Cumartesi, 15 Ağustos 2009 - 07:30
YazdırYazdır Arkadaşına gönderArkadaşına gönder

Yiğit Bulut evrimi öğreniyor!


Yiğit Bulut, evrim konulu programında, bu kez sözü bilime verdi. Evrime "inanmadığını" daha önce açıklayan ve programda evrim karşıtlığını "format gereği" temsil eden Bulut'un, bilimsel veriler karşısında gardı düştü.

Yiğit Bulut'un, evrim tartışmalarını gündeme taşıyan "Sansürsüz" adlı programının dünkü bölümüne, bu kez bilim cenahından isimler, evrim kuramı çalışmalarıyla tanınan Bilim ve Gelecek Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ender Helvacıoğlu ve Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy katıldı. Programda, özellikle Adnan Oktar ve müritlerince evrim kuramına ilişkin yürütülen bilim dışı karalama ve dezenformasyon karşısında bilimsel gerçeklere dikkat çeken bu bilim adamlarının yanı sıra, "evrime inanan ilahiyatçı" Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın da konuk edildi.

Harun Yahya takma adını kullanan "yaratılışçı" Adnan Oktar ile Oktar Babuna ve Cihat Gündoğdu isimli müritlerinin katıldığı geçen haftaki programın ardından, "karşı-tezi de ortaya koymak ve sıfır noktasında buluşmak" amacında olduğunu defalarca vurgulayan Yiğit Bulut'un, yazdığı onca evrim karşıtı yazıdan ve Harun Yahyacılara sağladığı destekten sonra, program boyunca dile getirilen bilimsel veriler karşısında zaman zaman suskunlaştığı görüldü.

"Program formatı gereği, ben 'karşıt görüş'üm... Kişisel düşüncelerimle değil, anti-teziniz olmak için buradayım" diyen ve evrim karşıtlarının sözcülüğünü yapan Yiğit Bulut, "Darwinizmin ispatlanmadığı" biçimindeki "kişisel görüş"ünü daha başlangıçta dile getirirken, program boyunca da Adnancıların karalama ve dezenformasyonunu sıcak tuttu. Fakat Bulut'un, nerede "program formatı gereği" evrim karşıtlarını temsil ettiği, nerede "kişisel" konuştuğu birbirinden ayırdedilemedi.

"Bilimin parçasıyız, aydınlanmacıyız!"
Adnan Oktar ile müritlerinin katıldığı programın çok ilgi çektiğini söyleyen ve Ender Helvacığlu ile Erge Deniz Özsoy'a, evrim karşıtı cenahın 10 trilyon TL'lik ödül vadettiği "ara geçiş formu fosili" getirip getirmediklerini soran Bulut, yaratılışçıların iddialarına referansla, "neden evrim kuramıyla ilgili kitaplar ve dergiler çıkarıyorsunuz, yoksa siz Darwinizm'i yaymaya çalışan bir örgütün bir parçası mısınız?" dediğinde, Helvacıoğlu'ndan, "biz bütün bir bilim dünyasının parçasıyız ve aydınlanmacıyız. Topluma bilimsel refleksler kazandırmaya çalışarak yarım kalmış aydınlanmayı devam ettirme uğraşısındayız" cevabı aldı.

"Evrim karşıtlarının iddialarının bilimle ilgisi yok"
Ender Helvacıoğlu, program boyunca tartışmayı ilk canlının nasıl ortaya çıktığı konusuna ve bu dolayımla da Tanrı’nın varlığı tartışmasına kilitlemeye uğraşan Yiğit Bulut'a "bilim, ilk canlının nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı sorusunun yanıtını henüz kesin olarak ortaya çıkarabilmiş değil. Zaten bilim ile din arasındaki fark, bilimin her şeyi bildiği iddiasında olmamasıdır. Adnan Oktar ve müritlerinin oyunu da burada... Bilim alanına girecekseniz, bilimin kurallarına göre hareket etmek zorundasınız, safsatalarla değil. Tek bir gözlemleri, deneyleri, araştırmaları yok, kendi tezlerinin gözlemini yapsınlar, deneyi ne kanıtı ne, bunları açıklasınlar, eğer bunlar yoksa bu bilimin bir tartışması değildir" dedi.

"Bana ilk canlının nasıl ortaya çıktığını söylemek zorundasınız" diye tutturan Bulut'a cevabında, Darwin'in "Türlerin Kökeni" isimli kitabında yaşamın kökenine ilişkin birkaç cümle dışında bir şey olmadığını söyleyen Erge Deniz Özsoy, "asıl sonrası çok daha kritik ve can alıcı, ilk ortaya çıkış değil... Biyolojik çeşitlilik üzerine konuşmalıyız daha çok. Çok fazla takıldık inanç meselesine... Evrimsel biyoloji standart bir bilim dalıdır ve pek çok soruya cevap verir, inançla ilgili değildir, inancı sınamaz. Bir de çok fazla bilgi kirliliği ve dezenformasyon var. Evrim karşıtları tamamen lafzi konuşuyor, genetik bilgisi, moleküler bilgisi ve evrim kuramının zenginliği ile hiçbir ilgileri yok. Evrimsel biyoloji bu safsatalar üzerinden tartışılamaz" dedi.

Özsoy açıklamasının devamında, "son 150 yılın gelişmelerinden bunların hiçbir haberi yok, söyledikleri çelişkilerle dolu. Evrim karşıtları, din üzerinden ticaret yapıyorlar. Onlara önerim, okumaya başlasınlar, öğrensinler, anlasınlar, evrimle ilgili eleştirel bir mantığa sahip olmaya çalışsınlar, genetiğin ve evrimsel biyolojinin eğitim sürecinden geçsinler" dedi.

Helvacıoğlu, yaratılışçıların, "evrim kuramı Pagan diniyle ilişkilidir, ateizmi yayma amacıyla uydurulmuştur" şeklindeki iddiaları sorulduğundaysa, "evrim kuramı, canlıların gelişimini açıklayan temel kuramdır. Evrim bilim, Sümerler ve Mısır döneminde başlayıp antik Yunanda bir üst düzleme sıçradı ve 16 ile 17'nci yüzyıllarda büyük bir atılım yaptı. Darwin'in evrim kuramı bu tarihsel sürecin bir parçasıdır ve en önemlisi de, bilimin her kolunda olduğu gibi, değişim ve dönüşümün arka planını anlamaya çalışır. Sadece insanın değil, toplumun, bireyin vs. evrimini araştırmak için zemin sunar" cevabını verdi.

"Maymundan mı geldik" itirazına iliştirilen "bilimsel" ek: "Mutasyon"dan mı geldik?
Soruları ve yorumlarıyla evrim karşıtlarını gayet iyi temsil eden "anti-tez"ci Yiğit Bulut, katılımcılardan Özsoy'un sabrını taşırdığı bir ara, bilimsel bilgisinin ilkokul seviyesinde olduğu yönünde imaya maruz kaldı. Bulut, Özsoy'un ve Helvacıoğlu'nun ortaya koyduğu bilimsel veriler karşısında sıkıştığı her yerde konuşmacılara müdahale ederek, "herkesin anlayacağı şekilde konuşun" diskuru çekip konuyu "kaynattı". Özsoy ise, Yiğit Bulut'un "Darwinizm" demekteki ısrarı karşısında, "Darwinizm değil, Darwin'in evrim kuramı" sözleriyle müdahale etti.

Yiğit Bulut'un ilkokul çocuğu düzeyinin ispatı olan incilerinden bazıları şöyleydi: "İzleyiciler emailleriyle şempanze fotoğrafı göndererek 'biz bu hayvandan mı türedik' diye soruyorlar. Siz bilimadamları şempanzeden türemiş olmayı yakıştırıyor musunuz kendinize", "insan bir mutasyon 'hata'sı mı", "sizin söylediğiniz çok 'ağır'. Mutasyondan yani bir genin kendini kopyalarken hata yapmasından, bozulmasından insan ortaya çıktı diyorsunuz", "cansız bir maddeden canlı oluştu diyorsunuz, şimdi niye tahtadan kedi çıkmıyor?", "anlattıklarınızla, Tanrının 'ol dedi, oldu'su arasında benim açımdan bir fark oluşmadı", "ilk canlının nasıl ortaya çıktığını bilmiyorsunuz da, bilmediğiniz bir şeye nasıl bu kadar çok inanıyorsunuz?"

Soru soran izleyiciler arasından genetikçi bir akademisyenin evrim karşıtı sorusunu cımbızlayan Yiğit Bulut'un iki bilim adamının neden evrime farklı baktığı sorusuna, Özsoy'un cevabı, "eğitimin ve evrim kuramının eğitimdeki yerinin tamamen ideolojik tercihlerle belirlendiği" yönünde oldu.

Yaratılışçı Oktar Babuna yalana doymuyor
Programın "karşı-görüş"e yer verilen tartışma kısmında, telefonla katılan Oktar Babuna, "ara geçiş formu yoksa evrim yoktur, Allah vardır, bu kadar basit... Evrim teorisine bakılacak olursa yarım organlar olmalı, yarısı kuş yarısı sürüngen olan canlı örnekleri olmalı, bunu göstermeleri lazım. Ve bir de, protein konusunda... Piyasada protein tozları satılıyor, bunlar da yan yana duruyor, ama insan çıkmıyor" şeklinde kurama ilişkin garip iddialarını yineledi. Ender Helvacıoğlu'nun 80'li yılların sonunda, bir arkadaşlarının evine evrimi anlatmak için gelip de tam tersinin kendisine kanıtlandığında duygusallaşarak ağladığı yönünde çirkin bir hikaye uyduran Babuna, Yiğit Bulut'tan dahi sert bir tepki gördü.
(soL-Haber Merkezi)

Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

FRANCIS COLLINS ARTIK ALLAH'A İNANDIĞINI AÇIKLADI

İnsanın genetik kodlarını özen iki bilim adamından biri olan Francis Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Allah'a iman ettiğini açıkladı.

Vatan Gazetesi'nde yayınlanan haber şu şekilde:

"... "Tanrı'nın Dili" adlı kitabıyla ilgili İngiliz The Times gazetesine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Tanrı'ya inandığını söyleyerek, "Tanrı'nın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Tanrı'ya daha da yaklaştırıyor" dedi. Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, "Laboratuvarda çalışırken Tanrı'yı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA'nın şifresini çözmek beni Tanrı'ya biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevi olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Tanrı'nın işidir" diye konuştu. İnsan genini çözmenin de kendisine Tanrı'nın eserini görme fırsatı verdiğini söyleyen Collins, "Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Tanrı onu her zaman biliyordu" dedi...."

ara fosil çarpıtması?

Tam tersine, siz "ara fosil" ile ilgili çarpıtmaları sürekli öne sürmektesiniz. Canlıların değişmesi onların bozuk/hasarlı olup sonra bambaşka bir mükemmel(?) varlık haline gelmeleri olarak anlatılmaz. Aklıbaşında hiç bir biyolog bunu öne sürmez. Bunu yazabilmiş olmanız, gerçekte A.Oktar'ın yazdıkları dışında bu konu ile ilgili hiç bir kaynak okumadığınızı gösterir. Canlıları gözünüzde canlandıramıyorsanız, daha kolay gözünüzde canlandırabileceğiniz bir örnek verelim.
Orhun anıtları M.S. 8. yüzyıla ait. Oradaki dil, Türkçe'nin "atası". Oradaki dil "ucube" mi? Ya da 600 yıl öncesine ait Türkçe metinler, bugün konuştuğumuz dilden daha farklılar. Onlar "ucube" mi?
Türkçe için "Ural-Altay" dil ailesinden diyoruz. Özbekçe ile bugün konuşup yazdığımız Türkçe aynı aileden. İkisi aynı mı? İkisi de bugün olduğu gibi bir anda mı ortaya çıkmış? Azerice, Anadolu Türkçesine mi daha yakın yoksa Özbekçeye mi? Bu dillerden herhangi biri "ucube" olabilir mi?

Bunu da mı yapan tesadüf

Yeşil yapraklı bitkilerde bulunan klorofil molekülünün yaptığı işlemi yapabilen bir nükleer santral dünya üzerinde mevcut değil. Bu işlemi saniyenin on milyonda biri içinde yaptğı için bilim adamları izleyemiyor ki bu teknolojiyi taklit edebilsin. Molekülün atomlarını ayırıyor, ortaya çıkan son derece tehlikeli nükleer atığı yok ediyor. Ve bunu yapan bir bilim adamı veya beyni olan bir canlı değil bir molekül. Karbon, hidrojen, oksijen ve magnezyum atomlarından oluşan bir molekül. Eğer bu teknoloji tesadüfen ortaya çıktı diyorlarsa artık ne diyeyim.

Evrimcilerden Yine Hayali Resimler

Hayali çizimler göstererek evrim var denmez. Adnan Oktar, nasıl Yaratılış Atlası kitabında yüzlerce fosilin net fotoğrafını ve bugün yaşayan canlı örneklerinin net fotoğraflarını bize sunduysa, evrimcilerin de parmağı yarı çıkmış, bacağı yarı oluşmuş, bu tür ucubik türlerin binlerce fosillerini fotoğraflarıyla basmaları gerekirdi. Artık kaz babam kaz yerin dibi oyuldu, hala mükemmel yaratılış örnekleri dışında bir şey bulamadılar. Hala bir hayal aleminde, hala hayali resimlerle bir sonuca ulaşmaya çalışmaları inanılır gibi değil.

ara fosil konusu çarpıtıldı.

Evrimciler ara fosil kavramını açıklarken konuyu çarpıttılar. Ara fosil canlıların tam ve mükemmel canlılar olduğunu söylediler. Oysa evrim sürecinde yavaş yavaş zamanla değişimden bahsetmektedirler. Yavaş yavaş oluşan bu başkalaşımda organların tam ve mükemmel çalışması nasıl olur?iddia ettikleri evrim olsaydı yeryüzü yarı ucube canlılardan geçilmez olurdu. Bir anda oluştuklarını söylüyorlarsa zaten yaratılışı savunmaya başlamışlardır.Bu da evrimin olmadığının kendi ağızlarından ikrarıdır.

ara fosil olmadığı gerçeği artık çok sık dile getiriliyor

ender bey habertürkteki programda yaratılışçı kişilerin söylediklerine karşılık olarak, yüzlerce ara fosil var demiştir ama bu söylemi boş çıkmıştır. evrimciler bir türden diğer türe dönüşerek canlıların oluştuklarını iddia ederler. mesela onlara göre bir yüzgeç zaman içinde kollara dönüşür basit bir mantıkla düşünüldüğünde bile bu dönüşümün ara aşamalarının fosil kayıtlarına yansıması gerektiği anlaşılacaktır. ara aşamalarda ortaya çıktığı iddia edilen canlılar ise garip görünümlü olacaktır. dolayısıyla evrimcilerin getirmesi gereken böyle fosillerdir. böyle bir şey bulamadıkları için de demagoji yoluna başvurmaktadırlar. science dergisinden bir alıntıyla devam etmek istiyorum. bu alıntı da fazla lafa gerek bırakmadan duruma anlatıyor aslında
Science dergisi:
Evrimsel biyoloji ve paleontoloji alanlarının dışında kalan çok sayıda iyi eğitimli bilim adamı, ne yazık ki, fosil kayıtlarının Darwinizm'e çok uygun olduğu gibi bir yanlış fikre kapılmıştır... Darwin'den sonraki yıllarda, onun taraftarları bu yönde (fosiller alanında) gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır. Bu gelişmeler elde edilememiş, ama yine de iyimser bir bekleyiş devam etmiş ve bir kısım hayal ürünü fanteziler de ders kitaplarına kadar girmiştir.
Science, July 17, 1981, s.289

yoğun istek üzerine :)

Tutturmuşlar bir ara-form da ara-form... Bir kez daha ekliyorum araform ile ilgili dawkins'in yanıtını...

http://www.solvideo.org/video/503742ecf8d7680/Dawkins-Yarat%C4%B1l%C4%B1...

Algılama sorunu

Dün akşam açıkça gördüm ki oktar babuna ve benzerleri vahim bir algılama sorunu yaşamaktalar.. Ezberledikleri üç soruya ısrarla cevap verilmesine karşın program boyunca aynı soruları sormaktan çekinmediler...
Bir de dilimizde "cahil cesareti" diye bahsedilen olguya bu kadar "gerçek" örnekler görmek üzücü oldu. Konunun uzmanı telefonda "bahsi geçen canlı araformdur" demesine karşın "araform yoktur" diyebilen ve kendi tarifledikleri "mistik" yaratığın var olmamasını evrimi çürütmek olarak kabul edebilen bu zihniyeti iki şey açıklayabilir... Ya ciddi bir algılama sorunu yaşanıyor.. Ya da algılamaya çalışmak gibi bir niyet zaten yok..
Ayrıca programa katılan bilim insanlarına verdikleri aydınlatıcı bilgiler nedeniyle teşekkür etmek istiyorum. Karanlığın hızla yayıldığı ülkemizde benzer cesareti gösterecek bilim insanlarına ihtiyacımızı her geçen gün daha da artıyor..

Bilim ne değildir?

Bilimin ne olmadığını anlamak için DEOVOLENTE'nin bu yorumunu okumak yeterli. Bilim için "şunu asla bulamaz", " "bunu asla yapamaz" demek. Bilinen bilginin sınır olduğunu ve asla daha fazlasının bulunamayacağını sanmak, bilimin (henüz) ortaya koymadığı kısımları mitleştirmek. Bunun adı bilim düşmanlığıdır.

Bir de DEOVOLENTE'ye aşağıdaki yorumları için teşekkür ederim. Harun Yahya külliyatında sık sık yer verilen bu alıntıların hangi metinlerden ne şekilde devşirildiğini ve kimlerin nasıl TÜrkçeleştirdiğini bildiğini biliyoruz. Ama yıne de bu arkadaşımız sık sık alıntılanan bu pasajları bir araya toplama zahmetinde bulunmuştur.

Benden açık çek isterlerse ben daha fazla çarpıtılmaya müsait cümle bulabilirim kendilerine. Pek dikkatli okumadıkları içindir sanırım ellerinde sayılı çarpıtılabilir cümle var. Oysa bilimsel yayınların cümle yapıları bu tür önermeleri bulmak için çok müsait.

Evet şaka gibiler, ama kötü bir şaka...

Bence öncelikli dertleri, "Evrim"den ziyade Adnan Hoca :)Geçen haftaki "Sansürsüz" programını ele alan soL haberinin yorum bölümüne de iştah ile yazıp çizdiklerini görmüştüm... Eminim, güne ilk önce, Google arama satırına "Adnan Oktar", "Harun Yahya" filan yazıp arama-tarama yaparak başlıyordurlar, buraya da öyle ulaşmıştırlar.

"Bilimsel" referansları mı dediniz? Geçiniz... Dün geceki programda evrimsel biyoloji profesörü Douglas J. Futuyma hakkında bile yalan yanlış iddialarda bulundulardı da, bilim adamı Ergi Deniz Özsoy bu iddialara pabuç bırakmadı...

Kendi hanelerine yazmaya kalıştıkları D. J. Futuyma birkaç ay önce de Darwinci evrim kuramını anlatmak üzere Türkiye'ye gelerek bir sempozyuma konuk olmuştu, buradan izleyebilirsiniz: http://www.solvideo.org/video/7bbb8d00c8816d4/II-Evrim-Bilim-ve-Eğitim-Sempozyumu’nda-D-J-Futuyma’nın-yaptığı-konuşma

Ekler

İletişim: habermerkezi@sol.org.tr - sol@sol.org.tr