Sayfa yolu
Avrupa göçmenleri öldürüyor
Yayın Tarihi: 23.02.2011 , 10:27 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye -Yunanistan sınırında göçmenlere ait toplu mezarın gündeme gelmesi, Avrupa Birliği’nin mültecilere uyguladığı baskıları ve sınır boylarında gerçekleştirilen göçmen katliamlarını akıllara getirdi.
Göçmenleri ucuz emek gücü olarak görüp zor koşullarda çalıştıran, kazandıkları az miktarda parayla oldukça güç şartlarda yaşamalarına neden olan birçok Avrupa ülkesi, mülteci kamplarındaki insanlık dışı uygulamalarla ve “sınır güvenliği” bahanesiyle görevlendirdiği silahlı askerlerle konuya kendince çözüm buluyor.
İstatistikler göçmenlerin çoğunun, kötü hava şartları, yolculukta kapılan hastalıklar, bindikleri deniz taşıtlarının aşırı yüklemeden ötürü batması gibi sebeplerden ziyade sınırlarda görev yapan güvenlik timlerinin müdahalesiyle öldüğünü ortaya koyuyor.
Göçmen akınından şikayetçi olup “önlem” almaya çalışan Avrupa, göçmenlere kapılarını kapatmıyor, aksine nitelikli ve ucuz işgücüne kapılarını açmaya devam ediyor. Bir yandan da ırkçı partilerin yükselişte olduğu Avrupa’da pek çok siyasi parti ve lider de göçmenlere karşı kinini saklamıyor.
Avrupa Birliği’nin 2010 yılında yürürlüğe sokmak üzere 2008 yazında aldığı bir kararı da hatırlatmak gerekiyor. AB’nin göçmen yasaları ile ilgili düzenlemesi, yasadışı biçimde AB ülkelerine giren göçmenlerin sınır dışı edilmeden önce 18 ay tutsak edilebilmesini öngörüyor.
Sınır güvenliği için silahlı asker
Avrupa Birliği, her ne kadar sınırları kaldırdığıyla övünse de, geçen yıl “göçmen avı” yapmak üzere tam teçhizatlı acil müdahale ekipleri görevlendirmişti. Frontex diye adlandırılan bu Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimi’nin ilk olarak Türkiye-Yunanistan sınırında görev yapacağı açıklanmıştı.
Bu timlerin 200 kilometreyi aşkın sınır boyunca görev yapacakları, Meriç boyunca devriye gezecekleri, herhangi bir saldırıya uğrayacak olurlarsa yapılan saldırıya Yunan askerlerine yapılmış gibi karşılık verebilecekleri açıklanmıştı. Bir süre sonra AB, Türkiye’nin, Frontex'in Ege'deki Avrupa deniz ve hava operasyonlarına ortak etmeyi amaçladığı bildirilmişti.
Frontex’in Hızlı Sınır Müdahale Ekipleri’nin yanısıra bunları tamamlayan hava gücü ve deniz gücü de bulunuyor. Üye ülkeler Frontex’e savaş gemileriyle katılıyorlar. Frontex’in deniz gücü özellikle önemli çünkü böylece göçmenler henüz AB üyesi ülkelerin kara sularına girmeden uluslararası sularda durdurulabiliyorlar.
Yunanistan duvar çekiyor
Yunanistan’ın açıkladığı sayılara göre son 4 yılda 500 binin üzerinde göçmen yasadışı yollardan Yunanistan’a giriş yaptı. Bu sayının önemli bir kısmını Türkiye üzerinden girenler oluşturuyor. 2010 yılında 50 binin üzerinde kaçak göçmenin Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçtiği belirtiliyor.
Türkiye üzerinden geçen göçmenlerin önemli bir kısmı Meriç nehri üzerinden ülkeye ulaşıyor. 2009’da 43 bin kişinin bu yolu kullandığı tahmin ediliyor.
Yunanistan bu verileri sebep göstererek sınıra duvar ve tel örgü çekmeye hazırlanıyor. Yunanistan Türkiye üzerinden ülkeye giren göçmenleri engellemek için 12,5 kilometrelik tel örgü çekeceğini açıklayan Yunanistan’ın duvarı örmeye başladığı bildiriliyor.
20 yılda 15 bin göçmen öldü
Her yıl milyonlarca kaçak göçmen Avrupa’ya geçebilmek için çeşitli yollar deniyor. Ancak, Avrupa’nın köklü bir çözüm bulmak istemediği göçmen sorununda her gün yeni dramlar yaşanıyor. Fortress Europe derneğinin açıklamasına göre 1988 yılında beri Avrupa sınırları boyunca en az 15 bin insan öldü. Bunların arasında denizde kaybolan 6 bin 344 kişi de var.
Akdeniz ve Atlas mezar oldu
Kaçak mülteciler Avrupa’ya geçebilmek için en çok deniz yolunu kullanıyor. En fazla ölüm de bu yolculuklar sırasında gerçekleşiyor. Bu yolculuk sırasında denizler sadece küçük, iğreti teknelerle geçilmeye çalışılmıyor. Kayıtlı vapurlar ve kargo gemileri de kaçak göçmenleri Avrupa’ya taşıyan araçlar arasında. Kötü şartlarda yapılan bu yolculuklarda geçen yıl 153 göçmenin havasızlıktan boğularak hayatını kaybettiği biliniyor. Bunun dışında, yapılan araştırmalar son 20 yılda Akdeniz’den ve Atlas Okyanusu'ndan Avrupa’ya geçmek için kullanılan üç belirgin güzergahta 9 bin ila 10 bin göçmenin hayatını kaybettiğini gösteriyor.
Libya ve Tunus’tan Malta ve İtalya’ya uzanan rota üzerindeki Sicilya Kanalı’nda 3 bin 118 göçmen kaybolduğu, 138 kişinin Cezayir’den ve Sardinya’ya gitmeye çalışırken boğulduğu, Moritanya, Fas ve Cezayir’den İspanya’ya ulaşmaya çalışan 4 bin 286 göçmen Cebelitarık Boğazı’nda ya da Kanarya Adaları açıklarında hayatını kaybettiği, bunların 2 bin 167’sinin hala bulunamadığı biliniyor.
Sahara’da ölüm yolculuğu
Ölümler sadece denizler ve okyanuslarda yaşanmıyor. Göçmenler için denize ulaşmadan önce Sahara Çölü’de zorunlu ve tehlikeli bir geçiş yolu. Afrikalı göçmenler Sudan, Çad, Nijer ve Mali’den yola çıkıyor ve çölün diğer yanında bulunan Libya ve Cezayir’e kamyonlar içerisinde geçiyorlar. Bu geçiş sırasında 1996 yılından bu yana en az 1691 göçmenin hayatını kaybettiği ancak gerçek rakamların daha fazla olabileceği belirtiliyor. Bu rakamlar yüzlerce kişilik insan gruplarını çöl ortasında bırakmayı alışkanlık haline getiren Tripoli, Cezayir ve Rabat hükümetlerinin de toplu sınır dışı uygulamalarının kurbanlarını da içeriyor.
Uçakta, trende ölüm
Bu ölümler dışında farklı yollarla Avrupa’ya geçmeye çalışırken hayatını kaybeden göçmenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. 41 kişi gizlendikleri uçaklarda, 25’i Fransa’nın Calais kenti veya İngiltere’ye doğru giden Manş Denizi altındaki tünelde saklandıkları trenlerde öldü. 2 göçmen Manş denizini geçmek isterken, 12’si İtalya, Yunanistan ve İsviçre’de trenlerin altında gizlendikleri yerde hayatını kaybetti.
Ölmeyenleri de öldürüyorlar
Kaçak göçmenlerin Avrupa’ya geçerken en sık kullandığı bir diğer yol Ege Denizi. Ege Denizi'nde bini aşkın sayıda göçmenin hayatını kaybettiği ve bunlardan yaklaşık 800’ünün hala kayıp olduğu biliniyor.
Bu ölümler sadece göçmenlerin bindiği teknelerin yetersizliğinden kaynaklanmadı. Yunanistan'ın Eylül 2006 tarihinde kaçakları denize attığı kuşkuları da halen ortadan kalkmadı. Hayatta kalmayı başaran görgü tanıklarının ifadesine göre, Yunan sahil koruma memurları İstanköy Adası açıklarında yakaladıkları yaklaşık 40 insanı tekrar denize attıkları için altı kişi hayatını kaybetti. Yine Mayıs 2008’de Yunanistan’da Samos kıyı güvenliğinin göçmenleri denizden geri çevirmesi ardından 21 kişi kayboldu, sadece bir kişi yüzerek adaya ulaşabildi.
Sadece geçtiğimiz yıl Meriç Nehri'nde cansız bedeni kıyıya vurmuş kırktan fazla göçmen bulundu. Göçmenlerin sınır güvenliği timleri tarafından kovalanırken teknelerinin batması sonucu öldüğü söylendi.
Türkiye -Yunanistan sınırındaki tuzaklar
Avrupa’ya geçişin diğer bir ayağını kara yoluyla yapılan geçişler oluşturuyor. Türkiye ve Yunanistan arasındaki kara sınırı Meriç'in batısında kalan Türkiye'ye ait tek toprak parçası olan Karaağaç Bölgesi'nden başlıyor. Ancak bu sınırda 1974 Kıbrıs Harekâtı sebebiyle yerleştirilmiş mayınlar mevcut. Yunanistan kendi bölgesinde 2009 yılında temizleme yaptığını bildirse de 1995 yılından bu yana sınırda mayın patlaması sonucu toplam 108 göçmenin hayatını kaybettiği, 192 göçmenin ise sakat kaldığı biliniyor.
2011 başında Avrupa Birliği Sınır Ajansı Frontex Genel Müdür Yardımcısı Gil Arias-Fernandez AB sınırlarında yasadışı göçlerde İspanya'nın Kanarya Adaları'nda yüzde 99'luk, İtalya'da üçte ikilik bir azalma olduğunu belirtirken Yunanistan’a yasadışı geçişlerin 2010 yılının ilk 9 ayında yüzde 369 oranında bir yükseliş olduğunu açıkladı. Bu geçişlerde özellikle karayolu tercih ediliyor. Kara yolu ile yapılan geçişlerde sıklıkla kamyonlar kullanılıyor. Kamyonlara yapılan özel bölmeler, dondurucular veya havasız römorklarda yapılan yolculuklar genelde ölümle sonuçlanıyor.
Geçtiğimiz 20 yılsa kamyonlarda kaçak yolculuk yapan 357 kişi ölü bulundu. 112 kişi kamyonlarla özellikle Türkiye-Yunanistan arasındaki buzlarla kaplı dağları geçmeye çalışırken donarak öldü.
Sınır hattında polis ateşi
Sınır boylarında, sulara kapılarak, soğuktan donarak ya da nefessiz kalarak yaşanan ölümlerin yanı sıra, sınır muhafızlarının ateş açması sonucu da çok sayıda göçmen hayatını yitirdi. Temmuz 2006'da Melilla'da üç kişi sınır tellerini aşmaya çalışırken vurularak öldürüldü.
Fortress Europe’un açıklamasına göre sınır polislerinin ateşi ile ölen göçmen sayısı 200’ün üzerinde.. Bunların 35’si Fas’ta İspanya’nın işgal ettiği alanlar olan Ceuta ve Melilla’da, 50’si Gambiya’da, 52’si Mısır’da ve 33’ü Türkiye’de, İran-Irak sınır hattında güvenlik timleri tarafından öldürüldü.

Diri diri gömüyorlar
Ancak bu rakamlar gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Silahlı sınır güçleri tarafından öldürülen yüzlerce kişi sınır köylerine gömülüyor, mezarları yıllar sonra bulunuyor. 2000’den bu yanan Avrupa’yı çevreleyen çeşitli sınır bölgelerinde göçmenlere ait 16 toplu mezar bulunduğu belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, bazı göçmenlerin bu mezarlara diri diri gömüldüğüne dair kanıtları ortaya koyuyor.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.