Sayfa yolu
ABD: Dinciliğin önünü açın
Yayın Tarihi: 28.10.2009 , 09:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
ABD Dışişleri Bakanlığı, yıllık “Dini Özgürlükler Raporu”nu açıkladı. “Laikliğin korunması kaygısıyla, dini grup ve cemaatlere baskı yapıldığı” iddia edilen raporda, türban yasağından AKP’nin kapatılma davasına kadar pek çok noktaya değinildi.
Rum Ortodoks Patriği için “ekümenik” tanımlaması yapılan raporda, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının Obama yönetiminin öncelikleri arasında bulunduğu” da belirtildi.
“Laiklik hakları kısıtlıyor” iddiası
1 Temmuz 2008 - 30 Haziran 2009 tarihleri arasındaki dönemin değerlendirildiği raporda, Türkiye’nin dini özgürlüklere ilişkin “kayda değer ihlallerin” gerçekleştiği ülkeler arasında yer alması dikkat çekti.
“Anayasa’nın din özgürlüğünü öngördüğü” belirtilen raporda, “diğer yasalar kadar siyasi uygulamaların da dinin genelde serbestçe yaşanmasına katkı sağladığı” ifade edilirken, “laik devletin bütünlüğü ve varlığıyla ilgili anayasal düzenlemelerin bu hakları kısıtladığı” iddia edildi. Ayrıca, “laik devletin korunması gerekçesiyle, İslami ve diğer gruplara sınırlamalar getirildiği ve devlet kuruluşları ile üniversitelerde İslami ifadeye kısıtlamaların sürdürüldüğü” ileri sürüldü.
Raporda, “bazı önde gelen siyasi ve sosyal liderlerin tarikatlar, cemaatler ve diğer İslami örgütlerle ilişkilerini devam ettirdiklerine” de değinilerek “1920’lerin ortalarından itibaren yasaklanan Mistik Sufi ve diğer dini-sosyal tarikat ve cemaatler etkin ve yaygın olarak varlıklarını sürdürmüştür. Bazı önde gelen siyasi ve sosyal liderlerin tarikatlar, cemaatler ve diğer İslami örgütlerle ilişkileri devam etti” ifadelerine yer verildi.
“Devletin dini özgürlüklere saygısı...”
“Devletin Dini Özgürlüklere Saygısının Statüsü” başlıklı bölümde, “Cumhurbaşkanlığı, silahlı güçler, yargı ve bürokrasi gibi devletin çekirdek kurumlarının, Anayasa’nın gerekli kıldığı şekilde, cumhuriyet tarihi boyunca ülkenin laik geleneğini savunma rolünü oynadıkları” belirtilirken, “bazı durumlarda, devletin unsurlarının, seçilmiş hükümetin faaliyetlerine, laik devleti tehdit ettiği gerekçesiyle karşı çıktığı” eleştirisinin getirildiği gözlendi.
Devlet memurları ve öğrencilere kamu binaları ve üniversitelerde başörtüsü yasağının devam ettiğine değinilerek, “Başörtüsü takan kadınlar ve yasağa meydan okumada onlara aktif destek verenler, ya disiplin cezalarına çarptırıldılar ya da hemşire ve öğretmen olarak kamu sektöründe işlerini kaybettiler” denildi.
"Müslüman olmayanlara baskı atmosferi..."
“Dini eğilim, inanç ve ibadete ilişkin toplumsal kötü muamele ve ayrımcılığa dair haberlerin yayınlandığına" işaret edilen raporda, "Müslüman olmayanlara yönelik tehditlerin, bir baskı atmosferine yol açtığı ve Müslüman olmayan bazı toplulukların özgürlüğünü azalttığı” belirtildi.
“Dini azınlıkların, inançlarından dolayı devlet kurumlarında kariyer yapmalarının fiilen engellendiğini söyledikleri” aktarılan raporda, dini azınlık grupların ibadetlerinde ve dindaşlarını eğitmede de zorluklarla karşılaştıkları ifade edilerek, “Bazı Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Bahailer, dinleri yaymaya çalıştıkları iddiasıyla bazı kısıtlamalara ve bazen tacizlere maruz kaldılar” denildi.
Raporda, “Birçok hıristiyan, bahai ve farklı görüşe sahip müslümanın toplumsal şüphe ve güvensizlikle karşılaştığı, toplumun bazı unsurlarının Yahudi karşıtı duyguları dile getirmeye devam ettiği, ayrıca İslam’dan farklı bir dine geçmek isteyenlerin, bazen akrabaları ve komşularının sosyal tacizi ve şiddetine maruz kaldığı” da ifade edildi.
Ayrıca, “bakanlıklarda, müdürlerince İslami ibadete yeterince riayet etmedikleri düşünülen çalışanların ayrımcılığa maruz kaldığı yönünde doğrulanmamış haberler yayımlandığı da” belirtildi.
"Dini Özgürlüklere Toplumsal Baskının Statüsü" başlıklı bölümde de, “milliyetçi duyguların bazen Hristiyan ve Yahudi karşıtı tonlar içerdiği” belirtilerek, Yahudi toplumuna mensup üyelerin, “İsrail'in Gazze operasyonlarından sonra ülkede Yahudi karşıtı duyguların arttığı” yönündeki ifadelerine yer verildiği gözlendi.
“Ekümenik” statüsü ve Heybeliada Ruhban Okulu
Raporda dikkat çeken bir başlık da Ekümenik tanımlaması ve Rum Ortodoks Kilisesi ile ilgili açıklamaları içeriyor. “Yetkililerin, Rum Ortodoks kiliselerinin yönetimine önemli kısıtlamalar getirdiği” görüşünün savunulduğu raporda, “devletin Rum Ortodoks Patriği’nin ekümenik statüsünü tanımaması” da eleştirilmekte.
Raporda, “ekümenik” olarak tanımlanan İstanbul'daki Rum Patrikhanesi'nin, Heybeliada'daki ruhban okulunun açılması için çabalarını sürdürdüğü ifade edildi. Ayrıca, raporun “Amerikan Yönetiminin Siyaseti” başlıklı bölümünde de, “ABD Büyükelçiliğinin Heybeliada'daki ruhban okulunun açılmasına izin verilmesi için çağrılarda bulunduğu, Başkan Barack Obama'nın 6 Nisan'daki ziyareti sırasında, okulun açılmasının din özgürlüğü açısından taşıdığı önemi dile getirdiği” kaydedildi.
Raporda, Patrikhane'nin ve Süryanilerin sorunları, dini grupların vakıf ve dernek kurabilme koşuları, Vakıflar Kanunu, Alevilerin şikayetleri, Malatya cinayeti ve Mor Gabriel davalarına ilişkin gelişmeler gibi birçok konuya da değinildi.
Clinton’dan rapor değerlendirmesi
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Demokrasi, İnsan Hakları ve İşgücünden Sorumlu Bakan Yardımcısı Michael Posner düzenledikleri ortak basın toplantısında rapor hakkındaki soruları yanıtladı.
“Raporda, Türkiye'deki başörtüsü yasağının kaldırılması mı isteniyor?” şeklindeki soruya, Posner, “Sanırım bir raporda bu konuya yer verilmesi, bizim genel anlamda hükümetleri, dinin şiddet içermeyen sembolik temsilleriyle ilgili sorunları yeniden düşünmeye ve mümkün olduğu kadar insanların bu kararları kendilerinin almasına imkan sağlamaya teşvik ettiğimizi gösteriyor” yanıtını verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da kısa bir açıklama yaparak, “Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu'nun dünya genelinde din özgürlüğüne ilişkin akımlara destek olacağını ve hükümetler ile toplumlar arasındaki diyalogu teşvik edeceğini umduğunu” söyledi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.