Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

"Devlet" isteyince faşizm sokağa indi

Kürt yurttaşlarımıza yönelik, İnegöl'de başlayan, Dörtyol ile devam eden ve arkasının geleceği öngörülen saldırılara ilişkin, AKP'nin ve sokak gücünü kullanmaya devam edeceğinin işaretini veren MHP'nin tavrı tepkilere neden olurken, basında da, yaşananlardan Kürtleri suçlamaya yönelik bir faaliyet gözleniyor.

Yayın Tarihi: 28.07.2010 , 11:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde, geçtiğimiz gün akşam saatlerinde bir polis aracına kimliği belirsiz kişilerce açılan çapraz ateş sonucu dört polisin ölmesinin ardından, BDP binasının ateşe verildiği ve Kürt yurttaşlarımıza yönelik saldırıların tırmanışa geçtiği olaylar dün de devam etti.

Saldırganların, medyada çıkan haberler ve siyasilerin açıklamaları ile teşvik edildiği, ilçedeki Emniyet güçlerinin ise olaylara yeterince müdahale etmediği gözlendi. Devlet ve hükümet yetkililerince yapılan, "PKK ile sivil Kürtlerin birbirine karıştırılmaması gerektiği" biçiminde, kimsenin samimi olduğuna inanmadığı açıklamalar ve saldırganları teşvik eden mesajlar, ilçede Kürtlere yönelik saldırıların dün tüm güne yayılmasını sağladı.

Taşları bağlayıp... köpekleri saldılar!
İlçeye Adana, Şanlıurfa, Hatay ve Gaziantep’ten gelen takviye birlikler yetmediği için yeni birliklerin sevkedileceği öğrenildi. Saldırıları yer yer polis eşliğinde gerçekleştirdikleri söylenen saldırganlardan sadece 17 kişinin gözaltına alındığı bilinirken, en son, Hatay Valisi Celalettin Lekesiz'in, ilçede yaşayanların bir süre geceleri evlerinden çıkmamasını istemesi dikkat çekti.

Oysa, bölgeden gelen bilgiler, valinin bu çağrısının hemen öncesinde ilçede, ülkücülerin sokaklarda sopaları ile rahatça gezdiği, bunun dışında kimsenin sokağa çıkamadığı, Kürtlerin, yaşadıkları mahallelere hapsedildiği bir tabloya işaret ediyordu.

"Çevre yerleşimlerden de katılımlarla, polis eşliğinde saldırıyorlar"
Bölgeden gelen haberlere göre, geçtiğimiz akşam dört polisin öldürülmesinden sonra Dörtyol sokaklarında tırmandırılan saldırılar, ilçede yaşayan ve MHP ile ilişkili olduğu bilinen saldırganların, yer yer polis eşliğinde ve polisin de kışkırtmasıyla, İskenderun'dan, Osmaniye'den, diğer çevre yerleşim yerlerinden gelen MHP'lilerin de bu kitleye katılmasıyla gerçekleşti.

Dörtyol'daki ÖDP yöneticileri, sokaklarda rastladıklarına ve iş yerlerine ayırdetmeden saldıran kitlenin, BDP binasından sonra ÖDP ve EMEP binalarına da saldırdığı ve camlarını kırdığını, Emniyet'in ise dün akşam saatlerinde hâlâ devam etmekte olan kargaşaya yönelik yeterli önlem almadığını kaydetti. Kendi aralarında mesajlaşma yoluyla organize olduğu belirtilen saldırganların dün akşam büyük bir saldırı planladığı duyumlarının da ilçedeki gerilimi artırdığı söylendi.

Ağırlığını Kürtler ve Türklerin oluşturduğu, sayıca az olmakla birlikte Arap nüfusun da yaşadığı Dörtyol ilçesinde, 2009 yerel seçimlerinde oyların yüzde 46.47'sini MHP'nin, yüzde 35.32'sini AKP'nin aldığı, o dönem henüz kapatılmamış olan DTP'nin de yüzde 9.87 desteği olduğu biliniyor.

BDP'yi hedef haline getirdiler
Bu arada, İnegöl ve Dörtyol'dan sonra, Kürtlere ve BDP'ye yönelik saldırılar ülkenin çeşitli yerlerine yayıldı. Iğdır Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş'in tutuklu yargılandığı, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen KCK davası duruşmasına katılmak üzere kente gelen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın konvoyu taşlanırken, Kars'ın Dağpınar beldesi belediye başkanı Ayhan Erkmen de otomobili içinde bir grubun saldırısına uğradı.

BDP, devleti de sağduyuya davet ediyor
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, gelişmelere ilişkin açıklamasında, "şiddetle hiçbir sorunun çözülmesi mümkün değil. Hatay'ın Dörtyol ilçesinde ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Acılarını paylaşıyorum. Herkesin daha fazla çaba sarf edip katkıda bulunması lazım. İnegöl ve Dörtyol'da yaşanan olaylara ilişkin kışkırtmaya yönelik açıklama yapan siyasetçilerin durumlarını bir kez daha gözden geçirmeleri gerekir. Partimizin hedef haline getirilmesi özellikle bazı siyasetçilerin açıklamalarının sonucudur. Bütün halkımıza sağduyulu olmalarını öneriyorum" dedi.

Olaylara tepki gösteren BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak da, Dörtyol'da Emniyet'in görevini yerine getirmemesi üzerine, "yarın sabaha (bugün) kadar bekleyeceğiz. Son uyarımızı yapıyoruz. Eğer hükümet görevini yapmayacaksa, BDP Eşbaşkanları olarak Dörtyol'a gideceğiz. Devlet yoksa biz varız, biz sükûneti sağlarız" diye konuştu.

"Haklı infial"!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün yaptığı yazılı açıklamada, Hatay'ın Dörtyol ilçesinde, İnegöl'de olduğu gibi yine ülkücülerin sahneye çıktığı olaylar hakkında "haklı bir infial" diyerek, Kürtlere yönelik linç girişimlerini savundu. AKP hükümetinin "Demokratik Açılım"ını "PKK Açılımı" olarak kodladığı görülen Bahçeli, son üç gündür sokakların saldırı timini oluşturan ülkücüler hakkında suçsuz olduklarına dair bir tablo çizerken, "PKK'nin maşası" diyerek BDP'yi de hedef gösterdi. Bahçeli, BDP binasının yakılmasını onayladığı anlamına gelen sözleriyle, ülkücülerin saldırılarına devam etmesi için cesaret verdi.

Şimdi de, "öz savunma" yapma suçlaması
"PKK ile Kürtlerin birbirine karıştırılmaması gerektiği" söyleminin samimiyetsizliği, hem İnegöl ve Dörtyol'da ortaya çıkan linç girişimlerinin faillerinin neredeyse teşvik edilmesi hem de yeni yeni dillendirilmeye başlanan birtakım iddialar nedeniyle, iyice ortaya çıkmaya başladı.

İki halk arasındaki çatışmaların ilk olarak, Kürtler ve Türklerin birarada yaşadığı, başta batı kentlerinde yaşanacağı uyarıları çeşitli siyasi çevreler tarafından yapılmasına rağmen patlak veren ve ülkücü örgütlerce provoke edilen olaylarda şimdi de, "kavga"yı başlatan tarafın aslında Kürtler olduğu iddiası güçlendirilmeye çalışılıyor. Şimdilik sadece basında izine rastlanan bu iddianın önümüzdeki dönem yaygın bir kabul göreceği ve sık sık gündeme getirileceği öngörülüyor.

Basında dile getirilen iddialardan bir diğeri de, olayların başlamasının nedeninin "Kürtlerin, KCK'nın çağrılarına kulak vermesi" olduğu idi. Nitekim dün yapılan bir yorumda, KCK tarafından 24 Temmuz Cumartesi günü yayınlanan bir bildiride, Kürtlerin, "kendi öz yönetimlerini oluşturmaya, Kürtlere dönük saldırılara karşı öz savunma eylemleri geliştirmeye ve haklar alınana kadar direniş yapmaya" çağrıldığı hatırlatıldı. İnegöl'deki kahvede gerçekleşen kavganın, KCK bildirisinde geçen "öz savunma"nın bir örneği olabileceği iddia edilerek, olayları başlatanların Kürtler olduğu iddiası işlenmeye başlanırken, bundan sonra çıkabilecek her olayda da peşinen Kürtleri suçlamaya hazırlık yapıldığı akla geliyor.

Kürtler mağdur mu suçlu mu?
Özellikle yandaş medyanın olaylara ilişkin haberciliği ise yine doğruluktan uzak olmasıyla dikkat çekiyor.

Zaman gazetesinin konuya ilişkin bugünkü haberinde, İnegöl'deki olayların "korna çalma" meselesinden çıkıp büyüdüğü ileri sürülerek yaşanan linç girişimleri önemsizleştirilmeye çalışılırken, ilçede yaşan Kürt yurttaşlarımızın Abdullah Öcalan'ın çağrısına uydukları iddia ediliyor. Böylelikle, Kürtlerin mağdur değil suçlu olduğunu ilan eden haberde, saldırıları gerçekleştiren ülkücülerden tek kelimeyle dahi söz edilmezken, "konunun uzmanı" kişilerin ağzından, "olayların çözümü için sadece polislerin devreye girmesinin doğru olacağı" yönünde ifadelere yer veriliyor.

Haberde, Öcalan'ın, avukatlarıyla yaptığı bir görüşmede söylediği basına yansıyan sözlerinin Kürtler tarafından uygulamaya konduğunun iddia edilmesi nedeniyle, Kürtlerin kendilerini savunmak zorunda kalan değil, saldıran taraf olduğu algısının hakim kılınmaya çalışıldığı bir dil tutturuluyor.

(soL - Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.