Sayfa yolu
ABD insan hakları raporunda neler var?
Yayın Tarihi: 13.03.2010 , 13:08 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
ABD 2009 İnsan Hakları raporunda kamuoyunun gündemine giren çeşitli davalardan seçki yer alıyor. Raporda dikkat çekenlerden bir tanesi 'Ergenekon' soruşturması ile ilgili değerlendirmeler. Raporda Ergenekon davasının uzun sürmesi ve uzun tutukluluk sürelerinden yakınanlara “Türkiye’de genelde yaygın olan uygulama budur” diye açıklama getiriliyor.
Türkiye'nin pembe tablosu
Raporda Türkiye ile ilgili sıralanan olumlu gelişmeler şu şekilde:
-Kimi dini grupların, dinlerinin gereğini açıkça yapmalarının, mülk sahibi olmalarının ve liderlerini yetiştirmelerinin sınırlandırılması.
-Yıl boyunca ifade özgürlüğüne saygı ve Kürtçe ile diğer Türkçe olmayan dillerin kullanımı açısından olumlu gelişmeler
Türk devletine hakareti yasaklayan TCK’nın 301’inci maddesinden kaynaklanan mahkûmiyet ve soruşturmaların sayısında önemli azalma 24 saat Kürtçe yayın yapan devlet televizyonunun yayına başlaması devlet televizyonunda günde iki kez yarımşar saat Ermenice yayın yapılması Türkçe dışındaki dillerde 24 saat yayın yapacak televizyon istasyonlarıyla ilgili düzenlemeler mahkûmlara ziyaretçileriyle Türkçeden başka dille konuşma serbestisi getiren düzenlemeler diğer ‘yaşayan’ diller arasında Kürtçe’nin de öğretildiği üniversitede bir Kürtçe bölümüne onay.”
-Abdullah Öcalan’ın önceki hücresinden birkaç “inç” küçük, ancak bir köşesinde tuvalet ile fazladan pencere bulunan yeni bir hücreye alındığı, kendisine spor ve mahkûm mağazasından alışveriş yapmak üzere dışarı çıkma olanağı tanınması, diğer mahkûmlarla görüşebilmesi.
Yargı bağımsızlığında HSYK'ya eleştiri
Raporda yargıyla ilgili yer alan bölümde şu ifadeler kullanılmakta :“Kanun bağımsız bir yargı öngörmektedir bununla birlikte yargı zaman zaman dış etkilere maruz kalmaktadır. Yargıda yolsuzluğa ilişkin raporlar bulunmaktadır. Kanun hükümetin, yargı gücünün uygulanmasına ilişkin tavsiyede bulunmasını ya da emir çıkarmasını yasaklamaktadır, ancak hükümet zaman zaman hükümeti eleştiren yargıçlara karşı resmi soruşturma başlatmıştır… Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yargı bağımsızlığına zarar verdiği gerekçesiyle büyük ölçüde eleştirilmektedir. Adalet Bakanı yedi üyeli bir kurulun başkanı olarak görev yapmakta ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı da söz konusu kurulda hizmet etmektedir. Kurallar bu iki yetkiliden birinin toplantılara başkanlık etmesini şart koşmaktadır. Kurul mahkemeler için hâkim ve savcıların seçimi ile alt düzey mahkemelerin gözetiminden sorumludur. Kurul Adalet Bakanlığı içinde yer almakta kendi bütçesine sahip bulunmamaktadır. Anayasa görev süreleri içinde iş güvencesi sağlarken Kurul, yargıç ve savcıların kariyerlerini atamalar, transferler, terfiler ve cezalarla kontrol etmektedir…"
Savcı ve hâkimler arasındaki yakın bağın uygunsuz bir görüntü verdiği belirtilen raporda "Savcılar ve yargıçlar Yüksek Kurul tarafından atanmadan önce birlikte eğitim görmektedir. Bir kez atandıklarında birlikte yerleştirilmekte, sık sık aynı büro ortamını paylaşmakta ve sıklıkla aynı duruşma salonunda beş yıldan fazla çalışmaktadırlar… Kanun hızlı yargılanma hakkı tanımaktadır bununla birlikte mahkemeler zaman zaman yıllar almaktadır. Güvenlik görevlilerine ilişkin davalar sıklıkla, görevlilerin vaktinde ifade vermemeleri ya da duruşmalara katılmamalarından dolayı gecikmektedir." ifadeleri yer aldı.
Basın özgürlüğü
Raporda ilgili bölüme Doğan grubuna verilen ceza ile başlanarak şu ifadeler yer aldı:ABD raporunda ifade ve basın özgürlüğünün Türkiye’de yasal olarak sağlanmış bulunduğunu ancak hükümetin bu özgürlükleri kimi durumlarda sınırlamaya devam ettiği yazıldı. Raporda “Önde gelen hükümet yetkilileri yıl boyunca basını şiddetli biçimde eleştiren açıklamalar yapmışlardır. Hükümet yıl boyunca bir medya patronuna karşı, kimi gözlemciler tarafından medya patronunun basın ve yayın organlarının siyasi editoryal çizgisiyle bağlantılı olduğu düşünülen önemli bir vergi cezası tahsil etmiştir.
Raporda Maliye Bakanlığı’nın ülkenin en büyük medya kuruluşlarından biri olan Doğan Yayın Holding’e toplam 5.9 milyar lira (yaklaşık 3.9 milyar dolar) ceza kestiği hatırlatılırken “Bu cezalar yaklaşık olarak firmanın varlıklarına eşit olduğu belirtildi.
Hülya Avşar ve Hüseyin Üzmez raporda
'16 Eylül’de Bursa ceza mahkemesi bir gazeteci olan Hüseyin Üzmez’i, 14 yaşındaki küçük bir kıza cinsel taciz ve akıl sağlığına zarar vermekten 15 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı' ifadesi 'Çocuk yaşta evlilikler özellikle yoksul, kırsal bölgelerde, yapılmaktadır. Ancak kadın hakları eylemcileri küçük yaşta evliliklerin ülkede son yıllarda daha az görüldüğünü iddia ediyorlar. Kanun 12 gibi küçük bir yaşta gayrı resmi seremonilerle zaman zaman evlenenler bulunsa bile, evlenmek için asgari yaşı 17 olarak belirlemiştir. Beşik kertmesi denilen, doğan çocuğu evlilik angajmanına sokmak şeklindeki uygulama nadiren yapılmaktadır' değerlendirmesiyle yer aldı.
Hülya Avşar ile ilgili bölümde ise "İnsan Hakları Raporu’nda “Eylül ayında savcılık oyuncu Hülya Avşar ve gazeteci Devrim Sevimay hakkında, ‘PKK’yı silahları bırakmaya ikna etmek zor olacak’ yönünde bir açıklama yapan oyuncuyla yapılan röportaj dolayısıyla soruşturma başlattı. Kamuoyunda kin ve düşmanlığa neden olacağı ileri sürülen açıklamalar hakkında kovuşturmaya gerek görülmedi" denildi.
Çocuklar raporda
Raporda Taş atan çocukların giderek çoğaldığı ve hapishanelerde yer kalmadığı belirtilerken çocuk işçilerle ilgili de "AB çalışma bakanlığının çocuk işliğinin en kötü biçimlerine ilişkin 2008 raporuna göre, 10 ilde yaklaşık 50 bin çocuk sokaklarda çalışmaktadır. Hükümetin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bu gibi çocuklara yardımcı olabilmek için 37 merkez çalıştırmaktadır" ifadeleri yer aldı.
Rapora göre ayrıca Türkiye’deki cami sayısı 77.777, 15-20 milyon arasında Alevi bulunuyor, siyasilerin önemli bölümü tarikat ve tekkelerle ilişkili.
(soL - Haber Merkezi)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.