Dicle ve Fırat devredilmeyecekmiş!
Devlet Bakanı Bağış, "Dicle ve Fırat sularını uluslararası yönetime bırakmayı kabul ettiğimiz yönündeki iddialar hayal mahsülüdür" dedi.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Fırat ve Dicle havzasının yönetiminin Avrupa Birliği'ne devredileceği yönündeki iddiaların "hayal mahsülü" olduğunu belirtti.
Fırat- Dicle tartışmalarına ve "Fırat-Dicle havzasının yönetiminin Avrupa'ya devredileceği yönünde anlaşma yapıldığı doğru mudur?" şeklinde yazılı soru önergesine verdiği cevapta Bağış, konuyla ilgili haberin eksik ve yanlış bilgilerin bir araya getirilmesinden ibaret olduğunu iddia etti.
Bağış, AB Komisyonunun 2004 yılında Türkiye'nin katılım müzakerelerinin başlatılması için hazırladığı raporun eki niteliğinde hazırlanan "Etki Analizi Raporu"nda, enerji, ulaştırma, terörizm, sınır yönetimi ve bölge ülkelerindeki "Kürt azınlıklar" konularının yanı sıra bölgedeki su kaynakları konusuna da değinildiğini söyledi.
Bahsedilen belgede geçen ifadenin "Türkiye'nin AB üyesi olmasından sonra bölgedeki su kaynaklarının uluslararası yönetimi konusunun AB için önemli bir mesele olmasının beklenebileceği" şeklinde olduğu, ancak önergeden "su kaynaklarının ve barajların uluslararası yönetim altına konulacağı" anlamı çıkarıldığı ve bunun da "İngilizce yetersizliğinden ya da kötü niyetten kaynaklanabileceğini" iddia etti.
Böyle bir konu dahi yok
Bağış, "'Çevre-27 faslının açılması için Dicle ve Fırat sularını uluslararası yönetime bırakmayı kabul ettiğimiz' iddiası hayal mahsulüdür. 'Çevre-27' faslı hakkında 13 Kasım 2009 tarihinde AB tarafına sunulan ve Türkiye-AB Hükümetlararası Konferansı Belgesi olan Müzakere Pozisyon Belgemizde, böyle bir ifadenin bulunması bir yana, böyle bir konu dahi yoktur" dedi.
Bağış, ayrıca böyle konuların Katılım Ortaklığı Belgelerinde dile getirilen hususlar olup, kamuoyuna açık olduğunu, "gizli saklı şeyler olmadıklarını söyledi.
"Fırat ve Dicle'ye bir şey olmuyor"
Bağış, "Çevre-27" faslı kapsamında bugüne kadar AB tarafı ile yürütülen çalışmalarda AB'nin kendisini doğrudan ilgilendirmeyen Fırat ve Dicle nehirleri hakkında ve Suriye, Irak ve İsrail'e ilişkin olarak hiçbir konunun gündeme gelmediği" söyledi. "Çevre-27 faslına ilişkin olarak bu aşamada AB'nin kendi içinde kabul ettiği, ülkemize bildirdiği ve dolayısıyla ülkemizin kabul ettiği hiçbir kapanış kriteri yoktur. Fırat ve Dicle'nin suları nasıl tersine çevrilemezse, Türkiye'nin milli egemenliği ve bölgesel gücü demagoji ve istismar konusu yapılamaz. Fırat ve Dicle'ye bir şey olmuyor" ifadelerini kullandı.
Peki AB Su Politikası Direktifi ne diyor?
Devlet Su işleri (DSİ) belgeleri arasında yer alan "Avrupa Birliği'nin Yeni Su Politikası: Su Çerçeve Direktifi"nde ise Bağış'ın dediklerinin aksine, yerel kaynakların yönetimine dair çok net ifadeler var.
AB'nin ve başka ülkelerin su havzalarına müdahalesinin önünü açacak bir dizi ifade arasından göze çarpanlar şunlar:
"Su Çerçeve Direktifi'nin arzu edilen sonuçları elde edebilmesi için, uluslararası niteliği olan, ülke sınırlarını ve yönetsel sınırları aşan su havzalarında ortak bir yönetim algısı ve yaklaşımı geliştirmek önemlidir." Buradaki ortaklık, belgedeki genel maddelerden anlaşıldığı üzere havzayı paylaşan ülkelerle sınırlı kalmamaktadır.
"Sürdürülebilir bir yönetim politikası sosyoekonomik, teknik ve kurumsal gerçeklerin birlikte gözetilmesini gerektirir. Bu yaklaşım 'su kaynaklarının ortak yönetimi' kavramının ortaya çıkmasına yol açmıştır."
"Yararlı kullanım için bir su kaynağının korunması ve değerlendirilmesi sadece ortak yönetim sistemi ile sağlanabilir. Ortak havza yönetimi, su tutma havzasındaki bütün aktiviteleri de dikkate alarak su kalitesini korumayı amaçlar. Bu bağlamda Avrupa Birliği de su politikalarını yeniden yapılandırdı ve Aralık 2000'de yürürlüğü giren Su Çerçeve Direktifi ile havza-merkezli yönetim yaklaşımını benimsediğini açıkladı.Türkiye'deki su tutma havzalarının yönetimini gözeten genel politikalar Çevre ve Orman Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir. DSİ, ülkenin su kaynaklarını akış temelinde hidrolojik olarak 26 havzaya bölmüştür. Bununla birlikte, Türkiye'deki su tutma havzalarının tanımlanması ve yönetimi Avrupa Birliği tarafından belirlenen akarsu havzalarının yönetiminden oldukça farklıdır. AB'ye uyum süreci çerçevesinde, su kaynaklarının ortak yönetimi gündeme alınacaktır."
Bilindiği gibi, Dicle ve Fırat suları da Türkiye'nin belirlediği 26 havzaya dahil olduğu için, yukardaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere Avrupa Birliği ile ortak yönetilmek üzere gündeme alınacak su kaynakları arasında.
(soL- Haber Merkezi)
