Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adalet Bakanı özür dileyecek mi?

Bakan Ergin, “Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun mevcut yapısıyla öngörülen model arasında yargı bağımsızlığını geriye götüren bir tane husus söylerseniz özür dileyeceğim” dedi. Oysa tasarısının yasalaşması durumunda Abdullah Gül’e 4 atama yetkisi verilerek kurula bir AKP darbesi daha vurulacak.

Yayın Tarihi: 25.03.2010 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun mevcut yapısıyla öngörülen model arasında yargı bağımsızlığını geriye götüren bir tane husus söylerseniz özür dileyeceğim'' dedi. AKP’nin getirmek istediği düzenleme ile cumhurbaşkanına 4 üyeyi atama yetkisi veriliyor. Üstelik tasarı yasalaşırsa bu yetkiyi ilk kullanan halk tarafından seçilmemiş, tarafsızlığı tartışmalı Abdullah Gül olacak. 1982 Anayasası’nda ise “Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir” deniliyor.

AKP’nin anayasa değişiklik paketinde yer verdiği HSYK’ya ilişkin yeni düzenlemenin “demokratikleşme” iddiasını boşa çıkaran birden çok yön barındırdığı ortaya çıktı.

HSYK’nın yapısının demokratikleştirileceği iddiasıyla gündeme getirilen değişiklikte parlamento tamamen devreden çıkarıldı. Cumhurbaşkanına 4 üye atama yetkisi verilerken, Yargıtay ve Danıştay üyeleri tarafından HSYK'ya seçilebilen üye sayı ise 4 ile sınırlandırıldı. Üstelik pakete konulan geçici maddede diğer üyelerin seçim süreçleri ayrıntılı olarak tarif edilirken cumhurbaşkanının 4 üyeyi nasıl atayacağına ilişkin bir açıklamaya yer verilmiyor.

AKP taslağında cumhurbaşkanı tarafından atanacak HSYK üyelerine ilişkin kısım şu şekilde: “Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen yüksek öğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca (…) seçilir.”

HSKY ile ilgili geçici maddede ise bu kişilerde 15 yıllık deneyim aranacağı belirtiliyor ve üst kademe yöneticiler ifadesiyle kastedilen makamlar sahiplerinin hangileri olduğu sıralanıyor.

Geçici maddede kanun yürürlüğe girdikten 30 gün sonra üyelerin belirleneceği de kaydediliyor. AKP’nin anayasa değişikliğini birkaç ay içinde referanduma götüreceği ve ardından da bir ay içinde yeni HSYK’yı oluşturmak istediği düşünüldüğünde, değişikliğin yasalaşması durumunda Abdullah Gül’ün 4 üyeyi ataması söz konusu olacak. Abdullah Gül’ün 4 üye atama yetkisine karşılık, Yargıtay 3 asil üye, Danıştay 1 asil üye, Anayasa Mahkemesi 1 asil üye seçecek. 10 asil üye ise 11 bin savcı ve hakim tarafından seçilecek.

Seçilecek üyeler nasıl seçilecek?
HSYK’nın 4 üyesi cumhurbaşkanı tarafından atanırken, seçilecek üyelerle ilgili düzenleme de son derece tartışmalı yönler barındırıyor.

AKP tasarısında Yargıtay ve Danıştay’ın seçeceği üyelerin seçim usulü düzenlenirken “her Yargıtay üyesi sadece bir aday için oy kullanır” ifadesi yer alıyor. Aynı koşul Danıştay’da yapılacak seçim için de geçerli. İlk bakışta ayrıntı gibi görünecek bu koşulun da hesaplanarak tasarıya konulduğu anlaşılıyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek yapılmak istenen düzenlemeyi, “Bu durum, Anayasa ilkeleriyle usul ve yasaya aykırıdır. Yargıtay’dan 3 asıl, 2 yedek üye, Danıştay’dan 1 asıl, 1 yedek üye seçilecekse oy kullanan her üyenin seçilecek kişi kadar oy kullanması gerekli, buradaki amaç genel kurul iradesinin sayısal çoğunluğa yansımasını engellemektir” diye eleştirmişti.

AKP’nin “genel kurul iradesinin sayısal çoğunluğa yansımasını engellemek” istemesinin nedeni çok karmaşık değil. Yargıtay ve Danıştay'da hükümetin "AKP zihniyetine" muhalif olduğunu düşündüğü üyelerin sayısal çoğunluğunun farkında olan AKP'nin, bir üyenin birden fazla aday için oy kullanabilmesi durumunda kendi istediği adayların seçilme şansının ortadan kalkacağı hesabıyla hareket ettiği anlaşılıyor.

Öte yandan parlamentonun HSYK’ya üye seçmesi önerisi tasarıda yer almazken, demokratikleşme iddiasının zayıfladığını gören yandaş medya 11 bin hakim ve savcının 10 üyeyi seçmesini, bugünkü HSYK’ya egemen olan “yüksek yargının” hakimiyetinin kırılması olarak yansıtıyor. Ancak 11 bin hakim ve savcının yapacağı seçim de tartışmalı. Tasarıdaki geçici madde ile düzenlenen seçim sürecinin Yüksek Seçim Kurulu’nun gözetimi ve denetiminde yapılacağı, seçimlerde adayların propaganda yapamayacağı belirtiliyor. Yandaş medyanın yaptığı gibi 11 bin kişinin 10 kişiyi seçmesi düz mantıkla demokrasi olarak nitelense de, bu 11 bin kişinin 10 kişiyi nasıl tanıyacakları ve liyakatini nasıl değerlendirecekleri önemli bir sorun olarak duruyor. Geçici maddede çözüm olarak “özgeçmişlerin bu iş için tahsis edilmiş internet sitesinde yayınlanması”ndan bahsedilse de özgeçmişler üzerinden adayları değerlendirmede yeterli bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağı da oldukça tartışmalı. Öte yandan propaganda yasağının nasıl yorumlanacağı da belirsizlik barındırıyor. Adayların kimseden oy isteyemeyecekleri, kendilerini HSYK’da görev yapmak için neden uygun gördüklerini anlatamayacakları bir seçimde kime, hangi kriterler gözetilerek oy verileceği sorusu yanıtlanamıyor.

Parlamento unutuldu ama bakan unutulmadı

Hükümetin Avrupa’daki düzenlemeleri işine geldiğinde örnek gösterdiği, işine gelmediğinde ise göz ardı ettiği HSYK ile ilgili değişiklik tasarısı tartışmalarında bir kez daha görüldü. Venedik Komisyonu’nun 2007 tarihli Adli Atamalar Raporu’nda yer verilen yargı konseyinin parlamentolarla ilişkilendirmesi tavsiyesine uyulmadığı gibi, AKP'liler parlamentonun HSYK'ya üye seçiminde söz sahibi olmayacağını büyük bir rahatlıkla ifade etmeye başladılar. Halbuki değişiklikler ilk kez gündeme geldiğinde HSYK’ya parlamento tarafından üye seçilebileceği öne sürülerek, bu yöntemin yargı mekanizmasının vesayetten kurtulması ve demokratikleştirilmesi açısından önemli olduğu vurgulanmaktaydı.

Diğer taraftan HSYK’da adalet bakanı ve müsteşarının görev almasına ilişkin 12 Eylül Anayasası düzenlemesi, AKP tasarısında olduğu gibi korunurken gerekçe olarak AB’deki uygulamalar gösterildi.

Başbakan Erdoğan, dün yaptığı konuşmada parlamentonun pabucunu dama attıklarını şu sözlerle ifade etti:
“Metni mi okumadılar, taslaktan mı haberleri yok? ‘Parlamento HSYK’yı, düzenleyemez veya HSYK’nın içine Parlamento üye veremez.’ HSYK’nın içinde Parlamentonun onayı ile oraya gelecek bir tane üye yok. Kim var? Sadece, bugüne kadar ve AB normlarında olduğu gibi, Adalet Bakanı ve müsteşarı var. Bu dün de vardı, bugün de var, AB normlarında da var. Düzenlemede ise birinci derecedeki, yani ilk derece mahkemelerinden de yine onların seçtiği, Parlamento ile yakından uzaktan alakası yok...”

Yandaş Star gazetesi ise parlamentonun seçim sürecinde yetkili olmayacağını dün “Meclis hiç dokunmuyor” başlığıyla haberleştirdi. Gazete, haberde “CHP ve Yüksek yargının ileri sürdüğünün aksine HSYK’ya üye seçiminde 26 maddelik taslakta Avrupa ülkelerinde olan Parlamento’dan üye seçimi uygulamasına yer verilmedi” ifadesini kullandı.

“Vurun HSYK'ya!”
Öte yandan AKP’nin değişiklik paketiyle ele geçirmeyi hedeflediği HSYK'nın bazı çevreler tarafından hedef haline getirildiğini gösteren gelişmeler de yaşanıyor.

Dün, Bayburt Bölge barolarına üye 14 avukat, HSYK hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun gerekçesi, HSYK'nın Erzurum özel yetkili savcılarının özel yetkilerinin kaldırılması ile ilgili bir ay önce almış olduğu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiydi.

Akıllara “neden şimdi?” sorusunu getiren suç duyurusu ile ilgili olarak, açıklamayı yapan Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Başkan Vekili Akın Demir şunları söyledi: “HSYK üyeleri burada görevini kötüye kullanmıştır. Kamu adına takip edilmesi, soruşturulması gereken bir mesele olduğunu düşünüyoruz. Gerek Gümüşhane'de, gerek Bayburt'ta, gerekse Türkiye'nin farklı illerinde suç duyurusu yapıldığını duymaktayız. Biz de demokratik hukuk devletine inanan avukatlar olarak böyle bir gerekliliğe inandığımızdan dolayı Gümüşhane ve Bayburt'taki avukatları temsilen bir suç duyurusu metni hazırladık”.

Demir ayrıca “Yargı reformu ile Anayasa değişikliğinin yapılmasını istiyoruz. Avrupa ülkelerindeki HSYK yapılanması dikkate alınarak, HSYK'nın daha demokratik kimliğe kavuşturulmasını istiyoruz” diye konuştu.

(soL-Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.