Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Dink suikasti ihmalleri dikkate alınmıyor

İçişleri Bakanlığı, sürdürdüğü soruşturma sonucunda, Hrant Dink cinayetinde polislerin ihmali olmadığına karar verdi.

Yayın Tarihi: 08.02.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:04

Hrant Dink cinayetinde her gün yeni ihmaller açığa çıkıyor... Cinayette "İhmal var' diyerek durumu kabul eden yetkililer sorumluları açığa çıkartmakta yavaş davranmaya devam ediyor. Suikastte ihmali kanıtlanan kişi ve kurumlar her gün aklanmaya devam ediliyor... İçişleri Bakanlığı soruşturması sonucunda Hrant Dink cinayetinde ihmal ve sorumlulukları bulunduğu iddia edilen ve aralarında eski Trabzon İl Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ile İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 19 polis, ihmalde bulunmadıkları gerekçesiyle aklandı.

Rakel Dink’in başvurusu dikkate alınmadı
Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in cinayette ihmali görülen ve çoğu Fethullahçı olarak bilinen polisler hakkında soruşturma açılması için yaptığı başvuru dikkate alınmazken, Yasin Hayal'in avukatının cinayette polis parmağı olduğuna dair ihbarda bulunması üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca bir rapor hazırlanmıştı. Bu raporda ortaya konulan “ihmal” iddiaları nedeniyle Başbakan Erdoğan’ın onayı ile İçişleri Bakanlığı müfettişleri 19 polis memuru hakkında soruşturma başlatmıştı. 9 Kasım 2009’da tamamlanan soruşturma sonucunda, Trabzon ve İstanbul Emniyetlerinde görevli toplam 19 polis hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığı tespiti yapıldı.

Aklamak için sebep çok
İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Müfettiş Raporu, Başbakanlık Raporu’nda yer alan iddialara verilen yanıtlardan oluştu. Kademeli olarak İstihbarat Daire Başkanlığı’nın suçsuz bulunmasının ardından Trabzon İl Emniyeti, Tuncel’in “güvenilir olmaması ve yalan söylemesi” gerekçe gösterilerek, İstanbul Emniyeti ise, Dink’e koruma verilmemesi ile ilgili olarak, sorumluluğun İstanbul İl Komisyonu’nda olduğu gerekçesiyle aklandı.

Raporda, “Erhan Tuncel’in tetikçi Ogün Samast’ın ismini ihbar etmek için polisi aradığı, hatta cinayetten 5 gün önce emniyete mesaj çektiği, buna rağmen önlem alınmadığı” iddiası ile ilgili, “Erhan Tuncel, mesaj atmak yerine rahatlıkla polise giderek veya 155’i arayarak bu bilgiyi verebilirdi” yorumu yapıldı.

“İstihbarat üzerine düşeni yaptı”

Başbakanlık Raporu’nda belirtilen, Muhbir Erhan Tuncel’in ihbarlarına rağmen, İstihbarat Dairesi görevlilerinin önlem almadığı iddiası, İçişleri Bakanlığı’nın hazırlattığı Müfettiş Raporu’nda, “Yazıya ilişkin İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün gerekli incelemeyi yaparak cevap vermesi gerekirdi. İstanbul cevap vermediği için çalışmalar eksik kaldı ve operasyona dönüşmedi. İstihbarat dairesi görevlilerinin yazıyı arşive kaydettikleri, ilgili büroya havale ettikleri, ilgili büronun da yazı üzerine not düşerek paraf ettikleri, gereğini yaptıkları anlaşılmıştır” ifadeleri ile çürütülmeye çalışıldı.

İstihbarat Daire Başkanlığı’nın Dink’e suikast hazırlığından haberdar olduğu ama korunması için gerekeni yapmadığı ve iller arası koordinasyonu sağlamadığı iddiaları ise İçişleri Raporu’nda “Koruma altına alınma görevi İstanbul İl Koruma Komisyonunda’dır. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Akyürek, yazının gönderilmesinden üç ay sonra İstihbarat Daire Başkanlığı görevine atandı. Ayrıca, koordinasyon sağlama görevi İstihbarat Dairesi’nin değil, Trabzon ve İstanbul Emniyeti’nin görevidir” şeklinde bertaraf edildi.

Tuncel’in ipi ile kuyuya inmek istememişler
Hrant Dink’in öldürüleceğinin tam on yedi kez polise ihbar edilmesine karşın hiçbir önlem alınmaması, Erhan Tuncel’in sağlıklı bilgi kaynağı olmaması ile açıklanmaya çalışıldı.

Raporda, Erhan Tuncel için, muhbirlik yaptığı dönemde “buluşmalara zamanında gelmeyip, bilgi saklayıp ve sık sık yalan söylemiştir. Tuncel’in güvenilir bir haber elemanı olmadığı yönündeki gerekçelere itibar edilmesi gerekir” ifadesine yer verildi.

Başbakanlık Raporu’nda belirtilen Trabzon Emniyeti’nin Tuncel’den aldığı bilgileri İstanbul’a ve İstihbarat Daire Başkanlığı’na sürekli bilgilendirme yapması gerekirken bunu yapmadığı, Trabzon Emniyeti’nin ise Dink cinayetine ilişkin olarak gelen istihbaratı Trabzon Valiliği ve Trabzon Jandarma Komutanlığı ile paylaşmadığı iddialarına da “Yasin Hayal’in Dink’e yönelik eylem yapacağı bilgisi, istihbarat teknik ve metotları ile doğrulanmamış ve ham istihbari bilgi niteliğinde kalmıştır. Bu yüzden de planlı istihbarat operasyonu yapılamamıştır. Yönetmeliklere göre, ancak güvenilir bir haber olarak kabul edileceği anlaşılan istihbaratlar paylaşılır. Bu yüzden bilgi verilmemesi mevzuata aykırı değildir” şeklinde yanıt verildi.

Ancak, eski Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’in bir istihbarat notunda, Ogün Samast'ın cinayeti işlemek üzere İstanbul'a geldiğinin bilindiği ve Samast'ın cinayetten iki gün önce takibe alındığı da belirtilmişti. Bakanlık Raporu’nda ise bu, operasyon yapılacak bir istihbarat olarak değerlendirilmedi.

Rapor gerçeklerle örtüşmüyor
Polislerin Tuncel’le ilişkilerinde kuralları ihlal ettiği ve kod adlar yerine gerçek isimleriyle hitap ettikleri konusunda ise İçişleri Raporu “Tuncel’in polislerin gerçek ismini bildiği doğru değil. Böyle bir samimiyet sözkonusu değil” ifadesini kullandı. Ancak telefon kayıtlarında Tuncel’in polislere “Reis” diyerek veya isimleriyle hitap ettiği ortaya çıkmıştı.

Yasin Hayal’in McDonald’s’a yönelik eylemi sonrasında Trabzon Emniyeti tarafından yakalanıp serbest bırakıldığına ilişkin iddia ile ilgili olarak ise Trabzon Emniyeti’nde böyle bir kayıt bulunamadığı söylendi ve Hayal’in ifadesinde de bu iddiaların doğrulanmadığı belirtildi. Aynı eylemle ilgili ortaya çıkan bir diğer gerçek ise bu eylemde bombayı hazırlayan kişinin Erhan Tuncel olmasına karşın, Ramazan Akyürek'in teklifiyle polis muhbirliği karşılığında bu suçtan kurtulmuş olduğuydu.

Operasyon bilgileri yasadışı kayıt
Bombalama eyleminin ardından Hayal’in cep telefonunun irtibat bilgilerinin araştırılmadığının belirtilmesi üzerine ise İçişleri Bakanlığı, “Yasin Hayal’in yakalanmasıyla ilgili bilgilerin, düzenleme gereğince imha edilmesi gerekirdi. İmha edilmediği için Başbakanlık raporuna yansıyan bu bilgiler, yasadışı kanıt niteliğindedir” şeklinde yanıt verdi.

Peki kim bu aklananlar?
Başbakan Erdoğan “Hiçbir şey karanlıkta kalmayacak” naraları atarken Dink davasında hiçbir şey aydınlatılamıyor. Son zamanlarda komplo teorileri ile kafayı bozan Erdoğan, anlaşılan Dink’in hangi “komplo”ya kurban gittiğine ise hiç kafa yormuyor. İddianameler, raporlar elden ele gezerken cinayeti aydınlatmak adına adım atılmıyor.

Hrant Dink cinayetinde sorumluluk ve ihmal sahibi olduğu düşünülen 19 polisin aklanmasının ardından dava bir kez daha gündeme gelse de, hala bir ucu da Ergenekon soruşturmasına bağlanmak istenen bu cinayetin, Emniyet, AKP ve onun iktidar ortağı sayılabilecek Fetullah bağlantısı üzerinde durulmuyor. Yayınlanan raporlarda ve medyada cinayetin azmettiricisi olduğu iddia edilen bir takım “çeteler” ve tekil isimlerden söz edilirken, cinayetle birlikte adı geçen 19 polisin Fetullahçı yapılar ile yakınlığı hiç ağza alınmıyor.

Eski Trabzon Emniyet Müdürü ve muhbir Erhan Tuncel’in Emniyet’teki birinci dereceden bağlantısı olan Ramazan Akyürek'in, Emniyet içindeki Fetullahçı örgütlenmenin pilot kabininde bulunan isimlerden biri olduğu biliniyor. AKP hükümeti tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı yapılan Ramazan Akyürek, İstanbul'da görev yaptığı dönemde resmi sicil dosyasında Fethullahçı olduğu yazan bir polis şefi.

Trabzon Emniyeti vasıtasıyla Dink’in öldürüleceği ihbarını alan İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in de Emniyet'teki Fethullahçı yapılanmanın önemli isimleri arasında bulunduğu belirtiliyor. Hem Akyürek’in hem de Yılmazer’in “Emniyet'teki F-Tipi Yapılanma" başlıklı raporda adlarının yer aldığı, çok sayıda soruşturma geçirdiği ve görevden uzaklaştırıldığı biliniyor.

16 Mart 1978'deki Beyazıt Katliamı sırasında üniversitenin güvenliğinden sorumlu komiser olan, adı sık sık faşist çeteler ile birlikte anılan eski kontrgerillacılardan Reşat Altay ise Dink cinayetinde kilit isimlerden. Altay, Ramazan Akyürek'in İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirilmesinden sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne atanan AKP’ye yakınlığı ile tanınan kişi. Dink cinayeti sırasında Trabzon İl Emniyet Müdürü olan Altay, Akyürek ve Yılmazer’e yakınlığıyla tanınıyor.

Emniyet'teki bu Fethullahçı ekibin Ergenekon soruşturmasını yürütenler arasında olduğu da biliniyor. Telefon dinlemeleri, bilgi ve belge toplama gibi işlerle uğraşan bu ekip çok sayıda savcılık iddianamesini de hazırlıyor.

İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bu son raporda ise, işte tüm bu Fetullahçı Emniyet mensupları bir anda aklanmış oluyor.

Jandarma yargılanıyor, polis korunuyor
Bu kişilerin bir başka ortak özelliği de “korunmaları”. Davaya adı karışan jandarmalar yargılanırken Fetullahçı emniyet müdürlerinin yargı süreçlerinin önü kesiliyor. Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz ve Jandarma İstihbarat Şube Müdürü bir yüzbaşı ile bir astsubayın Dink cinayetinde “ihmalden” suçlanıp Savcılığın talebi doğrultusunda hemen soruşturma izni verilerek yargılandığı, ancak aynı Savcılığın, Emniyet Müdürleri Ramazan Akyürek ve ekibini de suçlamasına karşın Trabzon Valiliği’nin yargılama izni vermediği biliniyor.

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.