Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adana patladı, ya gerisi?

Adana’da patlayan belediye yolsuzluğunun ilginç yanı yolsuzluğun gerçekleşmiş olması değil, ortaya çıkabilmiş olması. Farklı belediyelerden görüştüğümüz yetkililer, yolsuzluğa karışmamış belediye başkanının oldukça az olduğunu belirtiyorlar. Zira bütün mekanizma yolsuzluk yapılması ve bunun gizlenmesi üzerine kurulu.

Yayın Tarihi: 18.03.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05

Belediyelerde kurulmuş olan rüşvet ve yolsuzluk mekanizmasını ayrıntılarıyla anlatan belediye yetkilileri, bu mekanizmanın en kritik ayaklarını imar izinleri, belediye iştiraklerinde dönen dolaplar, belediye ihaleleri ve taşeronlarla kurulan ilişkiler olarak sıralıyorlar.

Sınırları içindeki araziler için imar izni veren belediyeler, izinleri ya kendi çevrelerine veriyorlar ya da büyük rüşvetler karşılığında izin çıkarıyorlar. Öte yandan kaçak yapılaşmaya göz yumulması gibi siyasi rant mekanizmaları da işliyor. Konuştuğumuz belediye yetkilileri bunun da ilginç örneklerini verdiler.

Belediyelerin hizmetlerini görebilmek için kurdukları şirketler yolsuzluk iddialarıyla çalkalanıyor. Bu şirketler özellikle büyük şehirlerde devasa kaynaklara hükmediyor ve tarihi yolsuzluklara imza atıyorlar. Son örneklerden biri İETT’nin metrobüsü.

Belediye ihaleleri üzerinden ise birbirinden ilginç yolsuzluk yöntemleri geliştirilmiş durumda. İhale şartnamesinde ihaleyi vermek istediği şirketin neredeyse adını yazacak kadar o şirketi tanımlayan koşullar konuluyor. İhalenin istenmeyen bir şirket tarafından alınacağı anlaşıldığında ise komisyon başkanının ani bir şekilde hastalanması gibi yöntemler geliştiriliyor.

Taşeronlarla kurulan ilişkiler ise “al gülüm ver gülüm”. Belediye başkanı taşeronu görüyor, taşeron da onu. Bazı taşeron şirketler, belediye başkanının belediye kadrosuna almak istediği ancak alamadığı kişileri başkanın ricası üzerine istihdam ediyor. Karşılığını ise fazlasıyla alıyor.

Belediye yetkililerinin anlattığına göre, her şeye rağmen “dürüst belediyecilik” yapmak için gelenler ise karşılarında yıllarca yolsuzluk ve rüşvetle çalışmaya alışmış bir müdürler, şefler kadrosu buluyorlar. Bu kadro bu tür dürüst belediye başkanlarını sindirmede özel bir rol üstleniyor.

Belediye yetkilileri bu mekanizmanın açığa çıkmasının da zor olduğunu çünkü belediye başkanlarının o yerellikteki tüm büyük partilere ve önde gelen patronlara pay verdiğini belirtiyorlar.

Belediyelerin yolsuzluk mekanizması nasıl işliyor?
Seçilmek için aday gösterileceği partiye “bağış” adı altında verilen rüşvet: Belediye başkanları seçilmeden önce rüşvet vererek belediyeciliğe adım atıyorlar. Başkanlar, partilerinden aday gösterilme şanslarını “bağış” adı altında verdikleri rüşvetle satın alıyorlar. İstanbul’da büyük bir ilçede aday gösterilmek için tarifenin genellikle 2 milyon dolar ile 4 milyon dolar arasında olduğu söyleniyor.

İmar izinlerini yandaşa vermek ya da verilen izinler üzerinden rüşvet almak: İmar izinleri belediyelerin elindeki en önemli yolsuzluk kaynaklarından biri olarak gösteriliyor. Belediyeler imara açtıkları alanları tahsis ederken yaptıkları kayırmalar ve aldıkları rüşvetlerle büyük bir rant ekonomisi yaratıyorlar.

Yolsuzlukları anlatan yetkililerin anlattığı bir örnek ilçe ve büyükşehir belediyesinin bu konudaki işbirliğini de ortaya koyuyor. Basına da yansıyan olaya göre, Kadıköy Belediyesi’ne Ataşehir’deki bir araziyi yılbaşına 3 gün kala 2009 rayiç bedeline göre Fenerbaşhçe’ye satıyor. İhale 2010’da yapılsaydı aynı arsa için 2010 rayiç bedeli uygulanacağından en az 103 milyon TL ödeyecek olan Fenerbahçe bu arsa için sadece 58 milyon TL ödüyor. Bu satışın AKP’li Büyükşehir’den geçebilmesi için ise kilit rol Ülker’e düşüyor. Ülker Fenerbahçe arazisine 260 milyon avro yatırımla gençlik şehri kurmaya karar verince onay da rahatlıkla alınıyor.

Belediye iştiraklerinde dönen dolaplar: İştirakler belediyelerin başlıca gelir kalemini oluşturuyor. Özelleştirme sürecinde belediyelere belli koşullarla verdikleri hizmetler için iştirakler kurma yetkisi verildi. Özel şirket mantığıyla işletilen bu iştirakler en büyük yolsuzluk kaleminin döndüğü alanlar olarak göze çarpıyor.

Güncel bir örnek İETT’den. İETT’nin Hollanda’dan satın alınan metrobüslerin alımında usulsüzlük yaptığı belirlendi. 63 milyon avroya 50 Phileas marka metrobüs ihale yapılmadan, `doğrudan temin yoluyla` satın alındı. Yine, 15 milyon 750 bin avro bedelle alımı yapılan 50 Mercedes Capacity otobüs, `doğrudan temin yoluyla` yapılan işlemle kurum envanterine girdi.

İlçelerde durum biraz daha farklı. Onların iktisadi teşekkül oluşturabilmeleri için Büyükşehir’den aldıkları borçlar toplamının belli bir oranı geçmiyor olması gerekiyor. İlçe belediyeleri bu koşulu sağlayamadıklarında vakıflar, dernekler oluşturmak, bu sivil grupların etkinliklerinden (bu etkinliklerde de, “belediyenin şu ihtiyacını karşılamak için düzenlenmiştir” ibaresi kullanılıyor) elde edilen geliri, belediyeye bağış göstermek gibi yollara başvuruluyor. Belediyeler nakdi bağış alamadıkları için, örneğin çöp arabası alınarak belediyeye mal bağışında bulunuluyor. Bunun karşılığında bazı karlı işletmeler de işletilmek üzere bu sivil gruplara devrediliyor. Böylece kapalı devre bir rant ekonomisi oluşturuluyor.

İhaleleri yandaşa vermek, ihale ile alınacak mal/hizmetin fiyatını bilerek yüksek tutmak ve piyasa fiyatının üzerinde ödenen parayı şirket ile belediye yetkilileri arasında bölüşmek: Belediyeler mal ve hizmet gibi alacakları için ihaleler açıyorlar. Araçtan, betona, personel servisi hizmetinden, belediyeye ait tesislerin işletilmesine kadar her şey ihaleye verilebiliyor. İhale yolsuzluklarında çok çeşitli yöntemler kullanılabiliyor.

Yetkililerin anlattıklarına göre, ihalelerde yolsuzluk yapmanın en yaygın yöntemi, bir şirketin birden fazla paravan şirket kurarak ihaleye katılması. Böylece belediyenin satın alacağı mal ya da hizmetin fiyatı suni olarak yükseltilebiliyor.

Bir diğer yöntem ihale şartnamesiyle oynamak. Örneğin, Pendik Belediyesi Meclis Üyesi ve o dönem AKP İlçe Başkanlığı görevini yürüten Turgay Kılıç’ın, görev yaptığı dönemde, yine belediyenin park yapım ihalesini alıyor. 26 Mart 2008 tarihinde yapılan ihalede ön şart olarak “Konsorsiyum olarak ihaleye verilemez” maddesi konulup, büyük şirketlerin önü kesiliyor. “İhaleye sadece yerli (Pendikli) istekliler katılabilecekler” maddesi ile de, işi yabancı bir firmanın alması önleniyor ve Kılıç’a ihale altın tepsi içinde sunulmuş.

İhale yolsuzluklarında yöntem çeşitliliği ilgi çekici boyutlarda. Bazı işler uzman olduğu öne sürülen şirketlere ihalesiz devrediliyor. Belediye yetkilileri bir başka ilginç yöntemlerin de kullanıldığını belirtiyorlar. Örneğin, ihale yapılır da bu sefer de belediye ihaleyi istediği şirkete veremeyeceğini anlarsa ihale komisyonu başkanının ihalenin sonuçlanacağı gün hastalanması gibi basit hilelere başvurulabiliyor.

Taşerondan hizmet alarak yandaş şirketleri zenginleştirmek ve taşeron şirketlerden belediye yetkililerinin rüşvet alması: Belediye yetkililerinin verdiği basit bir yolsuzluk örneği şöyle: Belediye için bir araç alınması gerekiyor. Belediye örneğin 20 bin TL’lik aracı satın alacağına araç hizmetini aylık 2 bin TL’ye satın alıyor. Böylece araç hizmetini sağlayanlara büyük para kazandırılırken, belediye orta vadede zarar etmeye başlıyor.

Taşeronlarla kurulan ilişki tam anlamıyla “sen beni gör, ben seni göreyim” mantığıyla yürütülüyor. Taşeronlara iş verildikçe bu taşeronlar da belediye başkanını her seçim döneminde “adaylık bağışını” ödeyebilmesi ve kampanyasını finanse edebilmesi için destekliyorlar.

Yolsuzluğun altın kuralı: “Tek ata oynama!”
Belediye yetkilileri, belediye hangi partinin elinde olursa olsun, belediye başkanlarının rantı o yerellikteki büyük partiler arasında bölüştürmeye özen gösterdiğini vurguluyorlar. Belediye başkanları bu yöntemle gelecekte başka bir partiyle çalışmak zorunda kalabileceğini öngörerek baştan farklı partilere yatırım yapıyor. Öte yandan farklı partilerin ve patronların yolsuzluklara ortak edilmesi yolsuzlukların açığa çıkması karşısında da bir garanti olarak kullanılıyor.

Hükümetler, genellikle belediyelerin yolsuzluklarından haberdar oluyorlar ancak birçok olayda kendi partileri de işin içinde olduğu için sessiz kalıyorlar. Ancak bu bilgiyi belediyeleri sıkıştırmak için de bir şantaj aracı olarak ellerinde tutuyorlar.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.