Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mağdur edebiyatında sıra Kılıçdaroğlu’nda

Her durumda mağdur rolüne soyunarak prim toplamaya çalışan AKP’nin karşısına, pek “dişli” bir rakip çıktı: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na göre Türkiye’de bütün darbeler, CHP’nin önünü kesmek için yapılmış!

Yayın Tarihi: 31.07.2010 , 13:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Türkiye siyasetinde mağdur edebiyatı, en fazla başvurulan yöntemlerden birisi. Buna göre mağdur rolündeki kişi ya da grup aslında çok iyidir, her sorunu çözecektir de, birtakım karanlık odaklar tarafından hep ayağı kaydırılır.

Kahramanmaraş gezisine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir dinlenme tesisinde gazetecilerle yaptığı sohbette bu edebi türün yeni uygulayıcısı olacağını gösterdi.

Bugüne kadar yaşanan darbelerden en büyük mağduriyeti CHP'nin yaşadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “27 Mayıs Darbesi olmasaydı CHP iktidar olacaktı. Bütün seçim sonuçları bunu gösteriyor 12 Mart, 12 Eylül... CHP'nin iktidara en yakın olduğu dönemlerde darbeler olmuştur” dedi.

Bütün bunlara karşın CHP'ye yönelik darbelerin yanındaymış gibi bir imaj yaratıldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Oysa CHP darbelere her zaman karşı olmuştur. Belki bunu biraz daha yüksek sesle şimdi söylüyoruz'' dedi.

Darbeler CHP’ye karşı mı?

Kemal Kılıçdaroğlu’na göre 27 Mayıs 1960’ta yönetime müdahale eden subayların hedefinde Demokrat Parti ve Menderes hükümeti değil, CHP vardı. Kılıçdaroğlu’na göre darbeciler, seçimlerde DP iktidarı kaybedeceği ve CHP kazanacağı için darbe yaptılar. Eğer DP açık ara farkla önde gidiyor olsaydı, Türkiye’de darbe olmayacaktı.

Bu iddianın elbette gerçekle uzaktan yakından ilgisi yok. 27 Mayıs’taki müdahale, açıkça Demokrat Parti iktidarını hedef alıyordu. Darbeyi yapan subaylardan bazıları, DP yerine CHP’nin kuracağı bir hükümete de sıcak bakıyordu.

12 Mart darbesi ise CHP’yi doğrudan hedef almamış, ülkede yükselen sol hareketi ve işçi sınıfı hareketini fiziksel bir mücadeleyle alt etmeye çalışmıştı. CHP’nin darbeden önceki 1969 seçimlerinde aldığı oy oranı yüzde 27 iken, darbeden sonraki 1973 seçimlerinde ise yüzde 33 idi. Sağ partilerin ağırlığı ise değişmemişti.

12 Eylül darbesinin CHP’ye karşı yapıldığını söylemek ise, abesle iştigal. 12 Eylül darbesi, ülkede yaşanan siyasi krizi çözmek ve yükselen solun önünü kesmek için askeriyenin ipleri eline alması ve seneler sürecek bir baskı ortamı yaratması anlamına geldi. 12 Eylül ve askerler, darbeyi CHP’ye değil solculara vurdu.

AKP de iktidar değildi zaten

Kılıçdaroğlu’nun mağdur rolünü oynamak için yaptığı demagoji, AKP tarafından da sürekli yapılmıştı. AKP, iktidara ilk geldiği senelerde uzun süre “aslında iktidar olmadığı” edebiyatına başvurmuştu.

Orduda, yargıda, basında, nihayet hayatın tüm alanlarında kendisine karşı “statükoyu” savunan birtakım kesimler tarif ederek halka sürekli “Bu odaklar bizim iyiye doğru adımlar atmamızı engelliyor” mesajı veren AKP, aslında tüm bu süreç boyunca bu alanların tümünde kendi hegemonyasını pekiştiriyordu. AKP iktidarının 8 yılında bu gerçek açıkça görüldü.

Kılıçdaroğlu, yeni rolünde hem darbe karşıtı mesajlar verip, hem de mağdur rolüne soyunarak AKP’nin iktidar pratiğinden ders aldığını gösteriyor.

Mağduriyet tartışması "27 Nisan e-muhtırası" konusunda başladı

CHP lideri Kılıçdaroğlu, 27 Nisan'da yayınlanan e-muhtıranın AKP'nin iktidara gelmesi için ortaya konulduğunu ve Başbakan Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın işbirliği yaptığını iddia etmişti. Kılıçdaroğlu bu iddiasıyla, bu işbirliğinin bir mağduriyet yaratmayı hedeflediğini ve AKP'nin yüksek oy oranı ile tekrar hükümet olmasını sağladığını ima etmişti.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.