Karayipler’den bir üniversite işgali

29/04/2010 Perşembe
Karayipler’den bir üniversite işgali

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR – KÜBA ve LATİN AMERİKA yazıları

Porto Riko Üniversitesi, Karayipler’in en büyük üniversitelerinden birisi. 11 kampüsünde toplam 65 binden fazla öğrencisi var.

Üniversiteye ayrılan bütçede kesintiler yapılması, ders programlarının değişmesi ve harçların artırılması gündeme gelince, üniversite öğrencileri rektörle görüşmek istediler. Rektör, öğrencilerle görüşmedi. Öğrenciler, 13 Nisan’da iki günlük boykota başladılar.

Boykot sonuç vermedi, üniversite yönetimi öğrencilerle görüşmekten kaçındı. Öğrenciler, 48 saatlik boykotun sonucunda talepleri dinlenip bir uzlaşma sağlanıncaya kadar süresiz grev ilan ettiler.

Grev süresince de bir çözüm bulunamadı. Vali Luis Fortuño, bütçeden üniversiteye aktarılan paranın oranında bir değişiklik olmadığını, devletin gelirleri düştüğü için mantıken üniversiteye aktarılan paranın da azaldığını söyledi. Öğrenciler de “İyi de, aynı sürede nasıl oluyor da polise ve Adalet Bakanlığı’na aktarılan para miktarı artıyor?” diye sordular ekonomi öğrencileri de Vali’nin iddiasının yalan olduğunu rakamlarla ortaya koydular. Bir yere varılamadı.

Bu defa 21 Nisan sabahı alacakaranlıkta öğrenciler üniversiteyi işgal ettiler.

Aynı gün akşamüzeri, Rektör akademik yaşamın askıya alındığını ilan etti, üstelik Porto Riko yasalarına göre usulsüz bir şekilde. Bu açıkça bu dönemki öğrencileri cezalandırmak demek oluyordu, zira okullarının birkaç ay uzaması bir yana, bu birkaç ayda mezun olamayacak öğrencilerin yüksek lisans ve doktora için başvuruda bulunmalarının da önüne geçiliyor, böylece bu öğrencilerin hayatından birer sene çalınıyordu. Karar Yüksek Mahkeme’ye intikal etti. Tabii bu arada defalarca polis saldırısı yaşandı, öğrenciler direnişi sürdürdüler.

İşgal sırasında üniversitenin gazetecilik öğrencileri bir direniş yayını çıkarmaya başladılar. “İçeriden”, bir blog sayfası (http://rojogallito.blogspot.com) ve bir Youtube kanalı üzerinden yayın yapıyor.

---

Porto Riko, bir ABD sömürgesi. Özerk yönetilse de ABD’ye bağlı. Porto Riko’nun devlet başkanı, Barack Obama.

Tamam, hepimiz biliyoruz Britanya’nın, İspanya’nın birer kralı-kraliçesi olduğunu ama bazen insan durur düşünür ya bu işin saçmalığını... Porto Riko’nun durumu da böyle.

Ülkenin tek gündemi olan ve büyük kriz yaratan üniversite işgalinin büyük ajanslardan sadece AP tarafından bir defa kısacık haber yapılması, bu sömürgenin ABD’de nasıl görüldüğünü de bir nebze ortaya koyuyor.

Koyuyor ama, “İlgilenmiyorlar demek ki ufacık adayla” diye düşünmeyin. 26 Nisan’da Porto Riko’lu bir yetkilinin yaptığı ifşaata göre ABD’liler, Orta Amerika ve Karayp Oyunları’nın düzenleme toplantısına katılmak üzere ülkeye gelen Venezuela Olimpiyat Komitesi Başkanı Eduardo Alvarez ve karısına vize verilmemesi için baskı yapmışlar. Alvarez, ülkeye giremediği için toplantıya katılamadı.

Burası bir sömürge.

---

Küba’da yerel seçimler yapıldı. Nasıl yapılıyor Küba’da seçimler?

Mahallelerde insanlar toplanıyor. Bildiğiniz, genişçe bir salonda el kaldırarak delegelerini seçiyorlar, beraber yaşadıkları, yakından tanıdıkları dostları, ahbapları arasından. Bu delegeler üst kurulu oluşturuyor, onlar bir üst kurulu... Bu şekilde il delegeleri seçiliyor. Onlar, ulusal meclis göndermek üzere adayları belirliyor. Sonra bu adaylar da mahallelerde oylanıyor, seçiliyor.

Partinin aday göstermesi yasak. Adayların propaganda yapması da yasak. Her mahallede adayların fotoğraf ve özgeçmişlerinin olduğu birer sayfa, mahallenin çeşitli yerlerine asılıyor. Bu kadar. Bir araya geldiklerinde tartışıyorlar, eh, zaten birbirlerini tanıyorlar, ve ona göre seçiyorlar delegelerini.

soL’da seçimlere dair çıkan haberde “6 yaşından büyük çocukların sandık görevlisi olabildikleri” ifadesi geçiyordu. Çok dostum bana “Nasıl yani?” diye sordu. Şu şekilde oluyor:
kuba_secimleri_sandik_cocuklar.jpg

Sembolik bir anlamı da var bu görevin: Ülkenin geleceğini, ülkenin geleceği olan çocuklar koruyor.

Tabii sandıklar açılıp oylar sayılırken de izleyebiliyor çocuklar. Zaten herkes izleyebiliyor. Küba vatandaşı bile olmaya gerek yok. Bir gün Küba’ya gider de seçim zamanına denk gelirseniz, “Hola” deyip sayım yapılan odaya girebilirsiniz.

---

Bu sisteme demokratik olmadığı için saldırılıyor.

Karşısına konulan ne? Piyasa demokrasisi.

“Piyasa demokrasisi” ifadesini pejoratif anlamı nedeniyle kullanmıyorum. Öyle ya da böyle, pazarda herkesin “eşit” olduğu, en azından parası kadar eşit olduğu bir düzen, savunulan.

Ama işte, aslında o bile değil...

İspanya’da 25 Nisan’da Küba dostları, Küba’yla dayanışmak için bir miting düzenlediler. Mitingten önce de, mitingin ilanını Público gazetesinde bastırmak istediler.

Gazeteye gittiler, oturdular anlaştılar. 2 bin avro ödediler mitingin ilanı ve afişi basılacaktı.

Ertesi gün aldılar gazeteyi, baktılar ilan yok.

E parasıyla değil miydi?

Değilmiş... İş Küba’ya gelince, piyasa demokrasisi bile çöküyor.

“Ama orada da demokrasi yok” diye Küba hakkında “eleştiride” bulunan dostlar, biraz insaf...

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI

Hain/Düşkün 27/10/2019 Pazar
Fırtına 13/10/2019 Pazar
Desen 06/10/2019 Pazar
Hiçbir şey bağışlanmadı 14/01/2015 Çarşamba
İkinci kültür 19/11/2014 Çarşamba
Bu haftalık müsaade 12/11/2014 Çarşamba
Nejat, iyidir 15/10/2014 Çarşamba