalışmamız gerekiyor” diyerek açıklamıştı.
(soL - Dış Haberler)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.