Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sevra Baklacı

Kötülüğün sınırlarını aştılar

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54

Sevra Baklacı'nın “Kötülüğün sınırlarını aştılar” başlıklı yazısı 7 Nisan 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Kapitalist sistemlerde siyasetin pratiği kötülük üzerine kurulmuştur. Fakat her şeye rağmen bu kötülüğün aşılmaması gereken sınırları vardır. Ya da olmalıdır.
Ancak günümüzde Suriye’deki krizde aktif rol oynayan ülkelerin politikalarına baktığımızda, kötülüğün sınırlarını çoktan geride bıraktıklarını görebiliriz.

Kötülük üretilirken beraberinde gelen açıklamalar ise öyle değişken ve tutarsız ki… Neredeyse sabah yapılan açıklamada söylenenlerin akşam aksini söyleyen açıklamalar yapılabiliyor.

Mesela Fransa. Fransa, uluslararası platformda muhalefeti aleni olarak silahlandıracağını söyledi önce. Sonra geri adım atarak silahlandırmadan vazgeçtiğini söyledi. En son, tekrar, muhalefeti silahlandıracağını söyledi… Tekrar ne zaman geri adım atacağı bilinmez.

Öte yandan ABD, “muhalefeti” silahlandırma ya da onlara ağır silahlar verme konusunda yine tutarsız açıklamalar yapıyor Suriye’de uçuşa yasak bölge düşündüğünü-düşünmediğini, askeri müdahale ihtimalinin olduğunu-olmadığını, silahlı militanları eğittiğini-eğitmediğini söylüyor. Bir yandan El Kaide’ye tabi Nusra Cephesini terör listesine ekliyor ama diğer yandan sadık müttefiklerinden bu cepheyi aleni olarak destekleyenlere hiçbir tepki göstermiyor.

Ülkemiz hükümeti ise Suriye halkına karşı yürütülen bu uluslararası kötülük yarışında geride kalmamak için elinden geleni yapıyor.

Başbakan, Suriye halkının yaşadığı acılara bir yandan gözyaşı dökerken, öte yandan bu acıların temel nedeni olanlara ülkesinin sınırlarını ve topraklarını ardına kadar açmaktan geri durmuyor. Bir yandan Suriye halkı(?) için Kızılay aracılığıyla bağış topluyor, öte yandan Suriye halkının buğdayına, ekmeğine varıncaya kadar yağmalıyor.

BM Suriye Özel Elçisi El İbrahimi, muhalefeti silahlandırmayı çözüm olarak görmediğini söylerken, silahlandırmaya karşı önlem almak için en ufak bir çaba harcamıyor.

Sorsanız tüm dünya Suriye’de yaşanan krizin bir an önce çözülmesini istiyor ama çözüm bir yana, krizi büyütmek ve sona ermesini engellemek için olağanüstü çaba harcıyor.

Buna ilişkin örnekler sayısız olup, bana göre kötülükte en büyük pay emperyalistlerin ucuz birer aracı olan Araplara (özellikle körfez Arapları) düşüyor. Onlar en başından beri barışçıl çözümden yana olduklarını söylerken, çözüme yönelik bir ışık farkettiklerinde engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Öyle ki, meşru ve bağımsız bir ülke olan Suriye’nin, kurucusu olduğu Arap Birliği’ndeki sandalyesini “muhalefet”e (muhalefetin dahi tamamını temsil etmiyorlar) veriyorlar.

Arap ülkelerinden bazıları tarafsız görünmeyi tercih ediyor. Ancak kendi sınırlarını kontrol etmek istemiyor, böylelikle bu sınırlar silah ve silahlı çeteler için bir geçit haline geliyor.

İsrail’in “En iyi Arap ölü Araptır” sloganını Suriye için özelleştirerek “En iyi Suriyeli ölü Suriyelidir” şekline dönüştürüp ona göre hareket eden Araplar, Suriye’de daha çok kan dökülmesi için ellerinden geleni yapıyor.

Sonuç olarak, tüm bu kötülük sahipleri Suriye’de krizin uzaması için ne gerekiyorsa yapıyorlar.

Sevra Baklacı 'ın Son Yazıları