Sayfa yolu
'Hastaneler kerpiçten' mi demeye çalışıyor
Yayın Tarihi: 10.03.2010 , 13:59 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Yaşanan her depremin ardından yapıların durumu yeniden tartışma masasına yatırılıyor. Konutların yanı sıra, başta hastaneler olmak üzere, kamu binalarının durumu da gündeme geliyor. Konutlar konusunda "özel mülk" deyip sorumluluktan sıyrılmaya çalışan AKP hükümeti ise, kamu binalarının depreme dayanıklılığı konusundaki mevcut duruma ilişkin açıklamaları ve pişkinliğiyle hayret uyandırıyor.
Hastanelerin, olası bir depremde yıkılmadan ayakta kalması gereken en öncelikli yapılar olduğu biliniyor... Hal böyleyken, Elazığ depreminin ardından Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın özel bir televizyon kanalında yaptığı açıklamalar, afet durumları bir yana olağan dönemlerde bile sağlık hizmetlerinin AKP hükümetinin öncelikleri arasında yer almadığına işaret ediyor.
Kanıksatılıyor: "Hastaneler depreme dayanıklı değil"!
Dün NTV'nin Elazığ depremini konu edinen programına katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "hastanelerin depreme dayanıklı olduğunu söyleyebilir miyiz?" sorusuna, "hayır, söyleyemeyiz. Mümkün olduğu kadar yeni hastane yaparak bu işi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Deprem güçlendirmesi yapmak hastaneyi yeniden inşa etmek demek. Bunun için yeni hastanelerle değiştirerek yolumuza devam ediyoruz" yanıtını verdi.
Topraklarının yüzde 93'ü deprem kuşağında olan Türkiye'de aktif durumdaki çoğu kamu hastanesinin depremde yıkılabileceği raporlarla sabit olduğu, bu hastanelerde çalışanların, yatan ve ayakta tedavi için başvuran hastaların her an ölüm riskiyle karşı karşıya bulundukları düşünüldüğünde, Akdağ'ın bu açıklaması, AKP iktidarının halka hizmette değilse neyde "yola devam ettiği" sorusunu akla getiriyor.
Sağlık Bakanlığı'nda "gizlilik"
AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında Sağlık Bakanlığı da "Depreme Karşı Güçlendirme Projesi" başlattı. Fakat son örneğini domuz gribi konusunda gördüğümüz gibi, hastanelerin depreme karşı güvenilirliği konusunda da kamuoyunu doğru bilgilendirmeyen Sağlık Bakanlığı'nın, 2002 yılından bu yana konuya ilişkin ne yapıp ne yapmadığı hakkında, ancak Meclis'te gündeme gelen soru önergelerine verilen cevaplardan bir fikir sahibi olunabiliyor.
Sağlık Bakanlığı'na ait "yatırım, inşaat, onarım, bakım ve bunlara ait kontrol ve koordinasyon çalışmalarını, mimari proje çalışmalarını ve kamulaştırma işlemlerini yürütmek" üzere 2007 yılında Bakanlık bünyesinde kurulan Yatırım, İnşaat ve Onarım Dairesi Başkanlığı'nın, Sağlık Bakanlığı resmi sitesindeki bölümünde de, "görev çalışma usul ve esasları hakkında yönerge" dışında hiçbir bilgi yer almıyor.
2002-2008: Tüm hastanelerin sadece 30'u güçlendirildi
2009 Şubat'ında Meclis'e sunulan bir soru önergesine verilen yanıttan, AKP'nin iktidara geldiği 2002'den 2008'e kadar geçen dönemde, Sağlık Bakanlığı'na bağlı yüzlerce hasarlı sağlık kurumundan sadece ve sadece 30'unun depreme karşı güçlendirildiği açığa çıktı. 30 hastanelik listede, 1999 Marmara depreminin üzerinden yıllar geçmesine ve yüksek deprem riski ile karşı karşıya bulunmasına rağmen, İstanbul'dan herhangi bir hastane yer almıyordu.
Oysa 1999 Marmara depreminden bir yıl önce, TOKİ'nin sadece İstanbul ve İzmir'deki devlet hastanelerine yönelik olarak uzman bir yabancı kuruluşa yaptırdığı, projenin bilimsel gözetimi Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen incelemelerde, İstanbul'da, tıp fakülteleri hariç toplam sayısı o dönemde 323 olan devlet hastanesi binalarının 279'unun yani yüzde 86'sının güçlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştı. Toplam hastane binası sayısı 321 olan İzmir'de, güçlendirilmesi gerekenlerin sayısı 225 yani yüzde 70 oranında idi.
Bugüne gelindiğinde ise, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin bir bölümü, Beykoz Devlet Hastanesi ve Pendik Devlet Hastanesi olmak üzere, İstanbul'da sadece üç hastanenin güçlendirme çalışmalarının tamamlandığı görülüyor.
Özel hastanelere güvenen, onlarla övünen Sağlık Bakanı...
Recep Akdağ, aynı önergeye verdiği cevabın özel hastanelere ilişkin bölümünde ise bir kez daha şaşkınlığa uğratıyordu.
Özel hastanelerin depreme karşı güçlendirilmesine ilişkin Sağlık Bakanlığı'nın elinde sayısal bir çalışma bulunmadığını söyleyen Akdağ, özel hastanelerin beyanının doğruluğundan şüphe duymadan, "güçlendirme gerektiğine ilişkin deprem raporu ibraz edenlerin güçlendirmelerinin yapılmasını müteakip depreme dayanıklı hale getirildiğine ilişkin rapor ibraz etmişlerdir. Halihazırda tüm özel hastanelerin depreme dayanıklı olduklarına dair raporları mevcuttur" demişti.
Kamu hastaneleri kentlerin dışına, özel hastaneler ve AVM'ler içine...
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın dünkü açıklamasında bahsettiği yeni hastanelerin ise hem sayısı oldukça yetersiz, hem depreme ne kadar uygun inşa edildikleri şüphe uyandırıyor, hem de işin içinde başka hesaplar döndüğü ülkenin her yerinden gelen "hastane arazisi rantı" haberleriyle açığa çıkıyor.
AKP hükümetinin ilgilendiği asıl konunun, kent merkezlerinin dışında ve depreme karşı dayanıklı oldukları su götüren yenileri inşa edildikçe lağvedilecek olan eski hastanelerin değerli arazilerini, yandaş özel sağlık şirketlerinin hastane kurması, başka büyük şirketlerin alışveriş merkezi açması, TOKİ'nin lüks evler yapması için peşkeş çekmek olduğu, çeşitli gelişmelerle doğrulanıyor.
Depreme dayanıklı olmadığı için güçlendirme çalışması yerine yıkılması tercih edilen Erzurum Aziziye Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nin arazisine müftülük binası yapılması kararı ise, kent dışına çıkarılan hastanelerin yerlerini nerelere bıraktıklarına en ilginç örneklerden birini teşkil ediyordu. Sağlık Bakanı Recep Akdağ Erzurum'a gerçekleştirdiği ziyarette, yıkılan hastanenin yerine, "ülkenin en modern müftülük komplekslerinden biri"nin inşa edileceğini büyük bir gururla dile getiriyordu.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.