Sevra Baklacı
Yanlış hesap Kahire’den döndü
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58
İktidara geldiği günden bu yana hem din hem de siyaset konusunda ne kadar cahil olduğunu gösteren Mursi gitti… Mısır’da kurulan “Müslüman Kardeşler” adlı dinsel siyasi örgüt, yine Mısır’da çökmüş oldu...
Aylar önce misafir olduğum Şamlı bir ailenin evinde panjurun üzerine asılmış Beşar Esad’ın dev bir resminin hemen altından sızan güneşin beni rahatsız ettiğini fark eden evin annesine, aslında resmi kastederek ama tepkisini de ölçme isteğiyle “Esad’ı indirmek gerek” deyince gözlerini fal taşı gibi açıp alt dudağını ısırarak “Aman Allah korusun, ağzından yel alsın!” demişti. Beklediğim tepkiyi veren anne, “Esad’ı indirmek isteyenler kendileri inecek, göreceksin” demişti.
Gidenler Esad’ı devirmek istedikleri için gitmediler elbette ama Suriye halkının isteklerini göz ardı edenler, kendi halkının isteklerini de göz ardı edenlerdi.
Demokrasinin pek gelişmediği Mısır gibi bölge ülkelerinde halk kitlelerinin masum ve meşru taleplerinin “Ekmek, barış, özgürlük ve daha çok demokrasi” olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak küresel güçler, halkların bu potansiyelini kullanarak emperyalist çıkarları doğrultusunda bölgeyi yeniden restore etmek üzere harekete geçtiler ve bu amaçla bölge halklarına kendilerinin tasarlayıp biçtikleri “ılımlı İslam ve demokrasi (!)” gömleğini giydirmeye çabaladılar. Emellerine ulaşmak için de birçok yöntem kullandılar.
Sözünü ettikleri ılımlı İslam ile demokrasi ve özgürlüklerin yan yana ilerlemesinin mümkün olmadığını gördük. Siyasal İslamın, kendisi gibi olmayanı ötekileştirerek potansiyel düşman gibi görmeye başladığına şahit olduk, olmaya devam ediyoruz.
Mübarek’in devrilmesinden sonra Mursi’ye adeta hediye edilen iktidar, büyük bir halk hareketiyle başlayıp ordunun yönetime el koymasıyla Mursi ve Müslüman kardeşlerin ellerinden bir anda kayıp gitti.
Mursi’nin gidişine tam olarak darbe demek de zor, devrim demek de. Halkın ihtiyaçlarını karşılayacak gerçek demokrasiye ulaşılamadığı için devrim değil, askeri müdahalenin (Mursi’nin ABD’nin desteği ile iktidara gelmesine rağmen) milyonlarca insanın direnişi sonucu olması sebebiyle de tam olarak darbe değil.
İstenen başında yer alan ismin değişip diktatörlük rejiminin baki kalması değil elbette. Ama halkın dikta rejimine karşı ayaklanabilmesi ve onu devirmesi en azından umut verici.
Mısır halkı, en azından kendi gücünü fark etmiş ve ettirmiştir. Mursi’nin Amerikancı olduğu halde ve Amerika’yı rahatsız edecek herhangi bir şey yapmadığı halde halkın isyanı sonucunda düşmesi önemli bir noktadır.
Halk tam anlamıyla istediğini elde etmiş olmasa da olaya “diktatör gitti, diktatör geldi değişen bir şey olmadı” diye bakmamak gerektiği fikrindeyim. Mısır halkının mücadelesinin burada biteceğini düşünmüyorum çünkü. İstemediği lideri indirmesini bilen halkın, istediği lideri de başa getireceğine inanıyorum. Alternatif yaratılamadığı için rotasından sapan devrimin günü geldiğinde tamamlanacağı, Mısır’da son sözü yine o halkın söyleyeceği konusunda umutluyum. Halk attığı sloganlarla da taleplerinin hiç birinden vazgeçmeyeceğini acilen erken seçime gidilmesini, halkına düşman olmayan bir lideri işbaşına getirene dek devrimin devam edeceğini belirtti.
“Yanlış hesap Bağdat’tan döner” derler.
Evet, yanlış hesap önce Bağdat’tan döndü. Sonra Şam’dan, Kahire’den…