Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Savcılara göre Türkiye’de ÖSO militanları yokmuş!

Avukat Cihan Söylemez, Özgür Suriye Ordusu militanlarına ve Türkiye’deki askeri, siyasi ve ekonomik destekçilerine karşı suç duyurularında bulundu.

Yayın Tarihi: 05.03.2013 , 14:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

ÖSO’nun Türkiye’deki faaliyetleri her gün yayın organlarında çıkıyor ama savcılıklar bu faaliyetlerin ülke içinde olmadığını gerekçe göstererek Söylemez’in suç duyuruları hakkında takipsizlik kararı verdiler.

Özgür Suriye Ordusu’nun ve bağlantılı güçlerin Türkiye’de işlediği suçlar hakkında savcılığa yaptığı başvurular, “ÖSO’nun ülkemizde faal olduğunu” görmezden gelen savcılardan geri dönen Avukat Cihan Söylemez soL Gazetesi ile söyleşti.

Bundan yaklaşık bir ay önce, Suriye sınırındaki bazı illerin başsavcılıklarına Özgür Suriye Ordusu hakkında suç duyurusunda bulundunuz. Bunun sonucunda da adı geçen savcılıklar, bu konuda takipsizlik kararı verdiler. Bize bu süreçle ilgili bilgi verebilir misiniz?
25 Aralık 2012 tarihinde suç duyurusunda bulunduk. Bu olaylar özellikle sınırdaki illerde cereyan ediyordu. Hatay, Kilis, Şanlıurfa, Gaziantep ve Adana cumhuriyet başsavcılıklarına yolladığımız dilekçede, Özgür Suriye Ordusu adlı terör örgütü ve bu örgütün başkomutanı, yardımcıları ve yüksek askeri konsey üyeleri ve bu örgütün kolları olan Liva El Umma Tugayı, El Nusra Cephesi ve Ahrar El Şam kolu komutanlıkları hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunun yanı sıra, bunların Türkiye’deki askeri, siyasi ve ekonomik destekçileri hakkında da suç duyurusunda bulunduk. İnsanlığa karşı suç ve soykırım kapsamında bu suç duyurusunu yaptık.

Bilindiği üzere, Suriye’deki demokrasi ve insan hakları talebiyle ortaya çıktığını iddia eden bu örgüt, gerek ulusal gerekse uluslararası medyada görüleceği üzere, artık demokrasi ve özgürlükler adına hareket edilebilirlikten çıkmış oradaki sivil insanlara yönelik katliamlara girişmiştir. Suriye’deki faaliyetleri din ve mezhepler arasındaki barışı bozmaktadır. Bu mezhep çatışmasını önümüzdeki süreçlerde Türkiye’ye yayma ihtimali bulunmaktadır.

Bu örgütün ne tür faaliyetleri suç duyurunuza konu oldu?
Sosyal medyadaki ve televizyonlardaki vahşet görüntülerine sebebiyet verdikleri için, ele geçirdikleri yerlerdeki sivilleri katlettikleri için, küçük yaştaki kendi ordu mensupları olan çocuklara kılıçla insan başı kestirdikleri için, esir aldıkları Suriye Arap Cumhuriyeti ordularına mensup kişileri savaş hukuğuna aykırı bir biçimde infaz ettikleri için okulları, kiliseleri, hastaneleri, ibadethaneleri bombaladıkları için ve bunun yanı sıra bu gruba bağlı diğer kolların yaptığı açıklamalarda Alevi, Dürzi ve Hıristiyanlara karşı katliam gerçekleştireceklerini alenen söyledikleri ve bunları yaptıkları için...

“Türkiye lojistik destek veriyor”

Suç duyurunuzun Türkiye ile ilgili kısmı var mı?
Bunlar ülkemizi kendi eylemlerinin bir üssü haline getirdiler, sınırlarımızdan ellerini kollarını sallayarak girip lojistik destek alıyorlar, Türkiye’de kurulan mülteci kamplarından istifade etmeye çalışıyorlar ve hatta Türkiye’deki bir mülteci kampını da ana karargah yaptıklarını, bizzat kendi internet sitelerinde gösterdiler. Biz de Avukat İnan Yılmaz arkadaşımla birlikte bu örgüt ve yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Suç duyurumuzdaki dilekçede özellikle bu örgütün yakın zamandaki eylemlerine yer verdik. Şimdi Suriye’nin başkenti yakınlarındaki El Vati adlı ilkokula yapılan bir havan topu saldırısı neticesinde 29 öğrenciyi ve bir öğretmeni katlettiler. Hama şehrine bağlı Alevilerin yaşadığı Akrab köyünde 125 sivili katlettiler, yine Suriye’nin Hama kentine bağlı Hula köyünde 108 kişiyi katlettiler. Ras El Ayn kentinde birçok kişiyi katledip toplu mezarlara gömdüler ve bu toplu mezarların görüntüleri televizyonlarda gösterildi. Dolayısıyla, bu katliamların lojistik desteği Türkiye’den verilmektedir. Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bu durum bizi rahatsız etmektedir. Eğer komşu ülkemizde anti-demokratik uygulamalar varsa, bu dış müdahalelerle değil kendi iç dinamikleriyle çözülmelidir ama görüldüğü üzere Suriye’deki bu oluşumlar Çeçenistan’dan, Afganistan’dan gelen oluşumlarla, El Kaidecilerden oluşmaktadır.

Bizim beklentimiz şuydu. Giriş çıkışlara izin veren sınırdaki askeri yetkiler hakkında soruşturma açılmasını hastanelerde muayene edilen ÖSO’ya bağlı militanlar daha sonra gidip Suriye’deki savaşa katıldılar, bunların kimlik bilgilerinin tespit edilmesini, haklarında yakalama kararı çıkartılmasını ve soruşturma başlatılmasını Türkiye de bulunulanlar hakkında da insanlığa karşı suç ve soykırım suçlarından kaynaklı tutuklama emri çıkartılmasını talep ettik.

Hakkında suç duyurusunda bulunulan kişiler

Somut isimler mi verdiniz savcılıklara? İsimleri bizimle de paylaşabilir misiniz?
Özgür Suriye Ordusu Başkomutanı Riyad El Esad, Yardımcı Komutan Ahmet Hicazi, Yardımcı Komutan Malik Kürdi, Yüksek Askeri Konsey Üyesi Mustafa Ahmet El şeyh, Liva El Umma Komutanı Mehdi El Herati, El Nusra Komutanı Ebu Muhammed el Culani, Ahrar El Şam Kolu Komutanı Şeyh Adnan El Urur Bunlar hakkında özellikle suç duyurusunda bulunduk. Yakın zamanda edindiğimiz bilgilere göre Urfa ve Antalya’da yaptıkları toplantılarda, komutanlık kademelerinde değişiklikler yapmışlar.

Yargının bağımsız olduğu görüşü Anayasamızda var ama herkesin bildiği gibi, ne yazık ki bağımsız değil. Bağımsız olmadığını neden söylüyorum: Çünkü ret gerekçeleri bunu kanıtlamakta.

ÖSO suçlarına savcılardan takipsizlik kararı

Savcılıklardan gelen tepki neydi?
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı, yapmış olduğu araştırma neticesinde takipsizlik kararı veriyor. Takipsizlik kararında şunları söylüyor: Antakya’daki TEM şubesinin yaptığı araştırmaya göre, Özgür Suriye Ordusu’nun Türkiye topraklarında faaliyeti olmadığını söylüyor. Halbuki bu faaliyetlerin hepsi, yayın organlarında her gün çıkıyor. Ne yani, bu kadar ulusal ve uluslararası yayın organları yalan mı söylüyor.

İkincisi, sınırlardaki giriş çıkış kayıtlarına göre şikâyet edilen kişilerin kayıtlarına rastlanılmadığını belirtiyor. Türkiye içindeki bir eyleme katıldıklarına dair bir bilgi ve belge olmadığı, Hatay ilinde Özgür Suriye Ordusu oluşumuna mensup kişilere rastlanmadığı, ÖSO’nun Suriye’deki hükümet güçlerine karşı kurulan koalisyon kanadının askeri gücü olup olmadığına dair bilgi ve belge bulunmadığı. Bunu bile söyleyebiliyorlar. Adana Başsavcılığı’nın ret kararında ise iddia edilen eylemlerin, Türkiye sınırları dışında gerçekleştiği söyleniyor. Türkiye içinden bunlara yardım edildiği ve destek verildiği, tamamen tahmine ve söylentiye dayalıdır ve hiçbir somut delil yoktur. Urfa’daki başsavcılık ise bahsi geçen eylemlerin yurtdışında gerçekleştiğini ve Türkiye’de yabancı uyruklu bu kişiler hakkında soruşturma yetkilerinin olmadığını belirtiyor. Sudan gerekçelerle bu konuyu kapatıyorlar. Tabii bu takipsizlik kararlarına karşı itiraz yolumuz açık, bunları da yapacağız bu hafta içerisinde.

Takipsizlik kararları sizce neyin göstergesi, hukuksal ve siyasi açıdan değerlendirebilir misiniz?
TBMM kararı olmadan, Türkiye Cumhuriyeti hiçbir devletle savaşa giremez. Başka bir devletle savaşan silahlı bir oluşuma destek veremez. Ne yazık ki, bunun böyle olmadığını medya organlarından da görebiliyoruz. Bu, yargının bağımsız olmadığının göstergesi. Meclis kararı olmadan kamplar açılıyor, kamplarda askeri eğitimler veriliyor askeri, siyasi, ekonomik yönden destek verildiği apaçık ortada. Bağımsız bir savcı, bunların üzerine giderdi En azından bir araştırma yapıp, soruşturma başlatırdı. Bakın en son yaşadığımız Cilvegözü’ndeki olay... Hemen bu olayın üzerine gizlilik kararı koydular, yani bir avukat gidip o meseleyi araştıramaz. Bunlar, olayların üzerini örtbas etme meselesi.

Yaptığınız başvuru konusunda umudunuz devam ediyor mu?
Açıkçası bir ümidim yok. Yargının bugün geldiği noktada, buna dair somut adımlar atılacağına dair bir ümidim yok. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, hukuğun bize sağladığı imkanları kullandık ve böyle bir suç duyurusunda bulunduk. Vicdanımız bu konuda rahat.

“Hatay’da problem yaşanacak”

Gelişmeler Sünni-Alevi ilişkilerini nasıl etkiliyor?
Bu işin sonucunda, Türkiye’yi de etkileyecek durumlar olabilir. Mesela Alevi meselesi, basın yayın organlarında ve hükümet kanadından söyleyenler oldu. Suriye’deki Alevi subaylar katliam yapıyorlar diye. Alevi kesime yönelik bir aleyhtarlık yaratmak için. İkincisi, Esad rejiminin salt Alevi rejimi olduğunu belirtip diğer kesimlere baskı yapıldığını iddia ediyorlar. Üçüncüsü de bu sınırlar yolgeçen hanına döndüğü için bu silahlı oluşumların, yani bu mülteci nüfusu da iki yüz bini geçmiş durumda. Buradaki Sünni gerici kesimin etkisi her geçen gün artıyor.

Özellikle de Hatay gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu yerlerde, bu gerici unsurlar problemlere neden olacak. Türkiye’nin bu politikaları daha da ilerlerse, bu mezhep savaşları Ortadoğu’yu kan gölüne çevirecek. Bizim endişelerimiz bunlardı ve bu doğrultuda bir çalışmada bulunduk. Biz, aslında bunu yaparak savcıları göreve çağırmış olduk. Bu tarihi görevin, bu vebalin altından kalkamazlar açıkçası. Şimdi bakın, her şey çok açık. Bunlar Türkiye’de Antalya’da Rixos Otel’de toplantı yapıyorlar, kamuoyuna açıklamada bulunuyorlar, Urfa’da keza bu toplantılar yapıldı, medya organlarında da açıkça yazıldı ama bizim savcılarımız böyle bir örgütün olmadığını böyle faaliyetlerde bulunmadıklarını söylüyor. Olacak iş mi?

Bundan sonra ne yapacaksınız?
Son noktaya kadar bunu taşıyacağız. Hâkimler savcılar doğru kararlar vermiyor diye, bizim bunlardan vazgeçmek gibi bir lüksümüz yok. Bir ülkede demokrasi ve özgürlükler ancak mücadeleyle gerçekleşir. Ve biz de bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Biz, bu tavrımızla tarihe bir not düşüyoruz aslında.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.