Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bir bağımlılık hikayesi: Kosova

Dünyadaki en büyük Amerikan üssüne sahip olan ve bütün devlet organları AB bürokratları tarafından oluşturulan Kosova'nın "bağımsızlık" hikayesi, Uluslararası Adalet Divanı'nın başka ayrılıkçı hareketleri de cesaretlendireceği açık olan kararının "halkların özgürlüğü" ile en ufak bir alakasının olmadığını kanıtlıyor.

Yayın Tarihi: 25.07.2010 , 13:02 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Birleşmiş Milletlere bağlı Uluslararası Adalet Divanı'nın Kosova konusunda vermiş olduğu karar her ne kadar yasal olarak bağlayıcı olmasa da ayrılıkçı hareketler açısından bir dönüm noktası olacağa benziyor. Kosova'nın "bağımsızlık" hikayesi ise bu konunun "halkların özgürlük ve bağımsızlık talebi" ile en küçük bir bağlantısının olmadığını kanıtlıyor.

Sovyetlerin çözülüşünden NATO müdahalesine
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Yugoslavya Federasyonu içerisinde özerk bir bölge olarak yer alan Kosova, 1991 dönemeci ile birlikte Yuguslavya'nın diğer parçaları gibi hızla ayrılmaya doğru sürükleniyor. Sürükleniyor diyoruz çünkü ortada çok açık olarak bütün kolları ile bir Batı müdahalesi var.

1917 Ekim Devrimi'nin ve İkinci Dünya Savaşı'nın bütün sonuçlarını yok etmek için harekete geçen Batı, Yugoslavya'da çok "profesyonel" bir müdahaleye girişiyor.

Balkanlarda fitil 1991 yılında Slovenya, Hırvatistan ve Bosna'nın Yugoslavya'dan tek taraflı olarak bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile ateşleniyor. ABD ve AB "bağımsızlık"larını deklare eden bu üç ülkeyi jet hızıyla tanıdığını ilan ediyor. Ardından Balkanlarda kanlı bir etnik çatışma başlıyor. Kosova'da İbrahim Rugova liderliğindeki ayrılıkçı Arnavutlar ile Yugoslavya arasında ciddi çatışmalar yaşanıyor.

1995 yılında Hollanda askerlerinin şüpheli olarak Srebrenika'yı boşaltmasının ardından gerçekleşen katliam, NATO'ya müdahale etme şansı veriyor.

Afganistan'dan Kosova'ya "mücahit" ihracı
Batı'nın Yugoslavya'ya ve özellikle de Kosova'ya müdahalesinde en çok yararlandığı güç Afganistan'daki CIA eliyle büyütülen dinci gerici örgütlenmeler oluyor. 90'larda Afganistan'dan Bosna ve Kosova'ya çok sayıda gerici paralı asker gönderiliyor ve bunlara sahte vatandaşlıklar veriliyor. Bosna ve Kosova'daki müslüman nüfusu harekete geçirmek için de işe yarayan mücahitler, buradaki paramiliter güçlere para kaynağı da sağlıyor. Afganistan'da edindikleri tecrübe ile Kosova Avrupa'ya giren uyuşturucunun %60'ına yakınının kontrol edildiği bölge oluyor.

NATO'nun 99'daki bitirici müdahalesi
Kosova'da UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) isimli Arnavut milliyetçilerden oluşan paramiliter güç Yugoslavya'nın son direnişini de kırmak için kullanılıyor. 1998'de Fransa'nın Ramboulillet kentinde Miloseviç yönetimine Kosova'nın bağımsızlığı ve bütün Yugoslavya topraklarına NATO güçlerinin yerleştirilmesi şartıyla ateşkes önerisi yapılıyor. Kosova'ya daha fazla özerklik verilmesi kabul edilse de ülkenin egemenliğinin tamamen sona ermesi anlamına gelecek olan NATO güçlerinin yerleşmesi reddediliyor. Ve ardından NATO'nun 78 gün süren ağır hava bombardımanı başlıyor. Özellikle başkent Belgrad'daki elektrik santralleri, hastaneler, köprüler günlerce bo8balanıyor. Binlerce sivil "yanlışlıkla" öldürülüyor, ülke karanlığa gömülüyor ve bu bombardıman sonunda Yugoslavya dize getirilmiş oluyor.

NATO bölgeye yerleşiyor
Miloseviç'in askerlerini Kosova'dan çekmesi ile bölgeye Birleşmiş Milletlere bağlı olarak Kosova Barış Gücü (KFOR) ve NATO güçleri yerleştiriliyor. Uyuşturucu ve silah ticareti ile semiren UÇK'dan Kosova Güvenlik Güçleri oluşturuluyor. 2 milyon nüfusa sahip olan ve Arnavutlar dışında 150 bin kadar Sırp nüfusun da yaşadığı Kosova'da etnik gerilim hiç eksik olmuyor.
Arnavutlar ile Sırplarının beraber yaşadığı kuzeydeki Mitrovica bölgesinde kanlı etnik çatışmalar yaşanıyor. Aslında bu çatışmalar bölgedeki yabancı güçler için varlıklarını meşrulaştıran ve kendilerine müdahale şansı veren bir olanak olarak sürekli kullanılıyor.

Bu süreçte onlarca kişi hayatını kaybederken binlerce Sırp Kosova'yı terketmeye zorlanıyor.

2006 yılı Şubat ayında BM tarafından Kosova'nın statüsü tartışılmaya başlanıyor. Bu arada aynı yıl Sırbistan'da gerçekleşen Anayasa referandumunda Kosova'nın ülkenin bir parçası olduğu ve ayrılmasına izin verilemeyeceği kabul ediliyor.

Tek taraflı bağımsızlık ilanı
2008 yılı Şubat ayında ise eski UÇK komutanı olan Haşim Taci'nin başbakanlığında Kosova tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan ediyor. İçlerinde Türkiye'nin de bulunduğu 69 ülke Kosova'yı tanıdığını açıklıyor. Rusya, Çin, Yunanistan, İspanya, Slovenya, Romanya ve Kıbrıs gibi ülkeler kendi ülkelerinde bölünmeleri tetikleyeceği için Kosova'yı tanımayacağını açıklıyor. Sırbistan da Kosova'nın bağımsızlık ilanın illegal olduğunu ve asla tanımayacağını açıklıyor ve 22 Temmuz'da Uluslararası Adalet Divanı'na itirazda bulunuyor.

Kosova'da egemenlik kayıtsız şartsız AB, ABD ve NATO'nun
AB'nin emniyet müdürleri, yargıçlar, savcılar, gümrük memurları ve askeri yetkililerinden oluşan 2 bin kişilik heyeti Kosova'da tam yetkili olarak görev yapıyor. Öyle ki ülkede yeni anayasanın yazımı, ordunun kurulması, istihbarat servisinin oluşturulması, yurt dışında temsilcilikler açılması gibi işler AB'nin sınırsız yetkisi ile yapılıyor. Kosova jet hızı ile IMF ve DB üyesi yapılıyor ve AB üyelik süreci başlatılıyor.

2009 Ocak ayında 2.500 kişilik Kosova Güvenlik Gücü kuruluyor ve bu gücün eğitimini NATO veriyor.

Kosova'nın Urosevac kentinde 386 hektarlık alan üzerinde Bondsteel isimli Vietnam savaşı sonrasında ülke dışında kurulan en büyük Amerikan üssü inşa ediliyor. Bu üs silah ve asker sevkiyatı dışında silah kaçakçılığı ve işkence ile de anılıyor.

Kosova'nın terörist başbakanları
Kosova'nın son üç başbakanı Ramuş Haradinah, Agin Ceku ve Haşim Taci 90'larda UÇK komutanlığı yapıyor. Üçü de uyuşturucu ticareti, silah ve insan kaçakçılığı gibi suçları bilinen ancak ABD ve AB ile yakın ilişkileri sayesinde soruşturma açılmasından kurtulan isimler. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından hazırlanan raporda Kosova uyuşturucu ticareti, insan ve silah kaçakçılığı konusunda merkez ülkelerden biri olarak yer alıyor.

Uluslararası Adalet Divanı'nın kararı ne anlama geliyor?
Sırbistan'ın itirazı ile Uluslararası Adalet Divanı'na taşınan Kosova'nın tek taraflı bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka göre yasal kabul edilmesi bütün dünyada etkisi olacak bir karar olarak kabul ediliyor.

22 Temmuz'da kararın açıklandığı gün Kosova Başbakanı Haşim Taci'nin Washington'da olması ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın "Kosova'yı AB ve NATO üyesi olarak görmek istiyoruz" açıklaması Kosova'nın ne kadar "bağımsız" olacağı konusunda net bir fikir veriyor. Karara itiraz eden Sırbistan'ın ise yapacağı fazla bir şey yok. Zaten Sırbistan'da da alabildiğine AB'ci ve Amerikancı bir hükümet bulunuyor. Sırbistan da AB üyesi olmak istiyor, komutanlarını ABD'ye eğitime yolluyor, ciddi özelleştirmelere gidiyor.

Türkiye neden Kosova'nın "bağımsızlığını" destekliyor?
2008'de Kosova'nın bağımsızlık ilanını ilk destekleyen ülkelerden biri Türkiye olmuştu. Ankara, Uluslararası Adalet Divanı'nın kararını da yine jet hızı ile olumlu bulduğunu açıkladı. Ciddi bir ulusal soruna sahip Türkiye'nin neden Kosova'nın bağımsızlığına destek verdiği tartışmalara yol açtı.

Aslında Türkiye'nin desteği hiç de şaşırtıcı değil. 90'larda Balkanlara savaşmak için mücahitlerin gönderilmesinde de NATO müdahalesinde de, 2000'lerde yeni ortaya çıkan devletlerin oluşturulmasında Türkiye Batı'nın taşeronluğunu yapmaktan geri kalmadı. Halen Türk askerleri BM bünyesindeki Kosova Barış Gücü'nde (KFOR) görev yapıyor.

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.