Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Telekulak' Milliyet'i de dinledi mi?

"Emniyet'in 2. adamı" olarak anılırken uyuşturucu çetesine yardımdan tutuklanarak yargılanmaya başlayan Emin Arslan'ın, savunmasında Milliyet'in yasa dışı olarak dinlendiği ifadesine yer vermesi, "telekulak" buzdağının suyun altındaki kısmının çok daha büyük olduğuna işaret etti.

Yayın Tarihi: 31.05.2010 , 14:51 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Emniyet eski Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ın, uyuşturucu çetesi ile bağlantısı olduğu suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında, yasa dışı telefon dinlemeleri üzerine açıklamaları, "telekulak" skandallarına bir yenisini ekledi.

Arslan'ın, üç gün önce görülen duruşmadaki savunmasının bir bölümünü oluşturan ve kendisinin yanı sıra Milliyet gazetesinin de Emniyet teşkilatı içindeki bir ekip tarafından yasa dışı dinlendiği yönündeki iddiası, açıklamaya konu olan Milliyet ve yine Doğan Medya Grubu'na bağlı birkaç gazete dışında basında yer almadı. Basın örgütleri tarafından "basın ve ifade özgürlüğüne indirilmiş darbe" olarak yorumlanan dinleme skandalına ilişkin olarak, şimdiye dek ortaya dökülen tüm skandalları "paranoya" ile açıklamaya çalışan AKP hükümetinden de herhangi bir açıklama yapılmadı.

Medya nasıl yaklaştı
Emniyet teşkilatı içerisinde, biri Fethullahçılar olmak üzere iki "kamp" arasındaki mücadelenin örneği olduğu söylenen, "Emniyet'in 2. adamı" iken uyuşturucu çetesine yardım etmek suçlamasıyla yargı önüne çıkarılan Emin Arslan davasının ilk duruşmasında, Arslan'ın ve davada tanık olarak dinlenen Hanefi Avcı'nın yaptığı açıklamalar, telefon dinleme skandallarının yanı sıra Hrant Dink cinayetini de gündemin ilk sıralarına taşıdı.

Bu önemli konuların bağlantı noktaları açıkken, Emniyet'te hakim olduğu bilinen Fethullahçı ekibin bilgi-belge sızdırdığı yandaş medyanın konuyu haber yapmaması dikkatlerden kaçmadı.

Yandaş basında dün sadece Taraf gazetesinde yer alan gelişme, Emin Arslan'ın, Hrant Dink cinayetinden sonraki 32 ay boyunca görevde olduğu halde, soruşturmaya katkı sağlayacak herhangi bir bilgi ve belge vermediği ileri sürülerek haberleştirildi. Taraf gazetesi söz konusu haberiyle, gelişmeleri "tersten" görerek, Arslan'ın, Hrant Dink cinayetini aydınlatmaya çalıştığı için Emniyet teşkilatındaki bir ekip tarafından tasfiye edilmek amacıyla telefonlarının dinlenmeye başladığı ve bu arada da uyuşturucu operasyonun adının karıştırılarak hakkında komplo düzenlendiği iddiasının gerçek olmadığını kanıtlamaya çalışmış oldu.

Fethullah Gülen cemaatine ait Bugün gazetesinden Adem Yavuz Arslan ise, Emniyet içindeki çalışmalara oldukça hakim olduğu gözden kaçmayan bugünkü köşe yazısında, "uyuşturucu operasyonu sonrası tutuklanan ve görevinden alınan emniyetin iki numaralı ismi Emin Arslan konuyla ilgisini kimse anlamasa da duruşmada 'Tam da Dink cinayetiyle ilgili ihmali olan emniyet mensuplarını bulmak üzereydim ki bana komplo kurdular ve içeri düştüm' dedi. Medya bu teoriye atladı ama ortada çok ciddi soru işaretleri var. Çünkü Dink cinayeti olduğunda Arslan, emniyetin iki numaralı koltuğunda oturuyordu. 32 ay boyunca müfettişlere bir tek bilgi belge vermeyen Arslan'ın kendi davasında konuyu Dink'e getirmesi ilginç. Güvenlik bürokrasisinde ekip, ekol ve devre önemlidir. Sabri Uzun, Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın da 'ekip' olduğu bilinen bir gerçek. Uzun görevden alınmasını, Arslan'ın da tutuklanmasını mevcut ekibe mal ediyor. Dolayısıyla açıklamaları okurken resmin bütününe de bakmak lazım" dedi.

Basın örgütleri ne dedi
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Milliyet gazetesinin telefonlarının dinlenmesine tepki göstererek, gazete santrallerinin ve gazetecilerin telefonlarının dinlemesinin basında ifade özgürlüğü açısından kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyledi. Mevcut mevzuat ve bu mevzuattaki boşluklar nedeniyle Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün gerçek anlamda var olmadığını söyleyen İpekçi, "‘Ergenekon’u biz ortaya çıkardık, derin güçlere biz ulaştık’ diyen bir hükümet ya da başbakan telefon dinlemelerinin sorumluluğundan kurtulamaz" açıklamasında bulundu.

Çağdaş Gazeteciler Deneği (ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, Milliyet gazetesinin telefonlarının dinlenmesinin, "Türkiye’nin, içler acısı, bilinen fakat üzerine gidilmeyen bir gerçeğini ortaya koyduğu"nu söylerken, bu durumdan iktidarı sorumlu tuttu. Abakay, "bu, iktidar tarafından saklanan Türkiye’nin bir ayıbı olarak karşımızda duruyor. Daha fazla saklanamayacak kadar vahim ve tehlikeli bir süreci yaşıyoruz. Önce Cumhuriyet’te ortaya çıktı, şimdi Milliyet’te ayan beyan... Dünya biliyor, sağır sultan biliyor, ne hikmettir iktidar bilmiyor, duymuyor, önlem de almıyor. Bu, iktidarın suç ortaklığıdır. Derhal yetkililer hakkında resen harekete geçilmeli, soruşturma açılmalıdır. Devletin dinleme aygıtlarının bir sorumlusu olmalı, bu TİB midir, Adalet Bakanı mıdır, her kimse, hesabını yargı önünde vermelidir" diye konuştu.

Arslan "telekulağı" nasıl anlattı
Emin Arslan uyuşturucu çetesine yardım etmek suçlamasıyla yargılandığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, yasa dışı veya yargıçların yanıltılması yoluyla ve başka bir operasyonla ilgili olarak telefonunun IMEI numarası üzerinden dinlendiğini açıkladı. Aslan, Milliyet gazetesi santralinin dinlendiğini de şu ifadelerle anlatmıştı:

"Bu IMEI ve benzeri konularda, aksaklıkları, çözüm yollarını hiç kimseden çekinmeden telefonda, konferanslarda ve ikili sohbetlerde çok rahat dile getirdim. Eski bir istihbaratçı olmam nedeniyle, özellikle Hrant Dink cinayetinde esas sorumlunun kim olduğu, kimlerin yargılanması gerektiği konularını çok rahat dile getirdiğim için bazı kişiler çok rahatsız oldu. Hrant Dink cinayetinin aydınlatılması konusunda ciddi çalışmaları olduğu için Milliyet gazetesinin mobil sisteminin ve bu arada benim telefonlarımın da dinlendiği bilgileri bana gelmişti."

Emniyet'teki F-tipi yapılanmadan bahsetti
Emin Arslan, Emniyet teşkilatında yasa dışı yollardan bilgi topladıklarını vurguladığı ekibe ilişkin ifadeleri ise şu şekilde idi:

"Hrant Dink cinayeti işlendikten sonra İstibarat Dairesi’nin korunmasına yönelik faaliyetleri gördüm. Hatta cinayetteki sorumluluğu ortaya çıkan İstihbarat'taki kişilerin bilgisayar log kayıtlarında değişiklikler yaptığına dair bilgiler geliyordu. Öte yandan ise, Emniyet içindeki bir grubun adaleti yanıltarak IMEI numarası üzerinden gazetecileri, siyasetçileri, yargıyı ve bürokratları dinlediğine dair bilgiler geliyordu. IMEI numarası üzerinden dinleme yapılmaması konusunda genel müdürlük toplantılarında eleştirilerimi söylüyordum. Ama bu önlenmedi. Aksine İstihbarat’tan gelen çocuklar, 2008 yılı Ağustosu'nda bana, 'sizin daire telefonu da dinleniyor, hatta Milliyet gazetesi de dinleniyor' dediler. Mahkeme talep ettiğinde TİB’den tüm bilgiler ortaya çıkacaktır."

"Kendimi 'Ergenekon'da da bulabilirdim"
Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu bulunanları ortaya çıkarmak üzereyken adının İstanbul'da düzenlenen bir uyuşturucu operasyonuna karıştırıldığını söyleyen Emin Arslan, telefonlarının yasa dışı olarak dinlendiğini savunurken, soruşturma sürecinde de, telefon dinlemelerinde özellikle askeriye ile ilgili geçen konuların altının çizilmesinin dikkat çekici olduğunu belirtmiş, "anlıyorum ki, bu soruşturma olmasa, beni başka bir soruşturmaya monte edeceklerdi” diyerek "Ergenekon" soruşturmasını ima etmişti.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.