Sayfa yolu
Durun kavga etmeyin siz kardeşsiniz!
Yayın Tarihi: 07.09.2010 , 11:21 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Referandumda oyunun rengini belli etmesi için bir süredir TÜSİAD'a baskı yapan ve 'sermaye için hükümet devirme dönemi bitmiştir' diyen Başbakan Erdoğan'a destek Hak-İş Başkanı Salim Uslu'dan gelmiş ve Uslu TÜSİAD'ı kastederek 'bunlar sivil toplum kuruluşu değil sivil toplum konsomatrisidir' demişti. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ise Uslu'nun yakışıksız ve düzeysiz olarak nitelendirdiği açıklamalarına 'demokratikleşme çabalarına gölge düşürmektedir' yanıtını verdi.
Bir tarafta 12 Eylül askeri darbesinin öncesi ve sonrasında asker tarafından sürekli kayırılmış, darbe çağrısı yapmış, darbenin ekonomik programı ile rahatlamış, cunta tarafından asla dokunulmamış bir patron örgütü olarak TÜSİAD, diğer tarafta ise ilk iş olarak tüm emekçi örgütlerini yasaklayan cuntanın 1 yıl sonra faaliyetlerine izin verdiği ve Milli Selamet Partisi geleneğinin kurduğu HAK-İŞ. 12 Eylül darbesi ve 'AKP anayasası' üzerinden çetin bir polemiğe tutuşan bu iki aktörün o dönemdeki konumları 'durun siz kardeşsiniz' dedirtecek cinsten.
Askeri yönetim 'kamu yararına çalışan dernek' statüsü verdi
1979 yılında Ecevit hükümetine cepheden saldırıya geçen ve gazete ilanlarıyla hükümetin devrilmesini hızlandıran TÜSİAD, 24 Ocak programında ekonominin yönetimine ve darbe sonrasında başbakan yardımcılığına Turgut Özal'ın getirilmesinde belirleyici oldu. Emekçi örgütlerini devre dışı bırakan solu yok eden cunta uygulamalarının arkasında yer aldı ve en önemlisi, 1982 Anayasası’nın ve ona bağlı olan yasal, kurumsal düzenlemelerin biçimlenmesinde doğrudan rol oynadı. Askeri yönetim tarafından koyulan yasaklar ilk önce TÜSİAD için kaldırıldı ve 1981 yılında 'kamu yararına çalışan dernek' statüsü verildi.
1971 yılında kurulduğunda Vehbi Koç tarafından 'fikir üreten bir fabrika' olarak nitelendirilen TÜSİAD, 12 Eylül sürecini belli ölçülerde yönlendirmeyi başardı ve 'fikir üretimine' sonraki yıllarda da devam etti. Hazırladığı raporlarla ülkenin ekonomik ve siyasal yönelimini her zaman etkilemeyi başardı. 24 Ocak programının ve 12 Eylül'ün önünü açtığı neo liberal dönem ve ihracata dayalı büyüme modeli TÜSİAD'lı patronların talepleriyle uyuşur biçimde gerçekleşti.
Vehbi Koç 'emrinizdeyim' demişti
12 Eylül darbesinden bir ay sonra Vehbi Koç'un Kenan Evren'e gönderdiği ünlü mektup, TÜSİAD ile cunta arasındaki açık ilişkinin önemli belgelerinden. Mektupta Evren'e acilen yapılması gerekenleri bir bir sıralayan Koç, 'Komünist Parti’nin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, bir takım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, bunlara karşı uyanık olunmalı ve teşebbüsleri mutlaka engellenmelidir. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim' diye yazmıştı. Darbenin bir an önce sermayenin önündeki engelleri kaldırarak 'demokrasi'nin önünü açmasını da temenni eden Vehbi Koç, 24 Ocak kararlarının uygulayıcısı Turgut Özal'ın Amiral Bülent Ulusu hükümetinde tutulmasını da cuntadan önemle istiyordu.
Generallerin sevdiği sendika: Hak-İş
Yaptığı 'referandumda evet' çalışmasıyla ve AKP yanlısı tutumuyla gündeme gelen Hak-İş, şu sıralar kendini 12 Eylül mağduru olarak gösterme çabasında. Oysa darbeden sonra DİSK'in faaliyetleri 11 yıllığına yasaklanır, yönetici ve aktivistleri yargılanırken, Hak-İş 1981 yılında çalışmalarına yeniden başlayabilmişti. 1976 yılında hükümet tarafından kurdurulan 12 Eylül’de açıkça kayırılan 1996 yılına kadar temel metinlerine demokrasi ve laikliği yazmaktan kaçınan Hak-İş’in şimdi demokrasiyi dilinden düşürmemesi dikkat çekiyor. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'na başvurarak '12 Eylül öncesi anarşide yer almadıkları'nı bildirmiş ve Milli Güvenlik Konseyi tarafından kapatılma kararı geri alınmıştı.
Darbe anayasasının hazırlanış sürecide yer aldılar
15 Şubat 1982'de anayasayı hazırlayacak komisyona bir rapor sunarak darbe anayasasının hazırlanış sürecine de destek veren Hak-İş, 1982 Anayasası’nın getirdiği 'zorunlu din eğitimi' konusunda şunları diyordu: 'Memleketimizi 12 Eylül’e getiren başlıca sebep anarşidir. Bu vatanın evlatları olduğu halde bir kısım gençlerimizin, bize yabancı, hatta düşman ideolojilere sapmalarının, kendi milletini, kendi devletini yıkmak için ordumuzun karşısına bile silahlı olarak çıkmalarının esas sebebi geçmiş senelerde uygulanmış olan yanlış ve eksik maarif politikasıdır.'
Hak-İş Başkanı Aziz Yılmaz: Askeri yönetimi gönülden destekliyoruz
Darbenin her türlüsüne karşı olduğunu iddia eden Hak-İş’in 19-20 Aralık 1981’de toplanan 3. Büyük Genel Kurul’unda Genel Başkan Aziz Yılmaz ise şöyle demişti: "12 Eylül yönetiminin gerek ülkemiz içinde ve gerekse uluslararası münasebetlerdeki keskin ve kararlı tavrını gönülden destekliyoruz."
MSP’yi kapatıp Erbakan’ı tutuklayan 12 Eylül yönetimi için Hak-İş bir tehlike olmak bir yana, “Türk-İslam sentezi”nin yayılması için önemli bir araçtı. 12 Eylül döneminde iki taraf da bu durumu iyi kullandı.
MSP'nin desteğiyle kurulan Hak-iş darbe yönetimiyle ilişkilerini hep iyi tuttu ve sonrasında Refah Partisi-AKP dönemlerinde Memur-Sen ile birlikte iktidarın çalışan kesimlerdeki temsilcisi oldu.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.