Sayfa yolu
Üniversite tercihleri neyi gösteriyor?
Yayın Tarihi: 20.08.2010 , 11:34 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından, üniversitelerde boş kalan kontenjanlar da açıklandı. Boş kalan kontenjanlar geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ülkemizin ihtiyaç duyduğu alanlarda olurken, tercih edilen bölümler konusunda aylar önceden başlanan “yükselen meslekler” haberlerinin etkili olduğu görüldü.
Piyasanın ve iş bulma kaygısının üniversitede alan seçimi konusunda ne kadar etkili olduğunu gösteren yerleştirme sonuçları, temel bilimler, deprem, madencilik, ziraat, komşu ülkelerin dilleri gibi alanların ilgi görmediğini ortaya koydu.
Hangi bölümler?
Fizik, kimya, biyoloji bölümlerini bazı üniversitelerde tek öğrenci bile tercih etmedi. ÖSYS verilerine göre ziraat, su ürünleri, balıkçılık, fizik, kimya, biyoloji, mobilya dekorasyon gibi bölümlerdeki boşluklar dikkat çekti. Jeofizik mühendisliği, maden mühendisliği, su ürünleri mühendisliği, seramik mühendisliği, tekstil mühendisliği, balıkçılık teknolojisi mühendisliği gibi mühendislik bölümlerinde de boş kontenjan kaldı. Üniversitelerdeki Fars Dili ve Edebiyatı, Yunan Dili ve Edebiyatı, Bulgar Dili ve Edebiyatı, Gürcü Dili ve Edebiyatı bölümlerinde boşluklar var.
Neden?
Ülkemizde son dönemde yaşanan maden kazaları, GDO’lu ürünlerle ilgili tartışmalar, deprem konusunda yetersiz olan önlemler, bu alanlardaki uzmanlara ne kadar ihtiyaç duyulduğunu ortaya koysa da, iktidarın izlediği politikalar bu alanların gözden düşmesi konusunda çok etkili oluyor.
Tercih edilmeyen ve ülkemiz için önemli olan bazı bölümlerle ilgili mevcut durum şöyle sıralanabilir:
Fizik, kimya, biyoloji: Bilimsel alanda üretim yapabilmek için temel bilimlerin çok güçlü olması gerekiyor. Ancak piyasa mantığı ile yetiştirilen ve haklı olarak geleceğinden kaygı duyan öğrenciler, temel bilimleri tercih etmiyor. Temel bilimleri tercih edenlerin büyük çoğunluğu da formasyon alarak öğretmenlik yapabilme umuduyla bu bölümlere giriyor. Bu bölümlere biliminsanı olmak için girenlerin önüne de türlü zorluklar çıkartılıyor. Tüm bu süreç bilimin daha da gözden düşmesine neden oluyor.
Ziraat mühendisliği: Ülkemizde son dönemde yaşanan en önemli tartışmalardan biri olan GDO’lu ürünlerle ilgili tartışmanın taraflarından biri de Ziraat Mühendisleri Odası’ydı. Ülkemizin tarımsal üretimi gün geçtikçe geriletilirken, ithal tohumlarla üretim yapılırken, hayvancılığımız yerlerde sürünürken, ziraat mühendisliği bölümleri boş kalıyor. Bilinçli bir politikanın ürünü olarak ülkemiz, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz bir duruma getirildi. İktidar politikalarıyla bu alanın küçültülmesi, üniversite tercihlerine de yansıdı.
Jeofizik mühendisliği: Türkiye nüfusunun yüzde 98’i deprem tehdidi altında yaşıyor. Sanayi kuruluşlarının yüzde 98’i deprem bölgelerinde ve yüzde 73’ü de aktif fay zonları içinde. Aynı şekilde barajlarımızın yüzde 95’i de deprem tehlikesi altında. Tüm bunlara rağmen ülkemizde jeofizik mükendisliği bölümü ilgi görmüyor. Çünkü devlet bu alandaki sorumluluğunu üstlenmiyor. Deprem özel sektörün de ilgisini çekmiyor. Deprem konusundaki tüm hazırlığını “yıkımdan sonra yara sarma” üstüne kuran ve depreme hazırlık konusunda uzmanların görüşlerine çok fazla önem vermediği görülen devlet yetkilileri, bu bölümün de önemsizleşmesi konusunda önemli rol oynuyor.
Maden mühendisliği: Madenler sürekli ölümlü kazalarla gündeme geliyor. Güvenlik konusunda eksikli olan ve mühendis istihdamından kaçındığı için kazaya davetiye çıkaran madenler, bu alanda yetişen uzmanlara çok ihtiyaç duyuyor. Ancak ülkeyi yönetenler çıkarttıkları tüm yönetmelik ve yasalarla uzman denetimini ikinci plana atarak, madenleri de piyasanın kurallarına terk ediyor. Bu durumun sonucu olarak maden mühendislikleri boş kalıyor.
Tekstil mühendisliği: Ülkemizin ihracat konusunda en önem verdiği sektörlerden biri tekstil. Daha çok merdiven altı atölyeleri üzerinden taşeron mekanizması ile yürüyen ve yine piyasanın insafına bırakılmış olan tekstilde de durum diğer bölümlerden farklı değil.
Komşu ülkelerin dilleri: Dış ilişkiler konusunda ABD ve AB’nin yanı sıra Arap Yarımadası ve Afrika ile yakın ilişkiler kuran Türkiye’nin diğer komşu ülkelerle aynı düzeyde bir ilişki tutturduğunu söyleyebilmek mümkün değil. Bölgemizdeki ülkelerle kültürel ilişkiler konusunda pek fazla yol alamayan Türkiye, Bulgaristan ve Gürcistan gibi ülkelerle NATO üzerinden ilişki kurmaya devam ediyor. Bir savaş örgütü üzerinden ya da salt ticaret için kurulan ilişkiler, bu ülkelere dönük ilginin de düşük olmasına neden oluyor. Bunları sonucu olarak bu alanlarda okuyanlar için iş imkanı olmaması, bölümlerin boş kalmasına neden oluyor.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.