'Hükümet ve Genelkurmay Uludere'yi karartmak için dayanışma içinde'

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun CHP'li üyesi Levent Gök, hükümetin ve Genelkurmay’ın 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği Uludere Katliamı'nı karartmak için dayanışma içinde olduğunu söyledi
Pazar, 28 Ekim 2012 13:22

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içinde oluşturulan Uludere Alt Komisyonu’nun CHP’li üyesi Levent Gök, 11 aylık çalışmasının ardından rapor yazım aşamasına gelen komisyonun “vur emrini kimin verdiği” sorusunun yanıtına ulaşamadığına dikkat çekerek, hükümetin ve Genelkurmay’ın 34 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği Uludere olayını karartmak için dayanışma içinde olduğunu söyledi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içinde 34 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği Uludere Katliamı ilgili oluşturulan alt komisyon, muhalefet partili üyelerin, “olayın sorumluları konusunda Genelkurmay, ABD Savunma Bakanlığı ve Irak Bölgesel Yönetimi’nden bilgi ve belge istenmesi” yönündeki talebine karşın, AKP’li Alt Komisyon Başkanı İhsan Şener’in “ellerindekilerden farklı bilgi gelmeyeceği” açıklaması doğrultusunda yazım kararı aldı.

Cumhuriyet’in haberine göre, komisyon çalışmalarını değerlendiren komisyonun CHP’li üyesi Gök, iktidar partisinin başından beri Uludere olayını “gizleme” gayreti içinde olduğunu söyledi. Komisyonun kendilerinin ısrarıyla kurulduğuna işaret eden Gök, “Komisyon kurulduktan sonra olay yerine yaptığımız ziyaretlerde bölge halkına, yakınlarını kaybedenlere ve Türkiye kamuoyuna bir taahhütte bulunduk 15 Mart’ta komisyon raporumuzu açıklayacağız diye. ‘Her şeyi bütün gerçekliğiyle açıklayacağız’ dedik, ama zaman ilerledikçe Başbakan bu konuda tavrını sertleştirdi, Komisyon Başkanı Ayhan Sefer Üstün’e de, diğer komisyon üyelerine de baskı yapmaya başladı” dedi. Olayı basın üzerinden kamuoyuyla paylaştıkça iktidar partisinin muhalefet üzerinde de psikolojik baskı oluşturmaya çalıştığını kaydeden Gök, “Bir kere Başbakan ve Genelkurmay Başkanı 2 Ocak günü (2012), Heron görüntülerini bizzat başbaşa izlemişlerdir. Heron görüntülerinde her şey açık ve netken, her şey ortadayken, Genelkurmay ve iktidar partisi gerçekleri Türkiye toplumundan gizleme gayreti içinde olmuştur” görüşünü dile getirdi.

“Yargılamalar başlamadı”
Türkiye sınırları dahilinde yapılan operasyonlarda “en büyük mülki idare amirenden izin alınması” zorunluluğu olduğuna dikkat çeken Gök, F-16’ların kullanıldığı sınır ötesi operasyon konusundaki onay müessesesinin de Genelkurmay olacağına dikkat çekti. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın da haziran sonu itibarıyla çalışmasını bitirip, yargılamalara başlanacağı taahhüdünde bulunmasına karşın yerine getirilmediğini kaydeden Gök, sorumlular ile ilgili ise “Hava harekâtı yetkisi Genelkurmay’a aittir ve herhalde Genelkurmay da bu yetkisini kullanırken, Başbakan’ın olurunu almıştır” değerlendirmesini yaptı.

“MİT topu üzerinden attı”
Kendilerinin Heron görüntülerini izlediklerini, ABD yapımı bir Predatör’ün de olay yerinden görüntü aldığının Amerikan WSJ gazetesinin haberiyle ortaya çıktığına dikkat çeken Gök, olayla ilgili MİT’in topu üzerinden atmak için “bizden görüş istenmemiştir” dediğine işaret etti. Olayla ilgili resmi kurumların sorumluluktan kurtulmak için birbirlerini suçladığını belirten Gök, ‘O gün hava koridoru kapatılacak’ emri gelince, yerel askeri birlikler çekiliyorlar. Oysaki yerel askeri birimlere o gün sınırdan geçen insanlar, köylüler olup olmadığı sorulsaydı, bu facia önlenebilirdi. Büyük bir istihbarat zaafiyeti var” diye konuştu.

“Yarım saat sonra fark edildi”
F-16’ların ilk bombayı saat 21.36’da, son bombayı ise 22.24’te attığına işaret eden Gök, Uludere Kaymakamlığı’nın olaydan yaklaşık yarım saat sonra saat 23.00’te valiliğe olayla ilgili bilgi verdiğine dikkat çekti. Devletin, bombalama olayından yarım saat sonra yapılan “büyük hatanın” farkına vardığını, ancak gerekli önlemi almadığının anlaşıldığını kaydeden Gök, “Ama olay yerine de yardım gitmemiştir. Yaralıların bir kısmı soğuktan donarak, bir kısım kan kaybından ölmüştür. Saatlerce müdahale edilememiştir. Belki olaydan haberdar olunduktan hemen sonra helikopterlerle olay yerine ulaşılabilseydi, yaralıların bir kısmının kurtulma şansı olabilirdi” dedi.