Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İkinci Dünya Savaşı’ndan üçüncüsüne

Geçtiğimiz günlerde yazar Rick Rozoff’un, Almanya’nın yeniden küresel askeri bir güç olarak dünya sahnesine çıkışını analiz eden makalesine yer vermiştik. Rozoff’un konuyla ilgili ikinci makalesiyle devam ediyoruz.

Yayın Tarihi: 17.07.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Küresel Araştırmalar Merkezi’nde (Global Research) yazmakta olan araştırmacı Rick Rozoff’un, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazizm’in yenilmesinin ardından Anayasası'nda dahi ülke sınırları dışında ordunun askeri operasyonlara katılmasını yasaklayan Almanya’nın, Berlin duvarının yıkılışından bu yana geçirdiği dönüşümü analiz eden bir makalesini soL okurlarıyla paylaşmıştık.

Rozoff, “İkinci Dünya Savaşı’ndan Üçüncü Dünya Savaşı’na: Küresel NATO ve Yeniden Askerileşmiş Almanya” başlıklı ikinci bir makaleyle konuyu analiz etmeye devam ediyor.

Rick Rozoff, Doğu Almanya’yı içine alan ve iki ülkenin askeri yapısını birleştirerek NATO çatısı altına sokan Batı Almanya’nın, kendini kıtada bir güç olarak ortaya koymak için derhal Balkanlar’a yöneldiğine işaret ediyor.

Yazara göre Almanya’nın 1995-2001 arası ve sonrasında Hırvatistan, Bosna, Kosova ve Makedonya’ya askeri müdahalelerde bulunması ve yerleşmesi, 1936 yılında Ren havzasını silahlandırmasıyla paralellik taşıyor. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanan Versay Anlaşması Almanya’nın silahlanmasını yasaklamasına rağmen, Fransa sınırındaki bu bölgenin silahlandırılması, o dönemde “kırmızı çizginin aşılması” olarak yorumlanmıştı.

Benzer şekilde, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, savaş sonrasını konuşmak üzere konferanslar toplayan ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği, Potsdam Konferansı’nda bir protokol imzalayarak, Almanya’nın tümüyle silahsızlandırılmasına ve askersizleştirilmesine karar vermişlerdi.

Rick Rozoff, bugünden bakıldığında ABD ve İngiltere’nin bu dönemde ya zaten Potsdam Konferansı’na uymayı düşünmediklerini, ya da kısa sürede fikir değiştirdiklerini kanıtlayan bir belgeye atıfta bulunuyor. 1998 yılında gizliliği kaldırılan İngiltere’ye ait “Düşünülemez Operasyon: ‘Rusya: Batı Medeniyetine Tehdit’” adındaki belge, temel hedef olarak Rusya’nın, ABD ve İngiltere’nin iradesi altına sokulmasını belirliyor.

Belgede “Hızlı bir başarı, Rusların irademize boyun eğmesini sağlayabilir… Buna Ruslar karar verecek. Eğer topyekün savaş isterlerse, aradıklarını bulurlar” deniliyor. Uzmanlar, belgenin kısa süre içinde gerçekleşecek üçüncü bir dünya savaşıyla Sovyetler Birliği’nin parçalanmasını öngördüğünü belirtiyorlar. Rus tarihçi Valentin Falin’e göre üçüncü savaşın başlangıç tarihi bile belirlenmişti: 1 Temmuz 1945. Falin, 120 bin Sovyet askerinin ölümüne mal olan Berlin’in başarıyla alınması operasyonunun, “Düşünülemez Operasyon”u boşa çıkardığını söylüyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarından kurtulma çabası

Rick Rozoff, bugüne ve geleceğe dair kaygı duyulması gereken gelişmelerin olduğunu, bunları anlamak için İkinci Dünya Savaşı sonrasına bakılması gerektiğini söylüyor. Rozoff’un alıntıladığı bir başka Rus yazar Valentin Zorin, “Bazı kesimler savaş sonrası Avrupa ve Uzakdoğu’da oluşan sınırları yeniden çizmek, BM anlaşmasının geçerliliğini sorgulamak ve Nürnberg Mahkemeleri kararlarını tarihe gömmek istiyorlar” diyor ve bunu, İkinci Dünya Savaşı tarihini çarpıtma çabalarıyla bağlantılandırıyor.

ABD ve İngiltere, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’nın silahsızlandırılması ve bir daha silahlanmasına izin verilmemesi konusunda Sovyetler Birliği’yle anlaşmış olmalarına rağmen, önce 1950’de Kore Savaşı’nı bahane ederek, sonra da 1954’te Batı Avrupa Birliği’nin oluşturulması vesilesiyle batı Almanya’nın yeniden silahlanmasını teşvik ettiler. 1955 yılında da batı Almanya, NATO üyesi oldu. Bu karar, sosyalist ülkeleri de Varşova Paktı’nı kurmaya itti.

Rozoff’un dikkat çektiği gibi, Varşova Paktı NATO’ya, özellikle de NATO’nun Almanya’daki ilerlemesine bir yanıt olarak 6 sene sonra kurulmuştu. Varşova Paktı 1991’de dağılmasına rağmen, NATO o yıldan bugüne kadar doğuda 12 ülkeyi daha içine alarak 16 ülkeden 28 ülkelik bir örgüte genişledi. Yeni ülkelerin 4 tanesi, Rusya’yla sınır komşusu. NATO Varşova Paktı’nın ortadan kalkmasının ardından önce Yugoslavya’da, sonra da Afganistan’da savaştı.

Rick Rozoff, İkinci Dünya Savaşı’nın çok daha kanlı, nükleer bir Üçüncü Dünya Savaşı’na dönüşmesi engellenmiş olsa da, İkinci Dünya Savaşı’nın hiçbir zaman sona ermediği, ama odak değiştirdiği iddiasını gündeme getiriyor.

Almanya bugün dünyanın üçüncü en büyük silah ihracatçısı, 126 ülkeyle silah anlaşması yapmış durumda ve en az 11 ülkede asker bulunduruyor. Rick Rozoff, bundan sonraki iki makalesinin ilkinde Almanya’nın nasıl yeniden böyle bir askeri güç haline geldiğini inceleyecek, ikincisinde ise Türkiye’ye de değinecek. Bu makaleleri de soL okurlarıyla paylaşacağız.

soL - Dış Haberler

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.