Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sevra Baklacı

Şam

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59

Şam’ın caddelerinden birinde yürürken bir kamu binası ve önündeki askeri kontrol noktasının barikatlarını boyayan, kızlı erkekli bir grup gönüllü gençle karşılaştım. Gençler ellerinde fırçalar güle oynaya betonları Suriye bayrağının rengine boyuyorlardı... “Yardıma ihtiyacınız var mı” diye sordum, hemen bana bir çift eldiven ve fırça verdiler. “Bu işi ilk defa mı yapacaksın” diye soran genç kıza, “evet” cevabını verince bana boyaması daha kolay olduğu için siyah boya kutusunu uzattı ve hemen işe koyuldum.

Biz çalışırken araçlarıyla oradan geçen kimi insanlar kornaya basıp selam veriyor, kimileri başını camdan uzatıp güzel dualar ediyor, askerler ise işlerini yapıyordu...

Bayrağın en alt kısmındaki siyah rengi boyarken yakınımdaki 19, 20 yaşlarındaki gençle sohbet ediyoruz... Nereli olduğumu soruyor, Türkiye dediğimde “Aaa Türkiye mi? Ben Kürdüm, bizim Urfa’da, Mardin’de çok akrabamız var. Biz senle de akrabayız o zaman...” diyor. Sonra türkücü Ceylan’a getiriyor konuyu, onu ne kadar sevdiğini anlatıyor, o kadar dinliyormuş ki arkadaşları ona “Ebu Ceylan” diyorlarmış. Sonra bildiği Türkçe kelimeleri sıralıyor bana. Nereden öğrendiğini soruyorum, “Mustafa’dan” diyor ve Mustafa’ya sesleniyor.

Mustafa, Halepli bir Türkmen’miş, yanıma geliyor. Bir yandan çalışıyor bir yandan Türkçe sohbet ediyoruz onunla. Türkiye ile Suriye arasında gerginliğin üst noktaya geldiği sıralarda iki ülke arasında savaş çıkma ihtimalinin onu ne kadar endişelendirdiğini anlatıyor... “Bir yanda doğup büyüdüğüm ülkemin insanları, diğer yanda soydaşlarım, ben kiminle savaşacak, kimi öldürecektim” diyor...

Sonra yanımıza biri başka genç geliyor, Mustafa benim için “Sevra Türkiyeli, akrabam yani” diyor. Tartuslu olduğunu öğrendiğim genç, Türkiye’nin hangi ilinden olduğumu soruyor, “Hatay” değince “o zaman akrabayız” diyor o da...

Kürt, Türk, Arap... Bu topraklarda yaşayan halkların hepsi akraba gerçekten de. Türkiye’de ne Suriye’de de bu akrabalar arasında sorun yok aslında... Kardeşi kardeşe düşüren ise devletlerin izlediği siyaset... Bunun en iyi örnegi ise kendi çıkarları uğruna hakları kullanarak nefret tohumları eken, her yaptığı açıklamada halkı bölen Recep Tayyip Erdogan...

Dünyanın Suriye’den alacağı pek çok ders var aslında. Bunlardan biri güçlü olmanın, ayakta durmanın sadece silahla değil, ülkedeki insanlar arasında Suriye’de tanık olduğum gibi birlik beraberlik atmosferinin oluşturulmasıyla sağlanacağıdır.

24 milyon nüfuslu küçük bir ülke olan Suriye, İsrail’in de itiraf ettiği gibi dünyaya karşı savaşıyor. Dünyanın Suriye’ye karşı yürüttüğü bu kanlı komployu başarısızlığa mahkum eden şey ise tam olarak, insanlar arasındaki bu sevgi, bağlılık ve hoşgörü...
Burada gönüllü gençleri her yerde rastlamak mümkün... Kimi zaman kamu binalarını boyarken görüyorsunuz onları, kimi zaman çevre temizliği yaparken, parklara çiçek ekerken. Hatta meydana gelen patlamalardan sonra enkazı temizlerken... Onları gördükçe Suriye’nin her daim hoşgörü yurdu kalacağına ve bu krizi zaferle atlatacağına olan inancım daha da artıyor...

İşimizi bitirdikten sona, ertesi gün işe devam edilecek yeni yeri ve saati öğrendikten sonra dağilıyoruz…

Sevra Baklacı 'ın Son Yazıları