Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Baykal: Yargı düzenlemesi dışındakiler 'işin garnitürü'

Deniz Baykal, Anayasa değişikliğinin özünün, Anayasa Mahkemesi’nin yapısı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun(HSYK) yapısı ile parti kapatma düzenlemesi olduğunu, gerisinin işin “garnitürü” olduğunu söyledi.

Yayın Tarihi: 30.03.2010 , 21:57 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP’nin Anayasa değişikliği teklifinin, “Anayasa Mahkemesi’ni kendisine yandaş mahkeme haline getirme girişimi” olduğunu savunarak, “Eğer biz dersek ki ‘Kardeşim bu 19 üyenin 19’u da AKP zihniyetinde insanlardan oluşabilir’ yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? ‘Bunun hiçbir güvencesi yok’ dersek yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Meclis’ten gelecek 3 kişiyi AKP çoğunluğu seçecek. AKP çoğunluğunun ‘Canım ayıp olur, hep AKP anlayışının arkadaşları olmasın, bak hukuku çok iyi bilen saygıdeğer falan kişiler var, aynı düşünce de değiliz ama o da Anayasa Mahkemesi’nde bulunsun’ diyerek onu da seçeceğini mi zannediyorsunuz” dedi.

Emevilere gönderme yapıt

Tarih boyunca siyasetin adalete yön vermeye çalıştığına dair örnekler bulunduğunu anlatan Baykal, şöyle konuştu:
“Biz, mütareke adaletini yaşadık Türkiye’de. O bir dönemdi, bir parantezdi. Ama daha eskiye gidersek buna benzer olayları geçmişte de, kendi tarihimizde de, bölgemizin, coğrafyamızın tarihinde de görürüz. Bakınız İslam tarihinde yargıya yönelik ilk müdahale Emeviler zamanında yapılmıştır. Emeviler de adaleti, yargıyı kendi siyasi amaçları için kullanmak istemişlerdir. Özel mahkemeler kurulmuştur Emeviler zamanında ve bu mahkemelerde muhalifler sindirilmiştir. Ehl-i Beyt’e yönelik suçlamaların öncesinde ve sonrasında bu olaylar vardır. Emevilerin kendi siyasi amaçları için üstelik İslam’ın en kutsal değerlerine din adına tecavüz ederken adaleti kullandıklarına tanık olduk. Adalet yoluyla, mahkeme yoluyla İslam adına İslamiyet’in en kutsal değerlerini, özünü, Hazreti Peygamber’in ailesini hedef alan uygulamaları siyasetin emrine girmiş adalet mekanizmasıyla yapmışlardır. Emevi adaleti budur. Bu uygulamaya direnen büyük isimler çıkmıştır. Bunların başında da İmam-ı Azam Ebu Hanife gelir. İmam-ı Azam, bu Emevi zulmüne alet olmayı reddetmiştir, kendisine teklif edilen kadılık görevini elinin tersiyle itmiştir. Senin kadın olmaktansa buna alet olmadan yaşamayı tercih ederim demiştir. Bu davranışı dolayısıyla büyük işkence görmüştür, büyük zulme maruz kalmıştır ve hapishanede ölmüştür. İslam’da dini siyasete alet etmenin mimarı Muaviye’dir.”

“Tertibat var”
Anayasa değişikliği paketinde Anayasa Mahkemesi’ne TBMM’nin 3, Cumhurbaşkanı’nın da 16 üye atamasının öngörüldüğünü kaydeden Baykal, şöyle dedi:

“Üç tane AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ne göndereceği Meclis’ten üye. 16 tane de Cumhurbaşkanı. Bu rakamlarda değişiklik olabilir, bakacağız. Şimdi bu rakamlardaki değişiklik meselesi bir yana ilgi çekici olan şu: Diyelim Cumhurbaşkanı Yargıtay’dan 3 kişiyi gönderecek. Peki, Yargıtay o 3 kişiyi nasıl seçecek? Meclis 3 kişiyi nasıl seçiyorsa öyle mi seçecek? Hayır, Meclis’in seçme tarzı farklı, Yargıtay’ın seçme tarzı farklı. Niye acaba, niye? Meclis bir yere üye gönderecek, Yargıtay bir yere üye gönderecek. Meclis seçerken kullandığı seçim yöntemini acaba niçin, hangi demokrasi duyarlılığının, hangi milli iradeye saygının, hangi insan hakları değerin dolayısıyla farklı yapmayı tercih ediyorsun? Yargıtay’ın seçeceği üyeler çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda değil, azınlığın adaylarını da Cumhurbaşkanı seçebilir. Orada onun tertibatı yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunların altında iyiniyet var, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip öyle mi bakacağız? İşin gerçeğini görmeyecek miyiz? Bunun altında hangi hinoğlu hinliğin yattığını bilmeyecek miyiz?”

Parti kapatma düzenlemesini de eleştirdi

Siyasi partilere kapatma davası açılabilmesi için Meclis’te kaç grup varsa her partiden 5’er kişiyle ve Meclis Başkanı’yla oluşacak kurulun izin vermesinin de öngörüldüğünü kaydeden Baykal, “Bu, hukukun denetim yapma şansını, siyasetin Anayasa’yı ihlal etme uygulamasını sınırlama yetkisini tamamen ortadan kaldıran, işlemez hale getiren ya da siyasi pazarlıklara teslim eden bir manzara. 3 grup varsa 16 kişi bu kararı alacak. 16’nın içinden 11 kişi biraraya gelerek kapatacak. 5 kişi hayır dediği zaman 1 tek kişiye bağlı olacak. Böyle bir şey olabilir mi? Kaldırın o zaman, siyasi parti kapatmaya gerek yok deyin. Dünyanın en demokratik ülkesi olalım. Bizim öyle bir derdimiz yok, parti dediğin kapatılmaz, parti dediğin suç da işleyebilir. Anayasa’ya da ihanet edebilir, ulusal bütünlüğe de ters düşebilir, teröre de başvurabilir, şiddete başvurabilir, biz o zaman dahi siyasi partiye saygılıyız deyin. Bunun akılla, mantıkla, hukukla ilgisi var mı? Türkiye’yi getirdikleri yer bu” diye konuştu.

“Değişiklik Anayasa'ya aykırıdır”

Baykal, değişikliğin Anayasa'nın temel, değiştirilemez maddelerine aykırı olduğunu, yargı bağımsızlığının Anayasal düzenin özü olduğunu söyledi. Baykal “Siz yargı bağımsızlığını kendi siyasi partizanlarınıza, yandaşlarınıza Anayasa Mahkemesi’ni, HSYK’yı emanet ederek ortadan kaldırırsanız, Anayasa’nın bu temel ilkesini ihlal etmiş olursunuz” diye konuştu. Baykal şunları söyledi:

“Bu olayın Anayasa Mahkemesi’ne gelmesi halinde Anayasa’ya aykırı bir girişim olarak değerlendirilmesi dikkate alınması gereken bir ihtimaldir. Tabii siz bu ihtimali bertaraf etmek için Anayasa Mahkemesi’nin yapısına daha şimdiden çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, Müsteşar Yardımcılığından Anayasa Mahkemesi’ne üyelik transferi yaparsanız, ya da boşalan üyeliklerle ilgili atamaları zamanında yapmaktan kaçınırsanız Anayasa Mahkemesi’nin yapısını ben kendi hesabına göre şekillendiririm diye düşünüyorsanız ona benim aklım ermez, onu bilemem. Biz işin hukukuna bakarak konuşuyoruz.”

Sağduyulu AKP'lilere çağrıda bulundu
Baykal, konuşmasında AKP'ye kapatma davası gelebileceği imasında bulunarak şöyle dedi:

“Anayasa’ya aykırı bir Anayasa’yı değiştirme girişimi bilerek yapılıyorsa, Anayasa’yı özünü değiştirme iddiasıyla bilerek göze alınarak yapılıyorsa... ‘Risk alıyoruz’ diyorlar. Ne demek o risk? Neyin riskini alıyorsun? ‘Gövdemizi bu işin altına koyuyoruz.’ Bunlar ne demek? Bunların her birisi o girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabilecemalıdır, bu işin dışındağini biliyoruz, hesaba katıyoruz, öngörüyoruz, talep ediyoruz anlamına gelmektedir. Diyor ki ‘Biz Anayasa’yı değiştirilemez diye düşündüğünüz yönleriyle de değiştirmeye teşebbüs ediyoruz.’ Peki bu teşebbüs Anayasa Mahkemesi tarafından ona bir dışarıdan müdahale olmadığı, hukuk işlediği zaman tespit edilirse, hükme bağlanırsa sizin Anayasa’yı ihlale teşebbüsten mahkum olmanız sonucu ortaya çıkar ise bunun anlamı nedir? Bu, ‘Bir yasa Anayasa’ya aykırıymış, yürürlüğe koymayacağız’la bitecek bir konu gibi değildir, başka bir olaydır. Bunun çok vahim sonuçları olur. Öyle anlaşılıyor ki bu girişimi yapanlar o vahim sonuçları da öngörmüşlerdir. O vahim gelişmeleri de içlerine sindirmişlerdir, hatta belki onu talep etmektedirler.”

Baykal, AKP'li milletvekillerine seslenerek, “Eğer AKP yönetimi bu yanlışa dur demezse AKP milletvekilleri, onların içinde sağduyulu, vatansever, ülkeyi bu çalkantılara, bu acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse alet olma kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem Türkiye’ye hem partilerine hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar” diye konuştu.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.