Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sevra Baklacı

Çocuklar savaşın gerçek kurbanı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Sevra Baklacı'nın “Çocuklar savaşın gerçek kurbanı” başlıklı yazısı 28 Nisan 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

2011 yılının Mart ayından bu yana Suriye’de yaşanan çatışmaların en büyük kurbanları çocuklar… BM’ye göre, Suriye’de şu ana kadar yaşamını yitiren çocukların sayısı yaklaşık 5 bin.

Suriyeli çocukların küçük bedenleri kimi zaman patlamalarda paramparça olurken, kimi zaman keskin nişancıların hedefi oluyor…

Size 3 çocuktan bahsedeceğim: İlki 10 yaşında bir kız çocuğu. Filistin asıllı. Yaklaşık bir ay önce babasıyla beraber Şam’ın Abbasiyin Meydanı’nda yürürken bir keskin nişancının hedefi oluyor. Kurşun belinden girip diğer taraftan çıkıyor. Günlerce yoğun bakımda kalıyor, defalarca ameliyat oluyor. İç organları iltihap kapıyor… Ailesi, onun katlandığı acıya dağ dayanmazdı, diyor. Şu anda hayati tehlikeyi atlatsa da, o anın şokunu atlatamıyor.

Diğer çocuk, 7 yaşında bir oğlan. Bir gün okul çıkışı 10 yaşındaki abisiyle eve doğru giderken, abisi gözlerinin önünde kurşunlanıyor. Yine ağır bir travma yaşıyor. Okuma yazma öğrenmesi gerekiyor ama ailesi o günden bu yana onu okula gitmeye ikna edemiyor.

Üçüncüsü yine oğlan, 8 yaşında. Babası kayıp. Onu çok özlüyor... Evlerini terk etmek zorunda kalmışlar. Küçük bir evde, akrabaları olan 2 aileyle birlikte yaşıyorlar. Birçok şeye anlam veremiyor... Ona tekrar esas evine dönmek isteyip istemediğini sorduğumda, gözleri doluyor.

Suriyeli bir öğretmen arkadaşım ise hikaye yazmalarını istediği minik öğrencilerinden birinin şunları yazdığı anlatıyor:

“Dünyanın bir yerinde çok güzel bir orman varmış. Bu ormanda çeşit çeşit canlılar kardeş gibi yaşarmış… Bir gün ormana eli baltalı çirkin mi çirkin adamlar gelmiş. Ormanın ağaçlarını kesmek, çiçekleri koparmak, kuşların yuvalarını bozmak istemişler. Ancak orman sakinleri bu adamların karşısına dikilmiş ve ‘bu ormana giremezsiniz, dünyada bir sürü ormanı mahvettiniz zaten’ diye azarlamışlar. Eli baltalı adamlar bu duruma çok öfkelenmiş ve ormana dalmışlar. Tavşanların kulaklarını kesmeğe, kuzuların kafalarını koparmaya, ceylanların ayaklarını bedenlerinden ayırmaya başlamış ve diğer canlıları göç ettirmeye çalışmışlar. Ormanda hayat giderek kötüye gitmiş. Orman sakinleri, aslan’ın (Arapçası Esad) etrafında toplanarak eli baltalı çirkin adamlara karşı birlik olmuş ve onlara karşı mücadele etmeğe başlamışlar. Ama bir gün ormanda ağaçlar yeniden yeşerecek, çiçekler açacak, kuşlar yuva yapacak, ormandaki canlılar barış içinde yaşayacaklarmış…”

Bu, Suriyeli bir çocuğun hikayesi. Gelelim bizim bazı büyüklerin hikayelerine… Suriye’de çocukların yaşadıklarınn asıl sebebi olan güçlere hizmet eden birçok basın ve yayın organı 23 Nisan’da Suriyeli çocuklardan bahsetti.. Propagandalarında bu sefer çocukları kullandılar.

“Esed güçleri” çocukları öldürüyormuş...

Farz edelim ki öyle… Ya savaştan kaçıp Türkiye’deki kamplara sığınan kız çocuklarına yine “Esed güçleri mi tecavüz ediyormuş? Fuhuşa onlar mı zorluyor veya onlar mı körfez ülkelerinden gelen zengin erkeklere satıyormuş?

Onların “Esed güçlerinin” zulmünden kaçığını söylüyorsunuz, peki siz niye onlara ikinci defa zulmedilmesine göz yumuyorsunuz? Bunlardan niye bir kez olsun bahsetmiyorsunuz?

“Muhaliflerin” çekinmeden itiraf ettikleri gibi “çocukları silahlandırıp onları ön cephede savaştırdıklarından, çatışmalarda kalkan olarak kullandıklarından” niye hiç söz etmiyorsunuz?

Önceden kaydettikleri, yardım isteyen çocuk ve kadın seslerini kullanarak, yardıma koşan askerleri pusuya düşüren “muhaliflerin” sınırları zorlayan bu yeni taktikleri bile askerin çocuk ve kadınlara zulmettiğini değil, aksine onları korumaya çalıştıklarına açık bir kanıt...

Ama siz istediğiniz kadar hikaye anlatın, “Bir gün ormanda ağaçlar yeniden yeşerecek, çiçekler açacak, kuşlar yuva yapacak, ormandaki canlılar barış içinde yaşayacaklarmış”…

Sevra Baklacı 'ın Son Yazıları