Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Venezuela açlıkla terbiye olmuyor (1)

Isabel Allende, Venezuela toprağının ne denli verimli olduğunu anlatmak için, “o gün toz almadıysam akşam eve geldiğimde mobilyamın üstündeki tozun içinden bir bitkinin yetiştiğini görürdüm,” der... [1] Ne yazık ki Venezuela bugün gıda konusunda neredeyse tümüyle dışa bağımlı ve açlıkla mücadele eden bir ülke. Gıda ve dolayısıyla tarım konusu Chavéz iktidarı için temel mücadele gündemlerinden birisi.

Yayın Tarihi: 27.08.2010 , 14:21 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:12

Gıda üzerinde yürüyen mücadele, Venezuela’daki devrim süreci açısından tayin edici nitelikte. Gıdasının yüzde 70’ini ithal eden, gelirinin yalnızca yüzde 2’si tarıma dayanan, nüfusunun yüzde 80’i yoksulluk içinde ve yüzde 90'ı kentlerde yaşayan Venezuela’da, toprakların yüzde 70’i nüfusun yalnızca yüzde 3’üne ait. [2] Eşitsizlikle ve yoksullukla sıkı sıkıya bağlı gıda sorununun boyutlarını başka şekilde ifade edecek olursak Venezuela’da nüfusun önemli bir bölümü aç uyuyor ve yarın ne yiyeceği konusunda gününü endişeyle geçiriyor.

Gıda, emperyalizm açısından ciddi bir siyasi şantaj konusu. Gıda tekelleri kritik siyasi gündemlerde, Chavéz hükümetinin işini zora sokmak için kapasitelerinin altında çalışıyor, depolarındaki yiyecekleri çürümeye terk edip piyasaya sürmüyor. Kırsal alanda topraklar üzerinde hak iddia eden, devlet desteğiyle örgütlenip üretime girişmek isteyen çiftçiler büyük toprak sahiplerinin örgütlediği paramiliter gruplar tarafından saldırıya uğruyor, öldürülüyor.

Bereket, Venezuela halkı da lideri de açlıkla terbiye olmuyor, mücadele ediyor. Açlıkla, eşitsizlikle ve yoksullukla mücadele ediyor. Gıdanın üretimini, işlenmesini, dağıtılmasını ve hatta tüketimini kapsayan, topraktan sofraya uzanan ve ülke sathına yayılan bir mücadele yürüyor. Son derece yaratıcı araçların kullanıldığı, diş dişe bir mücadele...

Her türlü dalavereye başvuran büyük toprak sahipleri ve gıda tekellerinin iktidar üzerinde yarattığı güncel basınç kadar devralınan tarihsel miras da Venezuelalı devrimciler için bu mücadeleyi zorlu kılıyor. Bugün Venezuela yoksulunun sofrasına besleyici ve yeterli gıda koyabilmek için Chavéz iktidarının öncelikli olarak başvurduğu gelir kaynağı petrol, geçmişte ülke tarımını hiç noktasına getiren temel unsurlardan birisiydi.

1914 yılında Venezuela petrolü keşfedildiğinde, ülke nüfusunun yüzde 70'i kırsal alanda yaşıyor ve ülke gelirinin yüzde 80'i tarımdan elde ediliyordu. [3] Venezuela ciddi bir tarımsal ürün ihracatçısı konumundaydı. 50 yıllık bir zaman dilimi içinde bu resim bütünüyle değişti. 1957 yılında, iki dünya savaşının ardından dünyadaki petrol talebine göre şekillenen ülke ekonomisi içinde tarımsal faaliyetler Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yalnızca yüzde 1.9'una tekabül ediyordu. [4] Bu değişimin temelinde, petrol ihracatı sayesinde değerlenen paranın, tarımsal ve sınai ürünler söz konusu olduğunda, ithal ürünlere, ülke içinde üretilen muadilleri karşısında avantaj sağlaması yatıyordu. Planlı bir ekonomi içerisinde keşfedilen yeni bir doğal kaynak, ülke ekonomisi için yeni bir güç kaynağı olabilecekken, Venezuela gibi serbest piyasa ekonomisinin hüküm sürdüğü bir ülke için üretimin yıkıma uğraması ve bağımlılık anlamına geliyordu. 1970'lerde petrol talebinde yaşanan patlama, durumu daha da kötüleştirdi.

16. yüzyıldan başlayarak toprağın büyük toprak sahipleri elinde tekelleşmesi ve tarımsal faaliyetlerin kakao, kahve, şeker, pamuk ve tütün gibi ticari ürünlere yönelik olarak örgütlenmesi sonucunda toprağını kaybeden, üretim üzerindeki söz hakkını yitiren, zaten köleleşmiş ve fakirleşmiş olan yığınlar, bu kez de tarımı çökerten petrol zenginlerinin egemenliği nedeniyle topraklarını terk etmeye ve göçe zorlandı. 1960'a gelindiğinde, kırsal nüfus yüzde 35'e düşmüştü, 1990 sonunda ise bu oran yüzde 12'ye geriledi. [5] Kente göç edenleri, iş fırsatlarının beklemediğini söylemeye gerek yok. Sanayi de tarımın kaderini paylaşmıştı.

1989'da iktidara gelen Carlos Andrés Pérez, IMF politikalarının sıkı bir takipçisi oldu. Dönemin politikasına damgasını vuran özelleştirmeler, kamusal harcamalardaki kesintiler ve ticaretin deregülasyonu, tarımsal üretimi zaten bitirilmiş olan ülkede kentlerdeki yoksulluğu daha da derinleştirdi. Gıda maddelerinin fiyatlarında yaşanan ani yükselişler gıdayı adeta lüks tüketim malı haline getirdi. Caracaso patlaması büyük oranda bu sürecin sonucu oldu. Chavéz iktidara geldiğinde Venezuela'da nüfusun yüzde 90'ından fazlası yoksulluk ve aşırı yoksulluk koşullarında yaşıyordu tüketilen gıdanın yüzde 70'inden fazlası ise ithal ediliyordu. [6]

Halkın refahı ve ihtiyaçları için çalışacağına söz vererek 1998'in sonunda devlet başkanlığını kazanan Chavéz için ülkedeki gıda sorununu çözmek en acil gündemlerden biri oldu. Bağımsızlıkçı politikalar geliştirmek de kendi kendini doyurabilen bir ülke olmayı gerektiriyordu. Aksi, spekülasyona, tehdit ve baskıya açık kırılgan bir yapıya sahip olmak anlamına gelecekti.

1999'da halkın katılımıyla hazırlanan ve referandumda verdiği onayla kabul edilen yeni Anayasa gıdanın bir insan hakkı olduğunu ifade ediyor. Venezuela, gıdanın bir insan hakkı olduğu ilkesini anayasal düzeyde kabul eden 5. ülke dünyada. Anayasa'nın 305. Maddesi'ne göre, “Devlet, kırsal kalkınmanın stratejik temeli olarak sürdürülebilir kalkınmayı teşvik edecek ve bu sayede ulusal alan içerisinde yeterli miktarda gıdaya istikrarlı biçimde erişim ve gıdanın tüketiciler için zamanında ve kesintisiz biçimde erişilebilir olması anlamına gelen güvenli gıda teminini halk için garanti altına alacaktır. ... Gıda üretimi ulusal çıkar konusudur ve ulusun iktisadi ve sosyal kalkınması açısından temel niteliktedir.” [6] Temmuz 2008'de kabul edilen Gıda Güvenliği ve Gıda Egemenliği Kanunu ise gıda egemenliği konusuna odaklanıyor ve gıda egemenliğini, bir ulusun tarım ve gıda politikalarını kendi koşullarına göre tanımlama ve geliştirme hakkı olarak tanımlıyor.

Chavéz’in temel ilkeleri bu şekilde özetlenebilecek gıda politikasını hayata geçirmek için başvurduğu araçlar, elde edilen sonuçlar ve gürültünün en fazla koptuğu güncel kavga konularıyla ilgili bir tartışma, BizimAmerika’da önümüzdeki günlerde aynı başlıkla yayınlanacak ikinci bir yazıda ele alınacak.

Esin Saraçoğlu

Kaynaklar:

[1] Aktaran: Anna Isaacs, Basil Weiner, Grace Bell, Courtney Frantz ve Katie Bowen, 26 Kasım 2009, “The Food Sovereignty Movement in Venezuela, Part 1,” http://venezuelanalysis.com/analysis/4952
[2] Anna Isaacs, Basil Weiner, Grace Bell, Courtney Frantz ve Katie Bowen, 26 Kasım 2009, “The Food Sovereignty Movement in Venezuela, Part 1,” http://venezuelanalysis.com/analysis/4952
[3] Bkz. [2]
[4] Bkz. [2]
[5] Gregory Wilpert, 3 Ağustos 2005, “Land for People Not Profit in Venezuela,” http://venezuelanalysis.com/analysis/1310
[6] Christina Schiavoni ve William Camacaro, 18 Ekim 2009, The Venezuelan Effort to Build a New Food and Agriculture System, http://venezuelanalysis.com/analysis/4873#fn8b
[7] Bkz. [6]

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.