Sayfa yolu
Baykal, Baykal’a karşı
Yayın Tarihi: 13.10.2009 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “milli birlik açılımı”yla ilgili mektubuna sonunda yanıt verdi. Altı sayfalık yanıt mektubunun ekinde, 20 yıl önce Baykal’ın genel sekreterliği döneminde SHP tarafından hazırlanan “Doğu ve Güneydoğu Raporu” yer aldı.
Baykal’ın mektubu, 1989 tarihli raporla alenen çelişiyor. Söz konusu rapor da dönemin daha ileri hedeflerini perdelemeye yönelik bir girişim olarak biliniyor. Bu durum “Baykal’ın geriye gidiş konusunda kendisiyle yarıştığı yorumuna” neden oldu.
Anadil “açmazı”
Baykal, Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektupta, CHP’nin daha önce anadil konularında birtakım önerilerde bulunduğunu vurguladı.
Ancak Baykal, "Şimdi bunlar geride kaldı. (…) Türkiye’de yapay azınlıklar yaratma, etnik temelde milleti ayrıştırma, bunun için de etnik anadili şimdilik seçmeli ders olarak üniversitelere, milli eğitime yerleştirme mücadelesi hızla yürütülmektedir. Bunlar PKK’nın siyasi projesinin temel unsurlarıdır" tespitine yer verdi.
Oysa Baykal'ın ekte gönderdiği 20 yıl önceki raporda "Türkiye Cumhuriyeti bir din, mezhep, ırk ve kafatası Cumhuriyeti değildir. Türkiye, etnik köken açısından çoğulcu bir yapıya sahiptir. Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı sürecinde bu anlayışla Anadolu’da yaşayan ve değişik etnik kökenden gelen herkesin ortak katkısı ve eşit ağırlığı ile kurulmuştur. Bu zengin mozaik’in unsurlarından birini ya da birkaçını yok sayan anlayış ve politikalar gerçeklere uymaz ve kabul edilemez" satırlarına yer veriliyordu.
Raporda ayrıca, anadille ilgili olarak "Türkiye’nin kültür zenginliğini, toplumdaki çeşitliliği farklı ana dillerin varlığını ülke bütünlüğünün önünde bir siyasal engel olarak görmek ve buna göre politika oluşturmak yanlıştır. (…) Ana dil yasağı ile ilgili düzenlemeyi ‘taviz’, ‘zamanlama’, ‘teslimiyet’ mantıkları ile kaldırmayı reddeden düşünceye kesinlikle karşı olduğumuzu belirtmek zorundayız" ifadeleri yer alıyordu.
Öte yandan rapor, anadil konusundaki tüm bu "yapıcı" yaklaşımına rağmen şu satırları barındırmaktan da geri kalmıyordu: “Bu çerçevede yurttaşlar kendi özel girişimleri ile, özgür iradeleri ile istedikleri alana yatırım yapma, istedikleri alanda etkinlik gösterme hakkına sahiptirler. (…) Hiç kuşku yok ki, Türkçe Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili olacak ve eğitim dili olarak kullanılacaktır. Ayrıca Türkçe'nin tüm yurttalara öğretilmesi için gerekli önlemler alınacak ve uygulanacaktır.”
SHP henüz o tarihte anadilde eğitimi “özel teşebbüs alanına” sınırlarken, “anadilde eğitim” talebine baştan set çekiyordu.
Anayasa çelişkisi
Baykal, mektubunda ayrıca "Kürt açılımı ile ilgili olarak bir anayasa değişikliği konusunda İçişleri Bakanı ile Başbakan'ın çelişkili açıklamaları güven kaybına, inandırıcılık ve samimiyet sorgulamasına neden olmuş, milletimizin kaygıları daha da derinleşmiştir. (…) PKK’nın siyasi hedefleri ile örtüşen böyle bir Anayasa değişikliği, açılımının bizzat kendisi bir huzursuzluk kaynağı haline dönüşmüştür" ifadesine yer verdi.
Oysaki Baykal 20 yıl önce hazırladığı raporun “Demokratikleşme Paketi” başlığını taşıyan alt bölümünde, “demokratikleşme düzenlemesi içerisinde yer alacak başlıca önlemler” arasında “Anayasadan başlayarak, bütün ilgili yasal düzenlemeler demokratik hukuk ilkelerine uygun hale getirilmesini” sayıyordu.
Bunlar hep vardı
Baykal’ın Kürt sorununa ilişkin hep saklı tuttuğu kimi yasal başlıklarsa, kendisiyle çelişen Baykal’ın aynı zamanda bir “süreklilik” de sergilediğini gösteriyor.
Baykal, “terör konusunda” şu yaklaşımını hiç yitirmedi: “Teröre karşı olgun, soğukkanlı, kendine güvenen, halka güvenen, hiçbir zaman temel ilkelerden, temel ölçülerden sapmayan anlayışı ve politikayı Devlete egemen kılmak gerekir.”
Öte yandan Baykal, Kürt sorununun “büyük ölçüde bir kalkınma sorunu olduğu” yönündeki yaklaşımını hep korudu. Baykal, Başbakan’a yazdığı mektubun “öneriler” bölümünde, tamamı kalkınmayla ilgili şu önerilere yer verdi:
"İnsanların çalışarak para kazanabilecekleri, çocuklarına, ailelerine bakabilecekleri istihdam projeleri gençlerin Türkiye’ye ve dünyaya bakışını değiştirebilecek eğitim projeleri genç kızları ve kadınları yeni saygın kimlikleriyle destekleyecek kadın projeleri tarım, hayvancılık ve sulama projeleri komşu ülkelerle yeni ekonomik ve ticari kanalların açılmasını öngören projeleri."
Baykal, 20 yıl önceki raporunun girişinde de "sorunu" şöyle özetliyordu:
"Türkiye’nin temel sorunu Anayasal ve yasal engellerin kaldırılarak demokrasinin, yurt düzeyinde kurumlaştırılması, sanayileşerek hızlı kalkınmanın gerçekleştirilmesi sosyal adaletsizliğin ortadan kaldırılarak ulusal gelirin kişiler ve bölgeler arasında hakça dağılımının sağlanmasıdır."
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.