Sayfa yolu
Baykal'dan Erdoğan'a bedelli askerlik eleştirisi
Yayın Tarihi: 27.04.2010 , 20:33 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bedelli askerliği kastederek, ''Bu kadar hassas bir konuda insanlarda beklenti yaratarak, 'ben sizin gibi düşünüyorum' mesajını vermeye yönelmenin, devlet adamlığı anlayışı ile bağdaşır tarafı var mı? O görüşmede mi öğrendin olmayacağını? Bildiğin halde, 'olabilir' diye söylerken, hangi amacın peşinde koşuyordun?'' diye sordu.
Hayvancılık için destekleme politikası lazım
Türkiye'nin yıllardır, tarım ve hayvancılıkta yanlış politikalar izlediğini hep dile getirdiklerini söyleyen Deniz Baykal, et fiyatları ile ilgili olarak hükümetin bu konuyu günübirlik, anlık tedbirlerle ele alamayacağını söyledi.
Baykal, et fiyatlarının azaltılması için Et ve Balık Kurumuna et ithal etme yetkisi verildiğini, ancak bunun soruna kalıcı çözüm olmayacağını öne sürdü, ''Yapılması gereken iş Et ve Balık Kurumuna et ithalatı yapma talimatı vermeden önce hayvancılığı ayağa kaldırmak için gerçekten hayvancılığa destek olacak bir destekleme politikasını ilan etmektir'' dedi.
Deniz Baykal, ''et ithalatı yapılmasının, hayvancılık yapan insanlara en büyük darbeyi vuracağını'' savunarak, et ithalatı yapmak yerine canlı hayvan ithalatı yaparak bunların besicilere verilmesi gerektiğini söyledi.
Referandum öncesi bedelli askerlik
Konuşmasında, bedelli askerlik konusunda yaşanan tartışmalara da değinen Baykal, Başbakan'ın konuyu referandum öncesi bilerek gündeme getirdiğini öne sürdü.
Başbakan ve bakanların bu konuyu bütün boyutlarıyla öğrenmiş ve bilmiş olmaları gerektiğini söyleyen Baykal, yaklaşan seçim ve referandum öncesinde bu konunun ''bir çözüme bağlamak imkanı var'' denilerek gündeme getirildiğini ve insanların umutlandırıldığını kaydetti.
Baykal, ''Sen 8 yıldır Başbakansın, olayı biliyorsun. Bu konuda bir uygulama imkanı var mı, yok mu? Sen bunu bilmiyorsan, bu kadar hassas bir konuda insanlarda beklenti yaratarak, 'ben sizin gibi düşünüyorum, ben böyle yapmak istiyorum' mesajını vermeye yönelmenin, devlet adamlığı anlayışı ile bağdaşır tarafı var mı? Umut verildi, sonra 'olmayacağı anlaşıldı' denildi. Şimdi mi öğrendin olmayacağını, o görüşmede mi öğrendin olmayacağını? O zamana kadar bilmiyor muydun? Bildiğin halde, 'olabilir' diye söylerken, hangi amacın peşinde koşuyordun? Bu da bu iktidarın siyaset üslubu anlayışı bakımından çok tipik bir örnek oldu'' diye konuştu.
Van'ı tekrar gündeme getirdi
CHP Genel Başkanı Baykal, Van'da CHP'ye yapılan saldırı konusunu da gündeme getirdi.
Olayın hemen ardından, ''saldırının organize bir hareket, AKPlilerin işin içinde, saldırıyı yapanların uzantılarının Ankara'da olduğunu söylediklerini'', ancak ''hükümetin bu görüşlerine aldırış etmediğini'' söyleyen Baykal, hükümetin, ancak Samsun'da Ahmet Türk'e, Kayseri'de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a yapılan saldırının ardından bu olayı araştırmaya karar verdiğini kaydetti.
Baykal, hükümetin, bu olaylardan sonra, Van'da CHP'ye yapılan saldırı ile ilgili olarak, ''Biz yanlış değerlendirme yaptık'' dediğini ifade ederek, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucunda, ''Bu iş organize, AKP'liler bu işin içinde, emniyet yetersiz kaldı'' dediğini söyledi.
TBMM'nin onuruna yakışmayan müzakere biçimi dayatılıyor
Sıraların üzerinde uyuyan milletvekilleri, koridorda perişan olan insanlar, üslubun giderek kontrolden çıkmaya başlaması, kavgalar ve sürtüşmelerin görüldüğünü belirten Baykal, TBMM'nin vakarına, onuruna, şerefine uygun düşmeyen bir müzakere biçiminin parlamentoya dayatıldığını savundu.
Anayasa değişikliğinde amacın ne olduğunun açıkça görüldüğünü, bu konuda yaratılmak istenen olumlu izlenimin balon gibi söndüğünü ifade eden Baykal, yapılanların, ''şeytan ayrıntıda gizlidir, ayrıntıyı saklama, temel unsurları gözden çıkarma anlayışıyla'' olduğunun ortaya çıktığını öne sürdü.
Baykal, Anayasa değişikliği projesinin, Türkiye'nin Anayasa değişikliğine ihtiyaç verecek bir proje olmadığını belirterek, ''Bu Anayasa değişikliği projesi, AKP'nin Anayasa değişikliği projesidir. Bu değişikliğin yanında hiç kimse, CHP, MHP, BDP, diğer partiler, önde gelen hukukçular, saygın kurumlar yoktur. T.C Anayasası değil, RTE Anayasasıdır. Yanında kimse yok'' diye
konuştu.
"Kurnazlığın daniskası"
Değişiklik teklifine göre, Anayasa Mahkemesinin üye sayısının 17'ye çıkarıldığını, 3'ünü Meclisin, 14'ünü Cumhurbaşkanının seçeceğini anımsatan Baykal, ''Meclisin seçeceği 3 kişinin, AKP'nin zihniyetinin bir temsilcisi olmama ihtimali yüzde kaç?'' sorusunu yöneltti.
Baykal, bunu AKP'nin seçeceğini öne sürerek, ''Affedersiniz AKP değil, Recep Tayyip Erdoğan seçiyor. Recep Bey'in tayin ettiği 3 üye. Al sana demokrasi, al sana hukuk'' dedi. Rıza Türmen'in, ''17 kişilik Anayasa Mahkemesinin 10'unun AKP'nin damgasını taşıyacağını'' söylediğine işaret eden Baykal, ''Sayın Türmen, nerede 10 tane, 17'si...'' dedi.
Anayasa Mahkemesi uzmanı Prof. Dr. Andrew Arato'nun açıklamalarına dikkati çeken Baykal, Arato'nun, yeni oluşacak Anayasa Mahkemesi ile Anayasanın değiştirilemez maddelerinin, çok rahatlıkla değiştirilebilir hale gelebileceğine işaret ettiğini anımsattı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendilerinin, şark kurnazlığı yaptığını söylediğini belirten Baykal, ''Şark mı garp mı bilmiyorum ama kurnazlık, önce 2002'de milletvekili olup, bu Anayasa üzerine 'namusum ve şerefim üzerine' yemin ettikten sonra, Anayasanın özünü böyle tahrip etmekle kendini gösteriyor. Kurnazlığın daniskası bu. Anayasaya yemin edeceksin, sonra kökünü kazıyacaksın, temelini ortadan kaldıracaksın. Yapılan bu" dedi.
Baykal, "Bıçak sırtı denge içinde, 'asgari rakamı yakaladık, yakalıyoruz' diye her türlü önlemi alıp, 19 kişiye bir yönetici... Böyle bir Anayasa değişikliği milletimizin arzularına cevap verebilir mi? AKP milletvekili içinden arkadaşlarımızdan da buna alet olmamayı, yanlış olduğunu görerek, gereğini yapmaya kararlı olanların bulunduğunu memnuniyetle görüyorum'' ifadelerini kullandı.
"Haysiyet şahlanmasına ihtiyaç var"
Baykal, Meclisin en şerefli sayfalarından birinin, 2003'te 1 Mart tezkeresine hayır diyerek, CHP'lisi, AK Parti'lisiyle Türkiye'ye sahip çıkılması olduğunu yineledi.
Yine buna ihtiyaç olduğunu, kriz karşısında Meclisin tekrar haysiyet şahlanması gerçekleştirmesine ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Baykal,
CHP'nin, Anayasa değişikliğini, Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyeceğine söz vermesi halinde, paketin ikiye ayrılmasına rıza gösterecekleri önerisinin getirildiğini ifade eden Baykal, bunun, ''3 madde Anayasaya aykırı biliyoruz'' anlamına geldiğini savundu.
Baykal, Anayasaya aykırı değilse, ''İstediğin kadar git, bir an önce git, mahkeme bu konuda kararı alsın mutluluk duyarız'' denileceğini ifade etti.
" 'İstersen Sivas'taki olaylar gibi yak da' diyebilirdi"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 Nisanda koltuğuna oturan çocuğa, ''Artık yetki senin, ister as, ister kes'' dediğini kaydeden Baykal, ''İyi ki as ve keste kaldı. 'İstersen Sivas'taki olaylar gibi yak da' diyebilirdi. Başbakan as, kes demiş keser döner sap döner, gün olur hesap döner. Başbakan bunu da unutmasın'' dedi.
Hitler-Churchill örneği
Deniz Baykal, "3 maddeye karşı biz bütün gücümüzle, imkanlarımızla sonuna kadar mücadele edeceğiz. 2. Dünya Savaşı'nda Churchill Hitler'e karşı, 'Dağda, derede, denizde, ovada, sonuna kadar mücadele edeceğiz' demişti. Biz de 3 maddeye karşı, parlamentoda, referandumda, Anayasa Mahkemesinde sonuna kadar mücadele edeceğiz'' diye konuştu.
"Obama'nın avukatlığı"
ABD Başkanı Barack Obama'nın 24 Nisan konuşmasına da değinen Baykal, Obama'nın açıklaması karşısında, Başbakan Erdoğan'ın memnuniyetini ifade ettiğini, Dışişleri Bakanlığının ise ''esefle'' karşıladığını belirtti. Baykal, ''Hadi bedelli askerlik konusunda Genelkurmay ile koordinasyonun yok. ABD'nin bu değerlendirmesine karşı takınacak tavır konusunda da mı Dışişleri Bakanı ile koordinasyonun yok?'' dedi.
Baykal, Başbakan Erdoğan'ın iç politika yaptığını, Dışişleri Bakanlığının ise Türkiye'nin tezlerini dile getirdiğini vurgulayarak, ''Başbakan iç politika yapacağım diye, durum düzeliyor mesajını içeriye vermesi lazım. 'Biz başarılı olduk, engelleri yumuşattık, dünyayı ikna ediyoruz' diyebilmek için gerçekler buna elverişli olmadığı halde Obama'nın avukatlığını üstlenerek, Türk kamuoyuna karşı Obama'nın avukatlığını yapıyor. Biz Obama'nın Türkiye'ye karşı avukatlığını değil, Türkiye'nin dünyaya karşı avukatlığını yapmasını bekliyoruz'' diye konuştu.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.