Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Roma Hukuku neden lazım?

Hukuk fakültelerinde Roma Hukuku'nun anabilim dalı ve zorunlu ders olmaktan çıkartılması ile ilgili tartışmalar sürüyor. soL bu konuda mesleğe yeni adım atan stajyer avukatların görüşlerini sordu.

Yayın Tarihi: 01.11.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

YÖK Ağustos ayında aldığı bir kararla Roma Hukuku'nu anabilim dalı olmaktan, dolayısıyla da Roma Hukuku derslerini Hukuk fakültelerinde zorunlu olmaktan çıkarmıştı. Karara başta Roma Hukuku anabilim dalı başkanları olmak üzere pek çok hukukçu tepki göstermiş, kararın iptali için Danıştay'a başvurulmuştu.

Roma Hukuku anabilim dalının Hukuk Tarihi anabilim dalının altına İslam Hukuku dalının hemen yanı sıra yerleştirilmesi ile ilgili tartılmalar halen sürüyor. soL olarak üniversiteden yeni mezun ve mesleğe atılmaya hazırlanan stajyer avukatlara bu konudaki görüşlerini sorduk. Roma Hukuku'nu belki de son olarak zorunlu ders kapsamında okumuş olan yeni avukatlar bu dersi almış olmanın anlamını ve İslam Hukuku'nun hukuk anlayışlarına ne kattığını soL'a değerlendirdiler.

“Roma Hukuku olmadan çağdaş hukuk sistemini kavrayamazdım”
Stajyer avukatlardan Hande Heper şunları söyledi:
“Roma Hukuku deyince öğrencilerin ilk aklına gelen sıkıcı ders saatleri oluyor. Öğrencilerin daha çok iş hayatında kendisine yarayacak dersleri seçme hevesinde olduklarını söylemek yanlış olmaz. Öğrenciler artık disiplinlerin sebeplerini, felsefesini öğrenmek istemiyor. Bunu sorguladığımız zaman ise bu tercihlerin eğitim politikalarının değişiminden anlayabiliyoruz. Oysaki bir disiplini anlamak ve onu geliştirmek tarihi gelişimini öğrenmekle mümkündür. Sonuçta pozitif hukuk belirli bir tarihi gelişimin ürünüdür ve geçiş hukukudur. Eğer pozitif hukukun gelişimi kavranmazsa, günümüz zamanına hapsolmuş toplumlar yaratılır. Bu şekilde bakıldığı zaman Roma Hukuku dersini üniversitedeki ilk senemde almamış olsaydım, çağdaş hukuk sistemini kavrayamamış sadece bu disiplinin uygulayıcısı olan bir hukukçu olurdum. Ve inanıyorum ki böyle bir hukukçu, ne kendi toplumunun geçmişiyle bağlantısını kurabilir ve onu anlayabilir ne de bu toplumun gelişimine katkıda bulunabilir.

İslam Hukuku ise yüce bir gücü, yani tanrı kurallarını temel alır ve bu kurallarla yönetilen bir ülkenin hukuk sistemini düzenler. Oysaki çağdaş toplumlar laik hukuk kurallarıyla yönetilirler çünkü dini kurallarla yönetilen toplumların gereksinimleri bu kuraların değişime kapalı olması sebebiyle karşılanamaz. Bu sebeplerden ötürü bu dersi almış olmak bana sadece hala İslam hukukuyla yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinin ne olduğunu anlamamı sağlamaktan ve bu hukuk sisteminin ne kadar insan ve toplum gelişimine aykırı olduğunu göstermekten ileri gidememiştir.

AKP yönetimi ise Roma Hukuku ve İslam Hukuku’nun aynı konuma getirme hatta daha da ileri giderek İslam Hukuku'nun itibarını daha da arttırma yolunda eğilimlerde bulunmaktadır. Bu şekilde, bir taraftan dine dayalı hukuk sisteminin daha yaygın bir kitleye öğretilmesine çalışırken diğer taraftan da çağdaş hukuk sisteminin sadece işine yarayacağı şekilde kullanılabilmesi için geçmişle bağını koparmaktadır. Böylece hem piyasacı hem de gerici politikalarını beslemekte ve amaç edindiği Türkiye modelini uygulama yolundaki adımlardan birini daha atmaktadır. “

“Ticaretten anlayan kadılar yetiştirilmek isteniyor”
Stajyer avukat İrem Yirik'in değerlendirmesi ise şöyle:
“Roma hukuku Türkiye de uygulanan medeni hukukun temelidir. Bu temel tarihe dayanan bir temeldir. Roma hukuku bence bugün üzerine çok da düşünülmeden, hayatın bir gereği olarak baştan kabul edilmiş bir şekilde, sorgulamaksızın icra edilen ticari ilişkileri, borçlar hukuku işlemlerini, alışverişin üzerine düşünmemize yol açıyor. Tüm bu ilşkilerin aslında iktisattan, tarihten, insanların ihtiyaçlarından, ekonomik sistemden kaynklandığını ve hukukun da bunlara bağlı olarak geliştiğini ortaya koyarak, özel hukukun felsefesi üzerine düşünmemizi sağlıyor. Zaten tüm bunlar üzerine düşünmeden "hukukçu" olan kişilerin de, "hukuk kuralı uygulayıcısı" olarak hareket etmesi de bence kaçınılmaz. Böyle bir mantığın da hukukçu değil, hukuk tüccarları yetiştirmesi şaşırtıcı olmayacak. AKP ve "piyasa gerekleri" nin istediği de bence tam da bu. Hiçbir zaman değiştiremeyeceğimiz "piyasa gerekleri" doğrultusunda, hiçbir felsefi ve insani temeli olmayan "kural" ları uygulayan hukukçular olmamız bekleniyor. Tarihten, felsefeden ve insandan koparılmış bir hukuk anlayışı, hukuku bilim olmaktan çıkarır. Bilimsel temelden ayrıp yerine islam hukuku koyarsanız, padişahın kurallarını sorgulamaksızın uygulayan "kadı" lar elde etmiş olursunuz. Ticaretten daha iyi anlayan, daha ABDci, bu sefer bir de ABci olmuş kadılar...”

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.