Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Türkiye'nin tek kontrgerilla davası kapatıldı

Bugün 16 Mart katliamının yıldönümü. Türkiye'nin şimdiye kadar açılabilmiş tek “kontrgerilla davası” olarak bilinen 16 Mart katliamı davası, yıldönümünden kısa süre önce zamanaşımından kapandı. Yargıtay tarafından onanan zamanaşımı kararı, Ergenekon davasının başladığı gün verilmişti.

Yayın Tarihi: 16.03.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05

Derin devletle, çetelerle, kontrgerilla ile hesaplaşıldığı söylevleri sürerken, Türkiye'nin tek kontrgerilla davası olarak bilinen 16 Mart katliamı davası, katliamın 33. yıldönümüne kısa süre kala zamanaşımından kapandı. Yargıtay 1.Ceza Dairesi, üç sanığın katliamdan yargılandığı 16 Mart katiamı davasında, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20 Ekim 2008’de verdiği zamanaşımı kararını yerinde bulup onadı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin zamanaşımı kararının, derin devletle hesaplaşmak için açıldığı öne sürülen Ergenekon davasının başlamasıyla aynı güne gelmesi ise tarihe bir ironi olarak geçti.

Konuyla ilgili olarak soL muhabirine demeç veren davanın müdahil Avukatı Cem Alptekin, kontrgerilla ile hesaplaşmak için önemli bir vesile olan davanın sonuçlanmaması için baskı yapıldığını vurguladı ve “Türkiye'de hiç kimse kontrgerilla ile hesaplaşma niyetinde değil, 'mış gibi' yapanlarla birlikte davranıyorlar” dedi.

Alptekin, dava sürecinde hükümetten herhangi bir mesaj alıp almadıkları yönündeki soru üzerine ise basında takip ettiği kadarıyla, yetkililerin olay kendilerine sorulduğunda üzüntülerini dile getirdiklerini belirterek, “bunlar bizim gözümüzde söylemlerden ibaret” diye konuştu.

33 yıl önce 16 Mart günü, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önüne bomba atılarak ve silahla taranarak 7 öğrenci öldürülmüş, 41 öğrenci yaralanmıştı. Katledilen öğrenciler Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Ahmet Turan Ören, Murat Kurt, Abdullah Şimşek, Hatice Özen, Abdülhamit Akıl bugün çeşitli etkinliklerle anılıyorlar.

İlk kontrgerilla davası oldu
Dava ilk olarak 1978 yılında açılmış, beş yıl sonra delil yetersizliği nedeniyle sanıkların beraatiyle sonuçlanmıştı. Ancak o gün katledilen ve yaralanan öğrencilerin arkadaşları olan avukatların ısrarı ve yeni delillerin bulunmasıyla 1992'deki başvuru üzerine 1995 yılında dava tekrar açıldı. Davanın yeniden açılmasında katliama adı karışan Zülküf İsot'un Elazığ'da yine olayın faillerinden Latif Aktı tarafından öldürülmesi üzerine, Zülküf İsot'un babası, annesi ve kız kardeşlerinin yeni bilgiler vermesi etkili oldu. Böylece eski polis memuru Mustafa Doğan ile Latif Aktı ve Özgün Koç, “taammüden adam öldürmek ve yaralamak” suçlarından yargılanmaya başladılar.

Davanın en önemli aşaması ise, büyük çaba sonucunda mahkemenin ara kararıyla yargılamanın “adam öldürme davasından” çıkarak “kontrgerilla davasına” dönüşmüş olmasıydı. Böylece 16 Mart katliamı davası, Türkiye'nin ilk kontrgerilla davası oldu, ancak orada da kaldı.

Bundan sonra mahkemenin sanıklara ek savunma hakkı vermesiyle süreç uzamaya başladı. Ancak dava sürerken mahkeme üzerinde baskı kurulmaya başlandı. Israrlı taleplere rağmen devlet kurumlarından bilgi ve belge akışının büyük oranda kesilmesiyle adeta zamanaşımı beklenmeye başlandı. Bu arada Cem Alptekin'ın katliamla ilgili bir MİT belgesini mahkemeye sunması üzerine hakkında bir dava açıldı. Böylece, kontrgerillanın yargılanacağı 16 Mart katliamı davasının önü kesilirken, davanın avukatları sanık sandalyesine oturtuldu.

Kontrgerilla davası kapatıldığı gün Ergenekon davası başladı
Beklenen zamanaşımı kararı 20 Ekim 2008 tarihinde yani Ergenekon davası başladığı gün verildi. Üzerinden 30 yıl geçtiği için dava ortadan kaldırıldı. Kararda delil toplanan onca siyasi cinayat ve katliam dosyasından ya da kontrgerilla iddialarından hiç söz edilmedi. Temyize giden karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı. Yargıtay'ın gerekçeli kararında avukatların temyiz gerekçelerinden de hiç söz edilmedi.

Avukat Alptekin, Ergenekon davasının açılmasıyla aynı güne denk gelen zamanaşımı kararına ilişkin olarak “gerçek kontrgerilla davasının kapatıldığı gün çakma kontrgerilla davası açıldı” yorumunda bulundu. Alptekin, “16 Mart davasına eğilmeyen, 16 Mart davasını görmezden gelen kamuoyu sözcülerinin kontrgerilla ile hesaplaşmasını biz soru işaretiyle karşılıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yargıtay'ın onama kararında, avutakların itirazları ise, “vesaireye yönelen” itirazlar olarak geçiştirildi. Bu yaklaşımı da eleştiren Cem Alptekin, “kendi aldıkları kararı bile tartışma basireti göstermeye bir gerekçeli karar duruyor önümüzde” diyerek zamanaşımı kararı verilirken, davanın bir “kontrgerilla davası” olduğundan bahsedilmemesine tepki gösterdi.

İfade bile vermedi
7 kişinin öldürülmesinden 41 kişinin yaralanmasından sorumlu tutularak gıyabında yargılanan Mustafa Doğan ifade bile vermedi. Kırmızı bültenle aranan Doğan'ın adı Azerbaycan'daki darbe girişimine karıştı, hakkında Almanya'da saklandığı iddiasıyla Alman Parlamentosu'nda bir soru önergesi verildi. Alman hükümeti Türkiye'nin Doğan'ın iadesini istemediğini söyledi.

Aralarında Şükrü Balcı ve Süreyya San'ın da bulunduğu polis şefleri “görevlerinde kayıtsız kalmakla”, emniyet görevlisi Raşat Altay ise saldırıya uğrayan öğrencileri dağılma noktasına kadar koruma altında tutması gerekirken üniversite kapısında terk etmekle suçlanmış, 12 Eylül günlerinde Adapazarı Ceza Mahkemesi'de, mağdurlara haber verilmeden, yargılanıp aklanmışlardı. Susurluk kazası sonrasında Reşat Altay'ın Abdullah Çatlı ile telefon görüşmeleri ve Çatlı'nın 16 Mart katliamında kullanılan TNT kalıplarını temin ettiği ortaya çıktı. Susurluk sürecinde ortaya çıkan yeni deliller ışığında Oral Çelik, Meral Çatlı, Haluk Kırcı, Murat Bayrak ve 12 Mart askeri savcısı Baki Tuğ'un da bulunduğu 11 kişi hakkında katliamla bağlantılı oldukları gerekçesiyle 13 Mayıs 1997 tarihinde suç duyurusunda bulunuldu.

Katliamı gerçekleştiren örgütün, varlığını sürdüren bir örgüt olduğu ve pek çok kirli işe daha imza attığı bilinmesine rağmen zamanaşımı kararı verildi. Ancak avukatlar, TCK'daki zamanaşımı hükümlerine göre “temadi” (kesintisiz örgütlü suç faaliyeti) devam ettiği sürece zamanaşımı işletilemeyeceğini ve bu durunmda zamanaşımının söz konusu olamayacağını belirttiler.

Bundan sonraki süreçte davayı AİHM'a götüreceklerini söyleyen Cem Alptekin, hükümetin tavrının asıl o zaman ortaya çıkacağını da ekledi. Alptekin, AİHM süreci işlerse devletin karşı taraf olacağını hatırlatarak, “O zaman göreceğiz hukuku mu savunuyorlar, kontrgerillayı mı savunuyorlar” diye konuştu.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.