Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Alman cumhurbaşkanının istifasını nasıl okumalı?

Almanya'da Cumhurbaşkanı Wulff'un istifası, yolsuzluk iddialarının dışında, son dönemde attığı birkaç yanlış politik adımdan kaynaklanıyor olabilir.

Yayın Tarihi: 19.02.2012 , 17:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30

Federal Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, 17 Şubat Cuma günü, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bir süredir hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları nedeniyle, zaten görev yapamaz hale gelmiş bir politikacı daha politik sahneden çekilmiş oldu.

Almanya’da, hakkındaki yolsuzluk söylentileri ve iddiaları üzerine kendi rızasıyla görevinden ayrılan ilk politikacı değil Wulff. Türkiye kökenli Cem Özdemir de, Basın Danışmanı Moritz Hunzinger’den aldığı 80 bin Mark kredi nedeniyle -bu borcu &5,5 faiziyle resmen geri ödemiş olmasına rağmen- yolsuzluk şüphesi altında kalarak Federal Parlamento’daki koltuğunu terk etmişti. Aradan bir süre geçtikten sonra politik etkinliklerine geri döndü, şimdilerde Yeşiller Eşbaşkanı olarak görev yapıyor. Doktor unvanını, intihallerle dolu bir tezle elde ettiği ortaya çıkan Karl Theodor zu Guttenberg ise muhalefetin ağır baskısı, bilim çevrelerinde ve kamuoyunda oluşan tepki sonucu Savunma Bakanlığı görevinden istifa etmek zorunda bırakılmıştı. Christian Wulff’un istifası da pek kendi isteğiyle olmuşa benzemiyor. Kısa süre önce açılmak istenen bir savcılık soruşturması, hakkında ısrarla ortaya atılan iddialar, şahitlikler ve söylentilere son noktayı koydu.

Bu tür istifalar, Federal Almanya’daki politik mücadelenin şaibe altında kalan kişiliklere tahammülü olmadığı görüntüsü yaratıyor. Ancak bu görüntüye aldanarak tüm politikacıların sütten çıkmış ak kaşık olduğunu sanmak yanılgı olur. Geçerli kural, minareyi kılıfa uydurmak ve uyuyan aslanı uyandırmadan iş başarmayı öngörmektedir. Bu nedenle, kimlerin hangi lobilerin sözcülüğünü yaptığı, hangi odaklardan ne gibi çıkarlar sağladığı kolay kolay ortaya çıkmıyor.

Ülkemizde üstlerine sayısız soru işareti yapışmış olarak dolaşan milletvekillerinin böylesi bir sorunu yok. Çünkü ülkede kamuoyunun etik değerleri zaten uzun yıllardan bu yana erozyona uğratılmış bulunuyor. Son olarak Turgut Özal’ın “Benim memurum işini bilir” fetvası sayesinde devlet memurlarının bile rüşvet alması temize çıktıktan sonra mesele kalmamıştır. Memur rüşvet aldıktan sonra, meclistekilerin isterlerse milletin, isterlerse belirli kişilerin ya da çevrelerin temsilciliğini yapma ve onlara çıkar sağlama hakkı otomatik olarak yasallık kazanmıştır.

Tekrar Wullf’a dönersek... Ne yapmış sabık Cumhurbaşkanı? Schlesswig-Holstein eyaleti Başbakanı iken, birisinin daveti üzerine bedava tatil yapmış. Bir uçak yolculuğu sırasında turistik bilet parası verdiği halde, karısıyla birlikte birinci sınıfa "terfi" ettirilmiş ve lüks koltuklarda uçmuş. Şu anda oturmakta olduğu (hiçbir lüksü olmayan) sıradan iki katlı müstakil evi satın almak için tanıdığı bir sermayedar vasıtasıyla, bir bankadan sadece %2 faizle kredi almış. Ve... falan...

Bir politikacının açığa çıkan bu tür ilişkileri, bunlar karşılığında kimlere ne çıkarlar sağladığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Biraz surat sahibi olan da istifa ediyor. Tabii sadece alnının çatı yarılmamış olanlar... Christian Wulff da bu koşullar altında görevini sürdüremeyeceğini ilan ederek istifa etti ve böylece dokunulmazlığına da son vermiş oldu. Şimdi söz Federal Savcının. Bakalım soruşturma neyi gösterecek.

Ne var ki, bu istifa bazı soruları da akla getiriyor. Örneğin,

a) Wulff’un, bu ülkede yaşayan önemli bir azınlığa işaret ederek, “İslam dini Federal Almanya’nın ayrılmaz bir parçasıdır” demesinin sadece Almanya’daki muhafazakarlar arasında değil, Vatikan’a dek bazı koyu Hıristiyan çevrelerde yarattığı rahatsızlığı unutmamak gerekiyor.

b) Bundan sonra yaptığı gaf, Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından göz yumulan, hatta maaşa bağlanmış karanlık Nazi hücrelerinin işlediği cinayetlerin ortaya çıkması sırasında oldu. Bu katillerin öldürdüğü Türkiyelilerden özür dilemek üzere (gerektiğinden daha enerjik) tavır alması hatta, Cumhuriyet adına bizzat öldürülenlerin ailelerinden özür dilemek üzere bir davet yapmak istemesi kimleri rahatsız etti acaba?

c) Kanımca en büyük hatayı da, Yunanistan’ın borçlarıyla ilgili tartışmalarda, Merkel’in, çek-senet mafyası sözcüsünü andıran tavrına karşı çıkışıyla yapmış oldu. En son İtalya seyahatinde de, bir kez daha, Yunanistan’a borçlarını ödemek üzere sınırı belirsiz ekonomik yardım yapılmasına karşı olduğunu söyledi. Böylesi bir anlaşmaya imza atmayacağını ilan etti. Bu seyahatten döner dönmez de hakkında savcılık takibatı yapılmak istendiğini haber aldı.

* * *

Şimdi FAC Cumhurbaşkanlığı için akla gelen en güçlü isim hangisi olacak acaba?

Merkel Hanım, “Sadece koalisyon ortağı Liberallerin değil, muhalefetteki Almanya Sosyal Demokrat Partisi ve Yeşiller’in de üstünde anlaşacağı bir kişilik” bulmak istediklerini söyledi. Böylece 76 milletvekiliyle parlamentoda temsil edilen Sol Parti’yi de bir kalemde silip attı. Şimdi, ilk aşamada, bir yandan kapalı kapılar ardında pazarlıklar sürüyor öte yandan da ortaya atılan Gauk’un adı üzerinde çalışılıyor.

Joachim Gauk, soğuk savaşın Federal Almanya’daki son cengaverlerinden biridir. Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin yıkılışından sonra, bu ülkenin tüm değerlerinin yağmalanışında başta gelen isimlerden biriydi. ADC gizli haber alma teşkilatı Stasi belgelerinin taranması amacıyla oluşturulan özel dairenin de yöneticisi oldu. Bu görevde öylesine canla başla çalıştı ki, bu dairenin adı halk arasında “Gauk Dairesi” olarak anılmaya başlamıştı. Yıllar boyunca, sözümona Stasi’nin yurttaşlar üzerindeki baskısını ortaya çıkarmak bahanesiyle, en kaba anti komünist propaganda malzemesini yaratmak ve ikide bir yeni karalama kampanyalarının başlatmakta “büyük başarılar” elde etti. Şu sıralarda da “Gegen Vergessen - Für Demokratie” (Unutmaya Karşı - Demokrasi İçin) adlı bir derneğin aktif üyesi olarak politik angajmanını sürdürüyor. Aslında anti komünizmin gezginci misyoneri durumunda.

Kim bilir, belki yakında Berlin’de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na taşınarak bu gezginciliğe son verecek.

C.F.Hendek (soL - Almanya)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.