Sevra Baklacı
Yazılamayan ‘Şam Destanı’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49
Sevra Baklacı'nın “Yazılamayan 'Şam Destanı'”başlıklı yazısı 10 Şubat 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Silahlı muhalefetin başkente ilk saldırı girişimi değildi.
Bundan önce de Şam’a saldırı için 4 defa “sıfır saati” belirlendi.
“Sıfır saati”nin sonucu ise bir kez daha “elde var sıfır.”
Bu sefer büyük hazırlıklar da yapılmıştı üstelik.
Eğitimli savaşçılar, gelişmiş silahlar, ta yurtdışından getirilmiş profesyonel keskin nişancılar…
Hepsi “Suriye halkını kurtarmak için”di. Suriye halkı ne çok kıymetliydi. Tüm dünyanın derdi oluvermişti…
“Esad seçimlere katılamasın” diyerek halkın istediğini seçmesini engelleyen “demokrat muhalifler” “Uluslararası gözlemciler eşliğinde yapılacak adil bir seçime hazırım” diyen “diktatör Esad”ı devirmeğe geldiler.
Demokrat oldukları kadar da laiktiler. Zamanında “Hıristiyanlar bizden korkmasınlar, hepsini Müslüman yapacağız” diyerek onların içine su da serptiler. Ama bir yandan da Hıristiyanların ev ve işyerlerini kırmızı bir hac çizerek işaretlemeyi de ihmal etmediler.
Eşitlikçiydiler… Katliamlarında kadın-erkek, çocuk-yaşlı gözetmediler.
Hükümet ve muhalefet arasında yapılacak ulusal diyalog sürecinin hazırlıkları sürerken, Suriye’nin farklı illlerinde savaşan “Özgür Suriye Ordusu” ve Nusra Cephesi’nden 20 binin üzerinde militanla Şam’a gelerek kentin kuzeybatı mahallelerinden merkeze sızmaya çalıştılar.
Saldırıları esnasında, kendilerine hizmet eden medya kanallarını da kullanıp yalan haberler yayarak panik yaratmak da planlarının bir parçasıydı.
Tüm hazırlıklar tamamdı…
Bu saldırıyla “Karar, Suriye Muhalif ve devrimciler Ulusal Koalisyonu Lideri Ahmet Muaz el-Hatip’in değil biz meydanlarda silahlarımızla savaşanlarındır” mesajını vereceklerdi.
ABD ve müttefiklerinin azalan güvenini yeniden kazanacak, moralleri yükselteltecek, bir “Şam Destanı” yazacaklardı…
Olmadı…
Söylenenlere göre saldırı planını Suriye istihbaratı üç gün önce öğrendi ve gerekli tüm hazırlıklarını yaptı.
Silahlı gruplar, Çarşamba sabahı başlattıkları Şam saldırısına Suriye ordususunun havadan ve karadan verdiği sert karşılıkla neye uğradıklarını şaşırdılar. Planlarının neden tutmadığını anlamaya çalışırken büyük bir telaş yaşadılar!
Ağır, çok ağır kayıplar verdiler. Önemli elebaşlarıyla, keskin nişancılarıyla, en çetin militanlarıyla… Birer birer değil onar onar, yüzer yüzer öldüler.
Birbirlerini de öldürdüler. Dareyya’da silahlarını teslim etmek isteyen ÖSO militanları El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi tarafından öldürdü. Aralarında Türklerin de bulunduğu çok sayıda militan da sağ yakalandı.
Şamlılar o gün, diğer günlerden daha fazla gelen bombardıman seslerinin sebebini bilmiyorlardı. Sonradan öğrendiler.
Yaşananlar bundan sonraki süreci de etkileyecek, silahlı muhalefetin bu hezimeti, diyalog masasına da yansıyacaktır.
Muhalefet, ordunun zayıf düştüğü, dış baskıların, askeri müdahale tehditlerinin olduğu zamanlarda bile ödün vermeyen hükümetle müzakerelerinde artık şartlarını yüksek tutamayacak, Amerika ve müttefikleri ise Suriye konusunu bir kez daha gözden geçirmek zorunda kalacaktır.
Bu yenilgi birilerine ders olacak, devrimin dayatmayla değil ancak halkın istek ve desteğiyle gerçekleşeceğini artık anlayacaklardır.
İşte böyle kaybettiler onurlu insanların ülkesinde onursuzca ölenler…
İşte böyle yazamadılar “Büyük Şam Destanı”nı.