"Düşman"dan, "emir eri"ne...

Özerkliği hep tartışılan YÖK’te Yusuf Ziya Özcan dönemiyle tam bir “emir eri” devri başlarken, akademide gelecek kaygısı gün be gün artar oldu.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Aralık 2007’de göreve gelir geldiğinde ilk olarak “Üniversiteler daha serbest olacak” açıklaması yapmıştı. Özcan’ın serbestlikten kast ettiğinin gericilik ve piyasa serbestisi olduğu kısa zamanda ortaya çıktı.

“Eğitim paralı olsun”
Özcan, daha görevinde bir ayı bile tamamlamamışken, son derece cüretkar bir çıkış yaparak üniversitelerin paralılaştırılmasını savundu. Özcan, "İdeali, belli sayıda insanı üniversiteye taşımak. Diğerlerini, yüksek teknik okullara ve yüksek meslek yüksekokullarına yönlendirmek. Bedava okul olmaz. Üniversiteleri paralı yapalım, ihtiyacı olana burs verelim. Sonra, ABD'de olduğu gibi, mezuniyetten sonra ödesin” dedi. Bir öğrencinin “Herkes üniversite mezunu olmalı mı?” sorusunu yanıtlayan Özcan, “Hayır olmamalı, okullar bedava. Bu hiçbir yerde görülmemiştir” diye yanıtladı.
Gerçekten de üniversite harçlarına 2009 yazında görülmemiş zamlar yapıldı. İkinci öğretim programlarında yapılan yüzde 500’ye varan zamlarla, devlet üniversiteleri pahalılıkta özel üniversitelerle yarışır hale geldi. Yoğun tepki sonucu bu zamlar yüzde 8’e çekildi. Özcan, “Ne olur velilerimiz de biraz elini taşın altına koysa çocuklarının eğitim kalitesinin artırılması için birazcık yardım etseler. Çocuklarınızı özel okula, dershanelere gönderiyorsunuz, milyarlarca lira veriyorsunuz, şikâyet etmiyorsunuz. Ama üniversiteye gelince yüzde 8'lik zam yapıldığında dünya yıkılmış gibi gösteriliyor. Ben lise sondaki oğluma binlerce lira harcıyorum. Üniversitede okuyan büyük oğlumdan daha fazla para harcıyorum. Hiç sesim çıkmıyor” dedi.

“Herkes üniversiteli olacak”
Özcan, “herkes üniversite okumamalı” açıklamasından sadece 8 ay sonra, bununla taban tabana zıt bir açıklama yaptı. "Devletin en önemli görevi tüm gençlere üniversite hakkı vermektir. Bir dahaki yıl hiçbir öğrenci açıkta kalmayacak” diyen Özcan, kontenjanları artırarak dileyen herkesin istediği fakülteye sınavsız olarak kaydını yaptırmasını sağlayacaklarını söyledi. Bugün Gazetesi’nin haberi, “ÖSS nihayet sona eriyor” başlığıyla internette yayılırken, Özcan’ın sadece açıköğretim fakültelerine sınavsız girişten söz ettiği ortaya çıktı.

Bu yılki kontenjan artışlarında, ilahiyat fakülteleri bazında kontenjan artışının devlet üniversitelerinde genel ortalama olan yüzde 25’in çok üzerinde bir oranla yüzde 115 olması da dikkat çekti.

Eğitimin niteliğinin düşeceği yönündeki yoğun tepkiye karşın taşrada çok sayıda yeni üniversitenin açıldığı bu dönemde, hızını alamayan Özcan, bazı dershaneleri vakıf üniversitelerine çevirebileceklerini de söyledi.

Çelişkili açıklamalarıyla bilinen Özcan, ÖSS’yi bir iki yıla kadar kaldıracakları açıklamasını yanı sıra, ÖSS sistemini değiştirecekleri yönünde de açıklamalarda bulundu. ÖSS’nin 120 dolar ücret ödenerek yılda birkaç kez girilebilen TOEFL gibi olması gerektiğini söyleyen Özcan, “Yapılacaksa Ankara’da olsun bu iş. Herkes Ankara’ya gelsin. Burada, bizim kontrolümüzde olsun” dedi. “Bu durum tepki çekmez mi, Ağrı’daki bir aday buraya nasıl gelecek?” sorusu üzerine ise Özcan, “Tabii şöyle bir şey de yapabiliriz, doğudakiler Erzurum’da girebilir. Kast ettiğim şey kontrollü olsun. Hakkâri’deki sınavı ben kontrol edemem" dedi.

“Yurtdışından akademisyen çağıracağız”
Oluşan kadro açığını kapatmak için yurtdışından akademisyen çağırmayı planladıklarını, bazı bürokratlara teklif götürdüklerini söyleyen Özcan, yurtdışında yüksek lisans ve doktora yapan vatandaşları da öğrenimlerini tamamlayıp bir an önce yurda dönüş yapmaya çağırdı.

Diğer yandan, akademisyen olmak için çabalayan ve türlü fedakarlıklar yapan kadro adaylarının şevkini kırmak için her şey yapılıyor. Yüksek Öğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre doktoralarını tamamlayan araştırma görevlileri işsiz kalıyor.

YÖK Başkanı’nın sözünü ettiği muazzam kadro açığını kapatmak için ise kaynak ayrılmamaya devam ediyor. Akademisyen yetiştirme yetkinliğine sahip az sayıdaki merkez üniversitesinde, deneyimli ve ünvanlı akademisyenlerin taşra üniversitelerine ve özel üniversitelerine kaçırılması için koşullar kötüleştiriliyor. Ücretler, özlük hakları ve yükselme ölçütleri arasında yaratılan eşitsizlik, taşra üniversitelerini beslemek yerine akademisyen yetiştirme yeteneğindeki nadir merkez üniversitelerinin de çoraklaşmasına sebep olurken, bu süreçte en büyük kazanç büyük şehirlerdeki özel üniversitelerin oluyor.

Popülist açılımlar…
Üniversitelerdeki kontenjan artışını izleyen aylarda Başbakan Erdoğan “Her üniversite mezunu iş bulur diye bir kural yok” diyerek, “herkes üniversiteli olacak” açılımının halkın gönlünü fethetmeye yönelik bir adım olduğunu bizzat hatırlattı. Ancak YÖK’ün popülist açılımları, kontenjan artışı ve sınavsız açıköğretim ile sınırlı kalmadı.

Lisede okunan bölüme göre farklı katsayı kullanılması uygulamasının kaldırılması, YÖK’ün popülist düzenlemelerinin bir diğeriydi. Düzenleme, meslek lisesi mezunlarının istedikleri bölümleri seçmelerinin önündeki engelin kaldırılması olarak lanse edildi. Meslek lisesi öğrencilerinin, okudukları müfredatın teorik içeriğinin zayıf olması nedeniyle diğer liselerin mezunlarıyla aynı bölümler için yarışmalarının çok güç olacağı açıkken, bu uygulama ile üniversitelere daha fazla imam hatip lisesi mezunu yerleştirilmesinin de önü açıldı.

YÖK, AKP’nin başka açılımlarına da angaje oldu. Özcan başkanlığındaki YÖK heyetleri AKP’nin Yeni Osmanlı açılımı ile koordinasyon içinde Arap ülkelerine geziler düzenleyerek işbirliği anlaşmaları imzaladılar. Bu gezilerin “Zengin Arap ülkelerindeki yüksek öğrenci potansiyelini Türk üniversitelerine çekmek” amaçlı olduğu açıkça telaffuz edilirken, dün Zaman’da çıkan bir haberde de, mevzuatla ilgili sorunlar çözülür ve yeterli tanıtım faaliyetleri yapılırsa Türkiye’deki üniversitelerin yabancı öğrenci akınına uğrayacağı şeklinde bir haber yer aldı.

Demokrasi şampiyonu AKP’nin sadık eri
“Eski AKP’li” Cumhurbaşkanı Gül tarafından atanan YÖK Başkanı, kurumun özerklikten ne kadar uzak olduğunun da en çarpıcı timsali oldu. Görevinin ilk günlerinde paralı eğitimi savunmasından sonra "Neden, bu yöntemle başlama ihtiyacı duymadınız da üniversite sayısını artırma yolunu seçtiniz?" diye soran bir öğrenciye "Çünkü, bunu söylersek daha geldik, üç haftada, herhalde beni oradan çabuk indirirler diye" karşılığını veren Özcan, yerini sağlama almak için sahibinin sesi olmaktan vazgeçmeyeceğini baştan ilan etmişti.

İlerleyen aylarda, TBMM TV kameraları önünde Köksal Toptan’la konuşan Özcan, Toptan’ın “YÖK ile ilgili söyleyeceğiniz varsa...” demesi üzerine “Yok hocam, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tavsiye etti; ‘Aman Hocam... Bir şey söylersin, ipimizi çekerler’ dediler” karşılığını verdi.

Dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bir basın toplantısında yanındaki bir bürokratın “Yeni YÖK başkanının havası değişmiş. Gayet güzel sözler söylüyor?” sözü üzerine “İsterse söylemesin...” dedi. Bu diyalogun açık kalan mikrofonlar aracılığıyla duyulması ve basında yer alması üzerine açıklama yapan Özcan, öğrenci eylemlerinde kendisine sıkça atfedilen bir sıfatı kullanarak “Emir eri değilim” derken, Unakıtan’a tepki göstermek ya da yanıt vermek bir yana dursun, yüzünden gülücüğü eksik etmedi.

Özcan, üstlerinden gördüğü demokratik usulleri, kendini “amiri” olarak gördüğü akademi dünyasında da uygulamaya çalıştı. AKP’nin üniversitelerde türbanı serbest bırakma girişimine karşı çıkan Üniversitelerarası Kurul’un (ÜAK) toplantısına katılmamaları için rektörleri aradığı iddialarına ilişkin söylentiler hakkında, "Sicil amiriyim, her zaman ararım" dedi. Özcan, sözkonusu ÜAK toplantısında yaptığı açılış konuşmasında da, "2547 sayılı YÖK Kanunu'na göre Üniversitelerarası Kurul akademik bir kurul olup kanunda öngörülen görevleri ve çalışmaları yapmak amacıyla toplanabilir. Bir konunun ülke gündeminde yer alması onun yasal olarak kurullarda görüşülmesine meşruiyet sağlamaz. Tartışma yeri bu kurul değildir” diyerek, rektörlerin bu toplantıda türbanı gündeme getirecek olan rektörlerin yasal görev sınırları dışına çıkacakları imasını yaptı.

Özcan ayrıca, üniversitelerde türbana serbesti tanıyan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nde iptal edilmesine karşın rektörlere yazı göndererek türbanlıların alınmasını 'emretti'.

(soL-Haber Merkezi)

Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

Yorumlar - Bu habere 1 yorum yapıldı

Unutmayalım

Unutmayalım, unutturmayalım.