Dawkins sansürü aşmaya çalışıyor

Tanrı Yanılgısı ve Gen Bencildir kitaplarının yazarı Profesör Richard Dawkins, Müslüman bir ülkede en çok satan unvanını almanın kişisel bir zafer olacağını belirtiyor.

Gelecek hafta The Times tarafından bir yazı dizisine konu edilecek olan, “Greatest Show on Earth” (Yeryüzündeki En Büyük Gösteri) kitabını önümüzdeki aylarda ülkemizde de Türkçe olarak okuyabileceğimiz Profesör Richard Dawkins, kitaplarıyla dünyanın dört bir yanında çok satanlar listelerinde başı çekerken henüz tam olarak Müslüman çoğunluklu bir ülkede bunu başarabilmiş değil.

Professor Dawkins’in evrimle ya da dinle ilgili hiçbir kitabı bugüne kadar Arapça’ya çevrilmedi ve çalışmaları Türkiye’de büyük ölçüde sansürlenmeye çalışıldı. The Times ile yaptığı bir röportajda, yaradılışçı görüşlerin güçlü olduğu İslam dünyasında evrimi popüler hale getirme çabasına meraklı olduğunu söyleyen Dawkins, Müslüman bir ülkede en çok satan unvanını almanın kişisel bir zafer olacağını belirtiyor.

“Tüm kitaplarımın Arapça’ya çevrildiğini görmek isterim. Bugüne kadar olmadı. Hepsi İbranice’ye çevrildi. Farsça’ya çevrildi mi çevrilmedi mi emin değilim. Kitaplarım Türkçe’ye çevrildi ancak onlar da düzenli olarak yasaklandı ya da sansürlendi.

Tanrı Yanılgısı kitabımın Türkiye’deki yayıncısı dine küfretmekten tutuklanmakla tehdit edildi. Belki de tutuklanmıştır bile ve Türkiye’den web siteme erişim de engellendi. Bunları eğlendirici buluyorum gerçekten. Yasaklanmakla ilgili bir şey söylemek gerekirse; açıkçası insanların sizi daha çok okumasını sağlıyor.” diyor Dawkins.

Aşırı tutucu olmayan Hristiyan geleneklerin çoğu evrimi kabul ederken İslam’ın hâlâ şiddetle karşı çıktığını söyleyen Dawkins, bunun, Hristiyan cemaatlerinde İncil çoğunlukla sembolik olarak algılanırken, İslam’ın Kuran’ı Tanrının gerçek sözleri olarak öğretmesinden kaynaklanıyor olabileceğini belirtiyor.

Profesör Dawkins, gençlerin yüzde 30’unun tekrar tekrar ısıtılıp önlerine konan “akıllı tasarım” fikrini kabul ettiği Britanya’da, artmakta olan yaradılışçı inanışların İslam etkisiyle açıklanabileceğini ekliyor.

“Bunu eğitimin ön saflarındaki meslektaşlarımdan duyuyorum. Sınıfta evrimin öğretilmesine karşı düşmanlıkta keskin bir artış var ve bu düşmanlık çoğunlukla Müslüman öğrencilerden kaynaklanıyor.”

Muhalefetin Hristiyanlar tarafından yapıldığı Amerika'daki kadar ciddi bir durum oluşturmasa da bu olaylar oldukça zayıf bir bilimsel eğitime sebep olabilir.. Okullara gittiğimde, ki ara sıra giderim, çocukların nasıl evrim karşıtı hale geldiklerini görüp üzülüyorum, böyle bir karşıtlık 30 yıl önce yoktu” diyor Dawkins.

Profesör Dawkins, yeni kitabı, Yeryüzündeki En Büyük Gösteri‘de, evrim teorisinin doğruluğunu gösteren bilimsel kanıtları bir araya getiriyor. Dawkins, bu kitabıyla bilimsel bilgiden yoksun oldukları için yaradılışı benimseyenleri ikna edebileceğini umuyor.

“Bu kitabı okuyan kimsenin artık Dünya’nın 6000 yaşında olduğunu ve evrimin bir gerçek olmadığını düşünebileceğini sanmıyorum. Kitabı bitiren ve bunun hâlâ böyle olmadığını iddia edecek biri olursa, çıkarsa da sorunun kendisinde olduğunu düşünürüm” diyen Dawkins, yaradılışçıların evrim konusunda, kendisinin futbol konusunda olduğu kadar cahil olduklarını düşünüyor ve “Cahil sözcüğünü gerçekçi bir ifade olarak kullanıyorum. Futbol ve benzeri konularda tam bir cahilim. Ve eğer size futbol hakkında bir şey bilmediğinizi söylersem bunu bir hakaret olarak algılayacağınızı sanmıyorum. Gerçekten de sadece konuyla ilgili hiçbir şey bilmediğinizi ortaya koyan bir ifadeden başka bir şey değil.” diye ekliyor.

Dawkins sözlerini “Evrim hakkında pek çok şey biliyorum ve orada bir yerlerde evrim hakkında hiçbir şey bilmeyen ve büyük ihtimalle öğrenmekten mutluluk duyacak insanlar var. Belki onlar da bana futbolu öğretir” şeklinde bitiriyor.

Richard Dawkins kimdir?
1941’de Nairobi’de doğan “Darwin’in Rottwiler’i” lakaplı Richard Dawkins, Oxford Üniversitesi’nde etoloji (hayvan davranışları bilimi) ve evrimsel biyoloji profesörüdür. Ayrıca aynı üniversite bünyesinde bulunan ve geçtiğimiz yıl başkanlığından emekliye ayrıldığı Bilimin Halkça Anlaşılması kürsüsünün ilk başkanıdır. Popüler bilim alanında yazdığı Gen Bencildir, Kör Saatçi, Ataların Hikâyesi gibi Türkçe’ye de çevrilmiş olan kitapları dünya çapında çok satanlar listelerine girmiştir. Modern ateizmin en etkili savunucularından biri olan Dawkins aynı zamanda hümanist, şüpheci ve insan hakları savunucusudur. 2006’da yayınladığı, çok ses getiren, sadece İngilizce baskısı 1.5 milyon satan eseri Tanrı Yanılgısı, organize dinleri yüksek sesle eleştirmektedir ve 31 dile çevrilmiştir.

(soL - Dış Haberler)

İlgili haberler: 
Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun

Popular content

Yorumlar Bu habere 13 yorum yapıldı

kromozomlar-fosiller*

evrim bir kac temel fikirden gelse de cok farkli teorileri icinde barindiran, kendi icinde bir cok aciklama getiren bir mevzu, hala ilerleyen (bilimin her alani gibi) hala degisebilen bir teori. dolayisiyla bir noktasinda yanılma oldugunu iddia etmek tum teoriyi tamamen cope atmayi gerektirmeyecek kadar derin. ancak karsi bir teori ispatlanirsa evrim cope atilir, yani birisi cikar yaratilisi, ya da baska alternatif teoriyi "bilimsel olarak" deneylerle, gozlemlerle, ispatlarsa ancak bu teori "tamamen" curutulur. (peki inanan dostlarim, cogu dinin temel felsefesi dunyanin bir sinav olmasi degil midir? inanip inanmama sinavi? sizce birisi cevap anahtarini bastan dagitirsa sinavin ne anlami kalir, Allah her gun bulutlarin arkasindan bize bakip bizi nasil yarattigini deneylerle tekrar tekrar gosterse imtihan mi olur hayat, aksini ispat eden/etmeye calisan inananlar* bu 'imtihan dunyasi' temelini ne kadar kolay gormezden geliyor. Bazen anlamakta gercekten gucluk cekiyorum.

bence bu teoriye bu kadar karsi cikanlarin dusunmesi gereken aslinda su, bu teori neden var, neden bilim ustune kafa yoruyor hala?, insan denen bu organizmayi anlamak icin degil mi? sorunlarimizi daha iyi anlayip cozmek icin degil mi? hayat bir kitapta yazilanlarsa bilim cumlenin yapisiyla, harflerle, noktalamayla ilgili, bolumlerin ayrimiyla ilgili, o cumleden ne anlam cikarttiginiz size kalmis,o cikarimda inanan da inanmayan da ayni-farkli anlam cikarabilir, cikartsin, kisiseldir bunlar.

sasirdigim diger bir nokta ise, evrim teorisinde daha enteresan bilinmezler/cozumsuzlukler varken herkesin ayni noktalardan bi ezber karsi cikmasi.

yaşamın başlangıcı

bilimadamlarının yaşamın başlangıcında oksijen olmadığı ile ilgili çok net kanıtları olduğunu okumuştum. o dönemden derken en az 3.5, 4 milyar yıl öncesine ait demir oksit bulunması gerekir. İlgili yazıyı bizimle paylaşabilir misiniz? İkincisi ve yukardakilerden daha önemlisi şu: evrimin yaşamın nasıl başladığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Yani evrim teorisi yaşamın nasıl başladığını değil yaşamdaki çeşitliliği açıklar. dolayısıyla evrimciler yaşam nasıl başladı sorusunu yanıt veremeseler de (ki verebiliyorlar) ve hatta sonsuza kadar veremeyecek bile olsalar evrim teorisinin geçerliliğine dair hiçbir şey ddeğişmez. Bu dindarların kendi ellerindeki her şeyi açan maymuncuktan (Allah yarattı) bir tane de evrimciler var mı diye sorması gibidir. Hatta, yaşamın nasıl başladığını bırak bilincin nasıl evrildiğini bile anlayamayacağımızı düşünen bilim insanları (Lewontin gibi) vardır. Hangi teoriyi ne ile sınadığımıza dikkat etmek zorundayız.

Protein hangi şartlarda oluşmuş olabilir?

İlkel ortamda bir hücrenin oluştuğunu farz edelim, ancak o ortamda oksijen de var olduğu için anında yanarak yok olacaktır. o dönemde oksijen kesin vardır çünkü o dönemden kalma kaya katmanlarında demir oksit bulundu.ilkel ortamda oksijen var ama hadi yok diyelim o dönem; ancak ozon tabakası böyle ortamda olamayacağı için bu sefer de güneşin zararlı ışınları sonucu ilk protein hemen yok olacaktı. O zaman o ilk protein nasıl oluştu?

sorunuza cevap

ben tartışılmasın demiyorum yaratılışı savunanlara zaten birşey demedim adnan hocanın izinden gidenlere lafım
bağımsızlık nedir bende bilmiyorum ama şu değil:
"Fetullah Gülen samimi candan bir insan. Benim görüşüm Ak Parti, Saadet Parti, MHP’yi desteklerim. Ben Erbakan’ı çok ama çok severim." Adnan OKTAR
Erbakanla ayni görüşte olmasam da onun dışında saydıkları pek bağımsız gelmedi bana ayrıca "kömünist" kelimesini kullandığı cümleler pek hoş değil.
herkese saygılar

Kromozomlar cozum olamaz

İnsan kromozomu 46'lı olmalı. kromozom sayısı farklı oldugunda normal bir insan olmamakta. kromozom eksik oldugunda doğan cocuklar down sendorumlu doğuyor. bu aciklmayı kromozomlarla aciklanmaz.

evrim-dawkins

bu tartismalari gormek o kadar guzel ve garip ki ayni zamanda, Dawkins'in belgesellerini izleme firsatim oldu. 'sigara' adli kullanicinin soylediklerine tamamen katildigimi soylemeliyim. teorinin farkli yorumlari-farkli kesisimleri var. yeni kesifler, yeni soru isaretleri var, bilinc meselasi var mesela basli basina bir soru isareti. Adnan hocacilarin ne oldugunu kim oldugunu zaten Turk halki iyi biliyor, taniyor, bu programlarin da onlara bir sempati kazandirdigini sanmiyorum, sempati duyulacak bir durumlari da yok. ama bilim=evrim, geri kalanlar=bilim dusmani demek biraz tuhaf degil mi, daha tuhafi da suydu sanirim (daha onceki bir yorumdan alinti)"Adı bağımsızlıkla eş bu sitede adnancı üye sayısı gitgide artıyor garip..." bagimsizlik nedir sahi*?

bilimi herkes öğrenmek istiyor :)

Belli ki bilimi Adnan hocalarından öğrenmekten sıkılmışlar ki burada gerçek bilgileri okuyorlar... :)

Ama onlara da teşekkür etmeliyiz, böylece bilgimizin tutarlılığı da ispatlanmış oluyor.

soL'daki Adnan Hocacılar

Kendini bilim adamı sanıp bilimi yok etmeye çalışan ne kadar adnan hocacı varmış bu soL haberde. Adı bağımsızlıkla eş bu sitede adnancı üye sayısı gitgide artıyor garip...

fosiller

bilmiyorum, hepinize aynı kitapları mı okutuyorlar. Babuna, Oktar sen tek bir ağızdan aynı alıntıları vermekten başka hiçbir şey yapmıyorsunuz. Darwin'in teorisi Darwin'den bugüne Darwin'in hayal edemeyeceği şekillerde gelişmiş ve artık kimilerince neo-Darwinizm adı verilen yeni bir biçime girmiştir. Fosil kayıtları bulunmayabilirdi çünkü fosilleşme her durumda olmaz. Burada bakılması gereken genlerdeki değişimlerin nasıl tarihselliklere sahip olduğu ve kökendeşlikleridir. Örneğin insanda dilin üretiminden sorumlu olan Broca Alanı 44 ve 45 olarak iki bölüme ayrılır. Bunlarda 44 alanı şempanzelerde kavrama hareketi sırasında aktifleşen bir başka alanla hkökendeştir. Burada fosile fln ihtiyaç olmadan bunların ortak tarihsel kökene sahip olduğunu söylüyoruz. MEsela şempanzede 48 kromozom varken insanda bu sayının 46 olmasına neden olan kromozom birleşmesinin kayıtlarına sahip durumdayız. Ancak sizin için üzülerek söylemeliyim ki evrimi kanıtlamak için gerçekten de ihtiyacımız olmasa da geçiş formları gerçekten var. Homo erectus, Homo habilis ve neandartel gibi insansıların fosillerine ulaşmış durumdayız. Bir de rica ediyorum Gould gibi adaptasyonculuğa ve dolayısıyla her değişim için seçilim olduğuna dair tezlere karşı çıkanların, tedrici ve yavaş bir evrimi savunanlarla yaptıkları tartışmaları ısıtıp ısıtıp bakın evrimi evrimciler yalanlıyor diye sunmayın. Salak değiliz. Gould'un yaratılışçığı aptallık olarak tanımlaması sanırım yeterince açıklayıcı. Biliyorum ki bu yorumlar umrunuzda değil, fakat sanıyorum Türkiye'de bir aydınlanma hamlesi en önce sizin yediğiniz tabağın kirletecek ve önünüzü böyle kesecektir. Yalancısınız, çarpıtıyorsunuz ve düşünce de namusluluğun zerresine sahip değilsiniz.

fosilleri nasil acikliyorsunuz

Darwin, aşağıdaki itirafı yaptığında, fosillerin teorisini kesin olarak reddetmiş olduğunu açıkça görmüş ve kabul etmişti:

Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, NEDEN SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMUNA RASTLAMIYORUZ? Neden bütün doğa bir KARMAŞA HALİNDE DEĞİL DE, TAM OLARAK TANIMLANMIŞ VE YERLİ YERİNDE? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında GÖMÜLÜ OLARAK BULAMIYORUZ?.. Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka BÖYLE BAĞLANTILARLA DOLU DEĞİL? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de BU BENİM TEORİME KARŞI İLERİ SÜRÜLECEK EN BÜYÜK İTİRAZ OLACAKTIR.