Sayfa yolu
AKP'den 'Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik'
Yayın Tarihi: 22.01.2010 , 12:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
AKP iktidarının Kürt sorununu çözme iddiasıyla başlattığı "Demokratik Açılım"ın temsili yüzü olan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçtiğimiz gün, "açılım" süreci kapsamında daha önce birkaç kez dile getirilen "Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu" hakkında, yine genel ilkeler dışında bilgi içermeyen bir açıklama yaptı. Kurul, AKP hükümetinin oldukça tartışmalı hale gelen "Demokratik Açılım"ının orta vadede gerçekleştirilecek yasal düzenlemelerinden biri olarak gündeme gelmişti.
Beşir Atalay, Birleşmiş Milletler, İçişleri Bakanlığı ve Sabancı Vakfı'nın ortaklaşa yürüttüğü "Kadın Dostu Kentler Projesi" töreninde yaptığı konuşmasında, "demokratikleşme süreci ve demokratik açılım çerçevesinde getirdiğimiz yeni kurumların en önemlilerinden birisi, 'Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'dur" derken, ilgili yasanın da önümüzdeki hafta Meclis'e getirileceğini belirtti.
Atalay, "genel olarak insan hakları ile ilgilenen Başbakanlığa bağlı bir kurulumuz var ama biz spesifik olarak ayrımcılıkla mücadele edecek bir kurum oluşturuyoruz. Ayrımcılıkla ilgili bütün şikayetleri değerlendirecek olan bu kurum güçlü ve bağımsız olacak, gerekirse cezalar verebilecek. Aynı zamanda, kararları ve raporları mahkemelerde bilirkişi raporu olarak değerlendirecek" şeklinde konuştu.
AB'ye uyum adımlarını "Kürt açılımı" diye yutturuyorlar
İlk kez 2006 yılında gündeme giren ayrımcılıkla mücadele ve bu mücadelenin bir alt başlığı olarak kadın-erkek eşitliği meselesinde de çalışmalar yürütecek olan "Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu", AKP hükümeti tarafından, AB'nin 2002/73/EEC sayılı değiştirilmiş "Eşit Muamele Direktifi" kapsamında planlanmaya başlamıştı.
Kurul'un, AB ülkelerinde var olan "Eşitlik Kurumları"nın bir benzeri olacağı biliniyor. Bahsi geçen AB direktifine göre, "üye devletlerin, cinsiyete dayalı ayrımcılık yapılmaksızın, tüm insanlara eşit muameleyi ilerletecek, analiz edecek, izleyecek ve destekleyecek kurum ya da kurumlara yönelik gerekli düzenlemeleri tasarlaması ve yapması" gerekiyor.
AB müktesebatına uyum hedefiyle atılan ve çok önceden programa alınmış bulunan bu adımların, Kürt sorununu çözme iddiasına dönüştürülmüş olduğu bugün daha da fazla görünür olmaya başladı. "Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu"nun da yer aldığı AB'ye uyumun "demokratik standartların yükseltilmesi" başlığının, AKP tarafından "Kürt Açılımı" diye yutturmaya kalkışıldığı, "bir taşla iki kuşun vurulmaya çalışıldığı" ortaya çıktı.
Eşitliği kazıyınca altından sömürü çıkıyor!
AB'nin "ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik" külliyatında yer alan örneğin kadın-erkek eşitliği konusundaki tüm politikalarının arkasında yatan temel unsurun ise, Birliğin genişlemesine rağmen işgücünün azalması ve nüfusun yaşlanmasına engel olunamamasının ve bu nedenle de kadın işgücünü iş pazarına sürmeyi hedeflediği biliniyor.
Bu yüzden AB'nin 2002 tarihli "Eşit Muamele Direktifi"nin Türkiye'deki en sıkı takipçilerinden birinin de Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) olduğu görülüyor. AKP'nin "Demokratik Açılım"ın orta vadeli çalışmaları kapsamında olduğu açıklamasıyla gündeme taşıdığı "Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu" ve benzeri kurumların da, en büyük destekçilerini sermaye örgütleri oluşturuyor. Beşir Atalay'ın katıldığı "Kadın Dostu Kentler Projesi"nde Sabancı Vakfı'nın ortaklığı gözden kaçmıyor.
(soL-Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.