Sayfa yolu
Teröre ne hacet Beşir Atalay?
Yayın Tarihi: 28.02.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
İçişleri Bakanı Beşir Atalay dün MOBESE sisteminin açılışını yapmak üzere gittiği Çorum'da AKP olarak vatandaşların özgürlüğünü kısıtlamadıklarını ileri sürdü. Vatandaşa tepeden bakan, “ceberut” gibi davranan güvenlik personeli döneminin kapandığını da söyleyen Atalay, AKP döneminde, polis kurşunuyla ölenlerden, polisin dövdüğü hatta üzerine araba sürdüğü göstericilerden, emniyette ya da cezaevinde işkencede ölenlerden habersizmiş gibi konuştu.
Çorum’da 42 noktaya kurulan 55 kameradan Çorum kent merkezinden canlı olarak gelen görüntüleri izleyen Atalay, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “AK Parti olarak ilkemiz, terör dahil hiç bir güvenlik olayını, vatandaşımızın temel haklarını kısıtlamak için bahane olarak kullanmayacağız. Demokrasiyi, hukuku, insan haklarını asla güvenliğe, teröre feda etmeyeceğiz”
Kameralar suçu mu önlüyor, insanları mı izliyor?
Atalay bir yandan vatandaşların haklarını kısıtlamadıklarını belirtirken, diğer yandan da MOBESE adı verilen ve şehrin çeşitli yerlerine kurulan kameralarla polisin şehirde yaşayanları 24 saat gözetim altında tuttuğu sistemin özelliklerini övdü.
Sokaklara insanları izlemek üzere yerleştirilen kamera sisteminin, adi suçları önlemekten çok devletin güvenliğini sağlamak ve vatandaşları fişlemek için kullanıldığı biliniyor. İngiltere’de benzer şekilde sokakları gözetlemek için kullanılan kameraların suçu önlemek konusunda işlevsiz olduğu, yaklaşık bin kameranın bir yılda yalnızca bir suçu açığa çıkarabildiği ortaya çıkmıştı.
Türkiye’de de giderek yaygınlaşmaya başlayan ve Atalay’ın il il dolaşarak açılışını yaptığı kamera sistemi, son olarak AKP hükümetinin bakanlarına suikast düzenleneceği iddiaları ile gündeme gelmişti. Ankara’da bakanların evlerinin etrafına onlarca MOBESE kamerası takılarak, bölgenin 24 saat gözetim altına alınacağı duyurulmuştu.
“Ceberut” polis dönemi kapandı mı?
Atalay emniyet güçlerinin vatandaşlara muamelesi konusunda da “Güvenlik vatandaşımız daha iyi yaşasın diye vardır ve biz onun için çalışıyoruz. Bunun için de bütün güvenlik personelimiz vatandaşımıza iyi davranacak, iyi muamele edecek. Çünkü biz hizmetkârıyız vatandaşın. Böyle vatandaşa tepeden bakan, 'Ceberrut' gibi davranan güvenlik personeli dönemi kapanmıştır” diye konuştu.
Ancak polisin son dönemde toplumsal gösterilere karşı gerçekleştirdiği müdahaleler ve bu müdahaleler sırasında insanlara karşı tutumu Atalay’ı yalanlıyor. Son olarak, arkadaşlarını bir cipin çarpması sonucu kaybeden ve cenaze kendilerine verilmeyen TEKEL işçileri durumu protesto için AKP’nin Ankara İl Başkanlığı binasına gidince burada kendilerine çevik kuvvet ekipleri saldırmış ve bazı işçileri yaralamıştı. Atalay’ın “vatandaşın hizmetkârları” kendilerini savunmak için emniyette verdikleri ifadede, işçilerin kameraları görünce kendilerini yere atarak, kafalarını yere vurduklarını söylemişti.
Polisin geçtiğimiz Aralık ayında, İçişleri Bakanı’nın talimatıyla, TEKEL işçilerine Abdi İpekçi Parkı'nda gerçekleştirdiği kapsamlı saldırıda da pek çok işçi gaz bombaları, cop ve tekmelerle yaralanmıştı. Muş’lu TEKEL işçisi Alican Akyel beline aldığı darbeler sonucu sakat kalma tehlikesi geçirmiş, 45 günlük rapor almıştı.
Atalay’ın ifadelerinin aksine, güvenlik personeli son birkaç yıl içerisinde pek çok vatandaşın ölümüne neden oldu. Polisin, eylemleri dağıtmak için sınırsızca kullandığı biber gazı nedeniyle pek çok vatandaş zarar görmüş, 1 Mayıs 2007’de Taksim’de bir vatandaş hayatını kaybetmişti. Polisin evlere dahi atmaktan çekinmediği gaz bombası nedeniyle Cizre’de bir evin balkonunda annesinin kucağındaki bir bebek de yaşamını kaybetmişti.
Son dönemde gündemden düşmeyen bir diğer konu da polis kurşunuyla hayatını kaybedenler oldu. İzmir’de Baran Tursun, Antalya’da Çağdaş Gemik adlı gençler “dur ihtarına uymadıkları” gerekçesiyle polis tarafından vurularak öldürülmüştü.
İşkence var, kamera var ama ceza yok
Atalay son olarak, karakolların da kameralarla gözlem altına alınmasının öneminden bahsederek “Bütün nezarethanelerde kamera sistemimiz var. Çok istisnai olmayanlar da var ama onlara da haziran ayına kadar süre verdim. Mutlaka görüntülü olacak buralar ve hiçbir bahane istemiyoruz. Vatandaşa işkence, kötü muamele gibi şeyler böylece ortadan kalkmış olacak” diye konuştu.
Bütün bu “önlemlere” rağmen halen insanların karakollarda ve cezaevlerinde işkence sonucu nasıl öldüğü ve kamera görüntülerine rağmen işkence yapan polislerin nasıl ceza almadığı anlaşılamadı. İşkence sonucu ölen ve poliste görüntü kayıtları da bulunan Engin Çeber ve arkadaşlarına işkence yaptığı suçlamasıyla hakkında idari soruşturma açılan 13 polisle ilgili İl Emniyet Müdürlüğü, bundan bir hafta önce, “ceza tayinine mahal olmadığı” kararına vardı.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.