Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sevra Baklacı

Diz çöktürme politikası: Sefalet

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56

Sevra Baklacı'nın “Diz çöktürme politikası: Sefalet” başlıklı yazısı 26 Mayıs 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Arkadaşımla birlikte Eski Şam’da bir pizzacının önünde oturuyoruz. Yanımızdan insan kalabalığı geçiyor. Bir yandan da ordunun terör karargahlarına yönelik bombardıman sesleri geliyor, sesler arada şiddetlense de kimse oralı olmuyor.

Uzun boylu, zayıf bir kadın elinden tuttuğu küçük bir kız çocuğuyla beraber, biraz tereddüt eder bir halde, yanımıza yaklaşıyor. Masada duran pizzaları işaret ederek “tek bir dilim satarlar mı acaba?” diye soruyor. Arkadaşım buradan alın diyor ve kendisiyle kızının eline birer dilim tutuşturuyor. Ben kadının yüzüne bakıyorum. Sanırım hayatımda gördüğüm en mutsuz yüz... Kadın “her şey ateş” diyor kısık bir sesle ve teşekkür ediyor...

Arkadaşım bana dönüyor, bu dilenci değil biliyor musun? Halkımız çok fakirleşti, diyor... Dilenci olmadığı, mutsuzluğu kadar açıktı...

Davutoğlu, geçen yılın Kasım ayında Suriye’ye uygulanacak yaptırımları açıklarken “Bu önlemlerin kardeş Suriye halkını olumsuz etkilememesini teminen ilgili bakan arkadaşlarımla son derece titiz bir çalışma yürüttük” diye bir cümle kurmuştu.

Davutoğlu ve bakan arkadaşlarının “titiz çalışmaları” Suriye’yi harabeye çevirirken insanları fakirleştirerek terörün acımasız ellerine bıraktı.

“Suriye Dostları” gibi safsata bir kavramla dünyayı aptal yerine koyan AB, ABD, AKP ve Arap Birliği’nin gayri insani yaptırımları nedeniyle halk büyük baskı altında...

Özellikle Halep’te fabrikalar vurulduğu, yağmalandığı için üretim neredeyse durmuş vaziyette. Dolar almış başını gidiyor, krizin başından bu yana üçe katlandı.
Ülke ekonomisinde en önemli gelir kaynaklarından biri olup kriz öncesi yıllık ortalama 5-6 bin milyar dolar gelir sağlayan turizm sıfırlandı.

Tarımsal üretimde büyük bir düşüş oldu. Üretimin yapıldığı yerlerden büyük merkezlere ürün taşınabilmesi de ayrı bir sorun oldu.

Ortalama 4-5 kat artan fiyatlar yüzünden gıda eksikliği çekiliyor. Göçenler, işyerlerini kapatmak zorunda kaldı. Böylece vergi gelirleri de çok azaldı.

Daha önce Irak’ta da benzeri uygulanan yaptırımlar sebebiyle hastanelerin tıbbi ihtiyaçlarını karşılayamaması, ithal edilen bazı ilaçların alternatifinin bulunamaması büyük sıkıntılar yarattı.

Petrol boru hatlarının vurulması, mazot taşıyan tankerlerin yakılması, ülkede benzin ve mazot kıtlığı yaşanmasına sebep oldu.

“Suriye’deki insan hakları ihlallerine seyirci kalamayız” diye ağlayanlar tarihin en acımasız insan hakları ihlallerini gerçekleştirdiler.

Yakınları öldürülen insanlarda psikolojik rahatsızlıklar oluştu. Binlerce yaralı ve sakat insan var ve savaş bitse dahi gelecekte bunların durumları büyük sorunlar yaratacaktır.

Katliam, fidye, yağma, suikast, tecavüz... Bunlar halkın bilmediği şeylerdi, şimdi ise neredeyse günlük yaşamın bir parçası haline geldi...

“Suriye yönetimine karşı uygulamayı öngördüğümüz önlemlerle ilgili gözettiğimiz temel ilke, her şeyden önce Suriye halkının incitilmemesine, yönetimin hatalarından dolayı halkın eza ve cefa çekmesine mahal verilmemesidir” demişti Davutoğlu... Ülkenin geldiği nokta ise bu...

Suriye’nin refah seviyesinin savaş öncesi durumuna ulaşmasının uzun vakit alacağı muhakkaktır. Ancak cezalandırılan Suriye halkı, tüm yaşananlara rağmen olağanüstü bir dirençle dik durmaya devam edecektir.

Kuseyr başarısından sonra Suriyelilerin gözleri güvenle orduya bakıyor ve daha çok başarı bekliyor...

Sevra Baklacı 'ın Son Yazıları