Sevra Baklacı
Hiç görmeden sevdim
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:48
Sevra Baklacı'nın “Hiç görmeden sevdim” başlıklı yazısı 20 Ocak 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İnsan hiç gitmediği, görmediği bir şehri sever mi? Ben seviyorum. Gidip görmeden sevdiğim şehir: Halep.
Yakından tanıdığım Halepli insan da yok. Ama insanlarını da seviyorum.
Bir süre önce Halepli yaşlı bir çiftle sohbet etme fırsatım oldu.
Hatay’da güzel konuşan, tatlı dilli olan insanlar için “Halepli gibi konuşuyor” derler. İşte tam da bu sözün hakkını veren bir çiftti.
Kanada’da yaşayan kızlarının yanına gitmiş, on gün kalıp dönmüşler. Kızları bir süre daha, en azından durumlar biraz düzelene kadar kalmaları için çok ısrar etmiş. Kalmamışlar.
Adam, “buraları çok özledik, on gün on yıl gibi geldi” dedi. Kadın “ölürsek vatanımızda ölmeliyiz” dedi.
Halep’i sordum. “Nasıl anlatılır ki, güzelim şehirde vurulmadık bina kalmadı, yüzlerce fabrika çalışmaz hale getirildi, yağmalandı. Savaş kentimizi yerle bir etti…” dediler.
Fark ettim, anlatırken bile acı cektiler.
Kadın çantasının koluna bağladığı eşarbı gösterdi. Riskli yerlerden geçerken “yaşama şansı artsın diye” başını örtüyormuş. “Özgürlüğümüzü çaldılar” dedi.
Haleplilerin ne kadar vatansever olduklarını duymuştum. Savaşla birlikte bunu pratikte de bariz bir şekilde görmüş oldum...
Çok direndiler... Arabıyla, Ermenisiyle Kürdüyle hep beraber direndiler. Olayların başından itibaren silahlı grupların kente girmelerine izin vermediler. Onları orada barındırmadılar.
Dışarıdan gelen bu gruplara karşı direnmek için silahlandılar…
Bugün Halep’te özellikle Sünnilerin “ÖSO” militanlarına karşı savaştığı ve bunların arasında kadınların da olduğu biliniyor.
Halepli aileler mecbur kaldıklarında şehir veya ülke içinde yer değiştirdiler ama kolay kolay ülkeyi terk edip başka ülkelere sığınmacı olarak gitmediler.
Şimdi işte bunun için cezalandırıyorlar Haleplileri …
Halep Üniversitesi’ne yapılan ve onlarca öğrenci ile birlikle evsiz kaldıkları için yurtlara sığınan ailelerin de hayatını kaybettiği saldırıların sarsıntısını üzerimden atamamışken bana Türkiye’den bir mesaj geldi. “Esad Halep üniversitesini vurmuş, hala seviyor musun onu?”
Medya hakikatı değiştirmeye devam ediyordu, biliyorum. İzleyip inanan herkesin kötü niyetli olmadıklarını da biliyorum… Ama bazen insanların düşünme yetilerini kaybettiklerine inanıyorum ve bu beni çok korkutuyor.
Tek bir soru, “bu saldırıların yönetime ne gibi bir faydası olur” sorusu, saldırıları kimin yaptığına götürebilir bizi. Soruyu farklı şekillerde sormak da mümkün.
Benim veya Suriyeli olmayan herhangi birinin Esad’ı sevip sevmemesinin de hiçbir anlamı, önemi yok. Önemli olan halkının sevip sevmemesi.
Peki halkı seviyor mu? ABD’nin “2014 seçimlerinde Esad’ın aday olmaması”nda ısrar etmesinin anlamı nedir sizce? Madem halkı Esad’ı sevmiyor bıraksınlar da halk seçimlerde Esad’a unutamayacağı bir ders versin… Esad’ın seçimleri alacağını çok iyi biliyorlar…
Bilirler bilirler elbette...
Barışın, sürekli bir savaşın kısacık molaları haline geldiği Ortadoğu’da bölgenin emperyalizme meydan okuyan ülkesi Suriye’den, Suriye’nin kalbi Şam’dan yazacağım.
Güncel gelişmeleri, sokağın sesini ve insan hikayelerini…
Bana bu imkanı veren soL ailesine teşekkürlerimle.