Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

22 Ağustos ertelendi ama zihniyet ertelenmedi

Uzun süredir çok büyük protestolar ile karşılanan "Güvenli İnternet Hizmeti" konusunda BTK'nın geri adım atması, oluşan kuşku ve tepkileri gidermedi. Neyin "uygunsuz/güvenliksiz" olacağına devletin toplum adına karar verecek olması, tartışmaları beraberinde getirdi.

Yayın Tarihi: 23.08.2011 , 10:30 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

BTK tarafından yayımlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” yönetmeliğinin beraberinde getirdiği zorunlu filtre uygulaması 22 Ağustos 2011 tarihinde başlayacaktı. Başta gelen yoğun tepkiler, Danıştay nezdinde yürütmeyi durdurma istemiyle açılan iptal davası ve OECD'nin Temmuz 2011 içinde yayımladığı İnternette İfade Özgürlüğü Raporu'nda yer alan şiddetli eleştiriler üzerine BTK geri adım attı. Hem tarih 22 Kasım'a ötelendi hem de filtreleme konusunda bazı adımlar atıldı. 4 Ağustos tarihinde yeni bir taslak yayımlayan BTK kamuoyundan görüşlerini “hızlıca” ve 10 gün içinde göndermesini talep etti. Bu süreçte Alternatif Bilişim Derneği, İNETD ve son olarak Yaman Akdeniz, Kerem Altıparmak ile Linux Kullanıcıları Derneği BTK'ya önerilerini sundu. Her ne kadar BTK'nın kendi sitesinde yapılan toplantıların ve bilgilendirme seminerlerinin "ikna edici" olduğu vurgulanıyorsa da, meseleye taraf olan diğer kurumlar sansür girişimine karşı bir pozisyonda duruyorlar.

"Zorunlu Değil Ama Sorunlu Filtreleme"
Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Altıparmak ve Akdeniz, “Zorunlu Değil Ama Sorunlu Filtreleme" değerlendirmesini yaptı. BTK'nın önceki karardan neden vazgeçtiğini açıklaması gerektiğini vurgulayan Akdeniz ve Altıparmak, yeni tasarıda önemli değişiklikler olsa da kaygılarının sürdüğünü belirtti. Tepkiler üzerine yeni taslakta standart profil denen profil ile yurtiçi profilin kaldırıldığı belirtilen değerlendirmede, aile filtresi gibi filtrelerin “Devletin ürettiği ahlak kurallarına uygun tek tip aile ve çocuk kurgularının da antidemokratik dünya algısının tipik uygulaması” olacağı söylendi. Bu durumun zorunlu din derslerinde de görüldüğünü söyleyen Altıparmak ve Akdeniz, “Dersin içeriği, devlet tarafından belirlenmektedir. Benzer şekilde, BTK da temel hakları ihlal eden tek tip ahlak dayatması niteliğindeki filtre uygulamasından vazgeçmemektedir” dedi. Açıklamada yeni taslakta Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu isminde bir kurulun oluşturulması ise “Bu değişiklik, aksine herkesin sistem içine dahil edildiğini kanıtlamaktadır. Gerek bu Kurul'un oluşumu gerekse karar alma mekanizmaları yukarıda sözünü ettiğimiz tek tip ahlakçılığın zorunlu sonuçlarıdır” şeklinde değerlendirildi. Filtrelemenin yasal bir dayanağı olmadığı vurgulandı.

Danıştay'da yönetmelik aleyhine dava açıldığını hatırlatan Akdeniz, "Filtreleme yazılımları konusunda iki tip şikâyet var. Birincisi, gerektiğinden fazla, ikincisi de gerektiğinden az filtreleme yapıyor deniliyor. Hiçbir Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ülkesinde böyle bir uygulama yok. Bana göre durum çok vahim" şeklinde konuştu. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Özgür Uçkan, "Çocukların güvenli internet kullanmasından bunun ortaya çıktığı söylendi. Bu doğal ancak bunun devlet tarafından yapılmasına çok ciddi itirazımız var. Devlet neden uluslararası teamüllere aykırı olarak bu filtreleme konusunu gündeme getirmektedir?" dedi.

“Devlet eliyle sansür kalkmadı sadece ertelendi”
Linux Kullanıcıları Derneği de konu hakkında yaptığı açıklamada “Devlet eliyle sansür kalkmadı sadece ertelendi” dedi. LKD yönetim kurulu BTK tarafından adına Güvenli İnternet Hizmeti verilen uygulamanın her bireyin kendi dünya görüşü, eğitimi ve sosyal bilinci ile doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Türkiye’de farklı bölgelere, cinsiyete, sınıfsal konuma ve yaş gruplarına göre internet kullanımı eşitsizliğinin ve sayısal uçurumun olduğu hatırlatılan açıklamada, “Türkiye’de internette yaşanan sorunlar dijital okuryazarlık, beceri ve nitelikli kullanım eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bunun çözümü de sansür ya da filtre değil, eğitimdir. Halkın, internette yaşanan olumsuz olaylar çerçevesinde korkutularak, yeni bir baskı ve denetleme uygulamasının topluma dayatılması söz konusudur” denildi.

"İnternet üzerinde kurulmaya çalışılan egemenlik güncel bir tehlikedir"
Filtrelerin “aile” ve “çocuk” olarak ikiye indirilmesinin yeterli olmadığı vurgululanan LKD açıklamasında, “Anayasal bir hak olan bilgiye erişim ve internet üzerindeki özgürlüğün, kapalı listeler üzerinden bir sansür ve denetleme gücü ile sadece idari görevi olması gereken bir devlet kurumuna (BTK'ya) veriliyor olması, internette sansürün devam edeceği anlamına gelmektedir” vurgusu yapıldı. Oluşturulacak kurulun tamamının BTK tarafından seçilecek olmasını eleştiren LKD, “Tek tip aile, tek tip çocuk, tek tip internet! Şeffaflıktan ve özgürlüklerden uzak sansürcü bir kurum egemenliğinin internet üzerinde ısrarla uygulanmak istemesi halen güncel bir tehlikedir” dedi.

"'Güvenli internet' tanımından vazgeçilmelidir."
Olası sorunlara dikkat çeken Alternatif Bilişim Derneği de BTK'nın yeni taslağını açıklamasından iki gün sonra yaptığı açıklamada devlet eliyle zorunlu filtrelemenin devam ettiğine dikkat çekmiş, “Filtreler aracılığı ile sansürlenen internet 'güvenli' olarak sunulmaktadır. 'Güvenli internet' tanımından vazgeçilmelidir. Herkes interneti güvenli kullanmak ister, fakat devlet eliyle hazırlanacak filtrelerle güvenlik sağlanmaz. Bunun adı sansürdür” demişti.

İnternet Teknolojileri Derneği de yapılan değişikliği kozmetik bir değişiklik olarak yorumlamış, “Ana görevinin internetin önünü açmak olması gereken BTK ve İnternet Kurulu'na, sansürü değil, interneti savunmaları gerektiğini hatırlatıyor ve onları saydam, katılımcı ve bilimsel çalışmaya davet ediyoruz” demişti.

İran'da da aynı süreç yaşanmıştı
2009’daki başkanlık seçimlerinde internetten organize olan halk ayaklanmalarıyla zorlu anlar yaşayan İran yönetimi bütün ülkeyi kapsayan ulusal bir omurga kuracağını açıkladı. 18 ayda tamamlanması planlanan "Helal İnternet" adlı proje için Batılı ülkelerden tutulan danışmanlar çalışıyor.

"Helal İnternet" sayesinde İran yönetimince İslamiyete aykırı içerik sansürlenecek. Hükümet yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre "Helal İnternet" bir seçenek olacak. Ancak belirli bir olgunluğa ulaştığında kullanımının Çin’deki gibi mecburi olması riski herkesi endişelendiriyor.

"Hayat tarzını baskılayan elitler" gibi eleştiriler üzerinden yıllarca "özgürlüğün" sesi olmaya oynayan AKP, sunduğu paket ahlaklar ile vatandaşı kendi değer yargılarına göre belirlenmiş bir dünyaya, "güvenlik" adına kendi isteği ile geçmeye davet ediyor.

(soL- Haber Merkezi)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.